Yükleniyor...
Farmet Teknoloji, Phanes, coskun, Ercan_Usta, sezgin64, caponali

Go Back   Farmet Forumları > Profesyonel Defineci Bölümü > Profesyonel Defineci Sorumlulukları

Beğeni şeması2Beğeniler
Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
  #21  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Kaliteli bütün profesyonel cihazlar antik dönem pişmiş ve aşırı mineralli tuğlaya sinyal verirler... Manual toprak ayarında ilk aşamada ......da sinyal veriyor zaten... Tuğla üzerinde toprak ayarı yapman yani tuğlayı, cihazdaki faz yerinden kaydırman gerekiyor ve tuğlaya artık sinyal vermiyor.. Tuğlaya sinyal vermiyor derken, tuğlayı yok ettiğinde tekrar ötmemesini kast ediyorum....Yani tuğlayı yok edebiliyorsun bazı cihazlarda demek!

İlk aşamada tuğlaya sinyal vermeyen otomatik toprak ayarlı basit vlf cihazların derinliklerinin çok aşırı sığ olduğunu ve dahası tuğlanın altından asla paraları almadıklarını da belirtmeme gerek yok sanırım.. Ben bunlara oyuncak diyorum ve kötü makina diye bunları kastediyorum...

o lafı söylerken Pulse sistemleri kastediyorum... Pulse sistemlerde delay ile tuğlayı veya minerali reddettiğinde altının sönüm süresi düşük olduğu için, ilk altını yok etmiş olursun... Bu da pulse sistemlerdeki olay ve diğer bahsi geçen konularda hep pulse sistemler üzerine tartışıldığı için özellikle "pulse sistemlerin tuğlaya ötmesi" diye özel bir tabir kullanma gereği duymadım..

bu şekilde tek parada muazzam derinlikleri oldukça sık duyarız,aslında anlatanlarında çoğu duymuştur

ama şöyle bir durumda var alınan sinyali tam olarak noktalayamayan kişiler açtıkları çukuru tam olarak ta noktalayamamış olurlar,hal böyle olunca hedef askıda kalmış olur,dolayısıyla başlığıda çukurun içinde sallıyamıcağından çukuru genişletmek ve derinleştirmek zorunda kalırlar,bu işlem sırasında askıda olan hedef çukura düşerek toprakla dışarı çıkartılır,işte tamda bundan sonra yaygara kopar vaaay be 70cm den çıktı

Manuel ayar daha profesyönel bi ayar oldugu icin bunu hava testinde degilde direk toprakta kullanmanı tavsiye ederim.Cihaz ev ortamları elektrik yönünden zengin oldugu icin GAİN de fazla acıldıysa bu yüzden susmamıştır...Genelde ev içlerinden elektrikli ürün ve yüksek gerilim gecen yerlerde cihazları acmayı ve kullanmayı cihazların ömrü acısından tavsiye etmiyoruz.Özellikle yüksek gerilim hatlarından uzak durun.Saygılar.

Arkadaşlar dedektör işi biraz da kapasite meselesidir. Siz Dünya'nın en iyi cihazını da alsanız, kapasiteniz yoksa o iş gerçekten olmaz. Zorlamanızın anlamı yok.
2 düğmeli dedektörün bile bir ahengi, kullanım şekli vardır. Dedektörün yapacağı bellidir, ama kullanıcının yapacağı tamamen kendini adapte etmesi ve yeteneği ile ilgilidir. O yüzdendir ki kapasiteniz yoksa, sadece forumları takip edin, bu işe hiç girmeyin.

Yani demek istediğimiz, makina almadan önce kendinizi bir tartın. Bu işi yapabilecek misiniz? O yetenek ve kapasite ve dahası azim var mı? Zamanınız var mı yoksa sadece ayda 1 kere araziye mi çıkıyorsunuz diye bir gözden geçirin. Sonra ne kendinizi ne de başkalarının canını sıkmayın.

Sözü uzatmayalım, arkadaşlar makina işi ciddi iş. Para verdiğiniz kadar emek de vermelisiniz. Zaman ayırmalısınız. Örneğin Uşak'tan Stinger2 kullancısı Sezgin Bey veya Muğla'dan Bayram veya Van'dan Kemal Bey'in eline Stinger2'den başka makina verin asla kullanmazlar. Stinger2 ile yaptıkları ortada ve asla başka makina kullandıramazsınız. Ama bir başkası gelir memnun olmaz, kullanamaz. Adamlar aylarca makinayı çözmek için dağ bayır dolaşıp verim almaya çalıştılar. Ayda 1 kere araziye çıkıp böyle bir makinanın dilinden anlamak için süperman olmak gerekiyor.
Yine aynı şekilde bir başkası Lorenz de Lorenz der, ondan memnundur. Ama ona bakarak Lorenz X3 alan bazı müşteriler örneğin, 1 ay içinde makinalarını da satılığa çıkardılar. Neden peki? Emek vermek istemiyorlar. Hemen kullanıp işimi göreyim derdindeler


Diğer bir örnek, Isparta'dan Hami ve Durmuş abinin grubu sürekli yeni çıkan Farmet X1 serisini alır kullanır başka tektek makinası kullandıramazsınız.Xs Pro'sundan, X1 Pro'suna kadar grubunda en az 20 tane makina var. Aynı şekilde Konya'dan Mustafa Bey'in grubu da Farmet grubundan başka bir makina asla kullanmıyor ve etrafında en az 50 tane X1 kullanıcısı var.

Bunlar yüzlerce müşteriden sadece bazı örnekler. Kısacası, kullanabilen nasıl kullanıyor? O yüzden biraz da kapasite, azim ve zaman ayırma meselesi. Bunlardan birisi yoksa zaten bu işi yapmanın anlamı yok.

okm ve diğer cihazlar radar değildir. kesinlikle resmi arkeolojide kullanılmazlar. GPR,EM,pulse,vlf, gravite ve geometrics firmasının ürettiği elektromanyetik cihazlar kollektif kullanılır.


GPR'ler şu var bu var demez. Anomali der. Hiperbolun veya kırılmanın şekline göre ise farklı anomaliler var denir.
GPR'nin çalışma prensibi budur.

GPR yorumları öyle hemen haybeye yapılabilecek image dosyasından okuyarak yorumlanacak kadar kolay değil. Bir defa çalışılan ortam, çalışılan anten, yazılımın özelliği vs en basitinden bilinmesi gerekir. Hiç değilse çalışılan ortamın bilinmesi gerekir.

Bunu neden diyorum? Buradaki veri yığmada alındı. Resimlerini de gönderdim Msn'den. Şimdi yığmada alınan böyle bir anomali için fay kırığı demek mantıklı mı? Onu geçtim, bakın 2D görüntüde sol tarafta bilen için metraj bilgisi yazıyor. Ne yazıyor? 1.5m'den başlayan bir anomali. Pekala yığma yapan insanlar 1.5m'ye bu fay hattını nasıl koymuşlar?
Hadi yığma olmadığını düşünelim(bilmeyen için), 1.5m derinlikten fay hattı geçtiği nerede görülmüş?


Ground penetrating radar yani GPR olarak kısaca söylenen cihazlar aynı zamanda georadar, yeraltı radarı, yeryüzü dinleme radarı gibi isimlerle de anılırlar. Bu cihazlar dağılmayan(saçılmayan) elektromanyetik jeofizik teknikleri ile yer altı araştırmalarında, yer altının görüntülenmesi ve karakteristiğini ortaya çıkarmada kullanılır.

Kayıp nesnelerin bulunması, çevresel ortamların analizi ve görüntülenmesi, tarım, arkeolojik araştırmalarda, adli araştırmalarda, patlamamış savaş bombalarının bulunmasında, su araştırmaları, madencilik, buz kütlesi araştırmaları, mağara ve tünel bulma, karst tespiti vb konularında çok geniş kullanım alanı vardır.

Bu cihazlar, yüzeyde sürüklenerek ya da arabaya takılarak ya da tüplü uzun antenleri ile ya da uydulardan ve uçaklardan kullanılabilir. Dünya’daki tüm jeofizik yöntemler arasında en iyi çözünürlük verebilen sistemlerdir. Öyle ki çözünürlük anten seçimine göre cm’lere bile inebilmektedir.

Çözünürlük, dalga boyunun kontrolünde yayılan elektromanyetik dalgalar ile belirlenir.
Anten frekansı ne kadar yüksek ise çözünürlük de o kadar iyidir(kısa dalga boyu).
Derinlik olarak GPR’ler 1m ve azından(killi topraklarda), 5400m’lere ulaşabilmektedir(kutup bölgelerinde).
Derinlikler anten frekansının düşük olması ile artarken çözünürlükler düşmektedir.
Tipik derinlikler kilsiz ve sadece su olan ortamda 30m gibidir.

Araştırma derinlikleri ve çözünürlük, iletkenlik kayıpları, suyun içindeki dialektrik gevşemeye, kil-su mineral etkileşimindeki elektrokimyasal reaksiyonlara ve nadir de olsa demir içeren minerallerdeki gevşeme kayıplarına bağlıdır.

Yer altındaki objelerin tespit edilebilme olasılığı da objelerin boyutuna, şekline ve uygun anten seçimine ve frekans aralıklarındaki gürültü ve parazitlere bağlı olarak değişir.

Uydu ile neler yapılabileceği bu forumda ayrı bir konu başlığı altında işleniyor. Gerçekten de harika bilgiler var. Uydudan 17m derinliğin görülmesi hatta 3D olarak görüntülenmesi olayları kurgudan ibarettir. Hayaldir.

Uydu frekansları çok yüksektir. LNB'yi bilirsiniz. Uydu antenlerin ucuna takılan alet... O da uydu sinyallerini alır ve receiver ile işlenir. o LNB'nin önüne elinizi koyduğunuzda görüntü kaybolur. Yani uydudan gelen yüksek frekans elinizi bile geçememektedir ki nerde kaldı toprak gibi büyük bir engeli geçsin!!!..

Uydudan veya uçak-helikopter ile infrared veya ultraviole, termal kameralar ile sonuçlar alınabilir. Ancak bunlar da toprağa nüfuz edip 17m derini 3D olarak göstermezler. ısı farklılıklarını yüzeyde oluşan anomaliyi gösterirler...

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Sudan'da tek tip başlık kullanıyorlar. Monoloop. Nedeni? Altına daha hassas olduğundan dolayı. Ayırım yok tabi.

Pulse makinalar sabır, akıl mantık işidir. Heryerde istediğiniz gibi kullanılmaz. Çok iyi ayırım yapmaz. Ayırımı derinliğe bağlı olarak müşteriye bırakır. Bu tüm pulse cihazlarda böyledir. Bunları gözönüne almadan ne Lorenz X3 ne Lorenz X5 ne de Royal vb almayın.

Üzüm salkımı Yunandır... Mermer üzerinde sütun başında vs.. bir kesme taş üzerinde üzüm salkımı görürseniz Yunan dönemine ait olduğunu anlayabilirsiniz... ve yüksek ihtimalle ( helen ) Balık Roma dır.. Her hangi bir taş,mermer veya kap,eşya üzerinde balık görürseniz Roma ya ait olduğunu anlayabilirsiniz... Eşkiya ile bunların alakası yoktur... ... Savaş kapısına dayanmış parasını saklayıp bide üzüm balık vs.. mi çizecek . Hem nerde onu saklayacak şahısta o ustalık o sanat...


Üzüm salkımı roma mıdır yunanmıdır?...Öncelikle üzüm salkımı neyi simgeler?Neyi anlatmaya calısır bizlere?Üzüm salkımı ve asma yaprakları sarap ve eğlence tanrısı Dionysos un simgelerinden birisidir.Yunan döneminde agırlıklı olarak içki kaplarında ve bazı vazo formları üzerinde sıkca karşılaşırız bu motifle.Ve bu motiflerin oldugu sahnelerde genellikle satyr ve menad resimlerine rastlarız.Bunlar eglence ve sarap tanrısı dionysos un müritleridir yunan mitolojişsine göre.Bunlar normal insanlar gibi resmedilmelerine ragmen ek olarak kuyruklu resmedilmişlerdi.Kulaklarının ucları sivridir.Erkekleri kel olarak resmedilmislerdir.

Roma döneminde bu gelenek devam etmis ve agırlıklı olarak taş ve mermer işciliginde kendini göstermiştir.Yunan tanrısı dionysos roma döneminde bakhos olarak adlandırılmıstır.Yani dionysos un romadaki karsiligidir.İşte bu nedenledirki üzüm salkımı roma dönemindede kullanılmıştır.Yine üzüm salkımı ve üzüm yaprakları içeren girland motifi sıkca olarak lahitler üzerinde görülürler.Ayrıca bu motifler silindirik formdaki sunak taslarının yan yüzlerindede görülmektedir.

Tüm bu anlatıgım bilgiler cercevesinde sadece üzüm salkımı nı ele alarak yunan yada roma demek biraz zordur.Diğer detaylarıda göz önüne alarak tarihlendirmek daha dogru olacaktır.Saygılarımla.

Bilgilendirme yaparken bence şunu göz önünde bulundurmaktada fayda vardır.... Yani Roma kimdir hangi tarihte Roma var olmuş hangi tarihte parçalanmış Yunan dediğimiz dönem nezaman Sona ermiş.. Helenistik dönem ile Roma nın bağlantısı nedir ? Roma nın zengin ve gösterişli dönemi hangi dönemdi... Yunan diye tabir edebileceğimiz üzüm salkımı romada kullanıldı ama hangi döneminde ? Ona bakarsanız Karya kuruluşlu bazı yerleşimlerde şehirlerde sonradan yaşamış olan Romalılar karya ya olan saygılarından ve geleneğini sürdürmek isteyen bazı romalılar Karya nın mezar sitilini kullanmadılarmı ?? Roma kimdir Yunan kimdir.. Dönemler neyi ifade eder.. vede en önemlisi Dönemler arasındaki asıl önemli ve bilinmesi gerekenler GEÇİŞLER dir..

Sonuç olarak.......... Yunan medeniyetinde kullanılmış bir çok ifade.. yapı.. gelenek vs.. Elbetteki Romada da yaşanmış yaşatılmıştır... Ancak Üzüm salkımı Asıl olarak Yunan dır... 2 farklı mermer sütun veya sütun başı düşünelim şimdi..... Biri Yunan biri de Roma dönemine ait olsun.. Her ikisinde de Üzüm salkımı kullanılmış olsun... Bu iki ayrı mermeri baktığında bu yunan buda Roma ya ait diyebiliyorken ben üzüm salkımı kime ait diye tartışması içinde değilimki


Roma konusuna gelirsek.
Anadoluda romalılar hiçbir zaman yaşamadıki.Sadece roma egemenliği altına giren eski halklar varlıklarını sürdürmüslerdir.Bunların başına vali vb yöneticileri atayan roma vergilerini almış ve romadan önceki halklar yasamına devam etmislerdir.Roma,helenistik yunan,klasik yunan,arkaik yunan gibi terimler arkeologlar tarafından verilmislerdir.Tabiiki önceki halklar ile gelen askerler valiler etkilesimde bulunmuslardır.Bunlar ister istemez kültür alışverişinde bulunmuslardır.Arkeologlar dönemlereadları verirken önemli olayları mihenk almışlardır.Örnegin iskenderin sahneye cıkmasıyla helenistik dönem baslar.Yine augustusla(cokda emin degilim)roma dönemi baslar

Bunun gibi olayları dönem gecisi olarak kabul eden arkeologlar bunlara göre terminolojik isimlendirmeler yapmışlardır.Ancak halkların geleneklerini bir anda değiştirmesi mümkün degildir ve olmamıştır da.Ve bazı şehirler geleneklerine sıkı sıkıya baglı kalmışlardır.Bunun en güzel örnegine Aydın ili çine ilçesi sınırları içersinde kalan Gerga antik kentinde görebilmekteyiz.Gerga yada gergas sanırın yunancada köylü(Yada köy) anlamına gelmekte.Aklımda öyle kalmış.Cok büyük bir alana yayılan bu yerlesme dagların zirvesinde ovaya hakim bir durumdadır.Buranın ahalisi dısa kapalı geleneklerine sıkı sıkıya baglı olarak yasamışlardır.Bunların gergas adını verdikleri kült heykellerine baktığımızda roma döneminde yapılmıs olmalarına ragmen arkaik heykel özellikleri taşımaktadırlar.AncakBu hewykelllerin üst kısmı arkaik özellik taşımasına ragmen ayaklarındaki sandaletler roma özelliği taşımaktadırlar.Yine gögüsleriinin üstündeki gergas yazısına baktıgımızda grek harfleri ile yazılı olmasına ragmen a harfinin karakteristik gelisimine baktiğimizda roma dönemine isaret etmektedir.Bütün daglara taşlara gerga yada gergas yazmistir burada yasayanlar.Yzey malzemelerine baktiğinizda roma canak cömlek kırıkları gözükmektedir.Ancak garip bir sekilde duvar işciliginde arkaik ve klasik hatta helenistik dönemin bosaj lı duvar yapıları görülmektedir.Cok ilginc bir kültürdür.Dıstan gelen yenilikleri kabul etmemis kendi içine kapalı bir yasantı sergilemislerdir.Bütün bunları bir ek bilgi olarak anlatmak istedim umarım ilgilenen arkadaslara bir kaynak olustrur.

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

MANUEL VLF DEDEKTÖRLER de %50 dedektör-%50 kullanıcı tecrübesidir

ÇEVRE FAKTÖRLERİNİ VE TOPRAKTAKİ MİNERALE GÖRE İNCE AYARINI YAPAMAZSAN O DEDEKTÖRLERİ BAŞARILI KULLANAMAZSIN TEKRAR SÖYLÜYORUM MANUEL VLF LER AYNI ESKİ TİP RADYOLARA BENZER ÇEVİRİRSİN TAM FREKANSI ince HASSAS YAKALADIĞINDA MÜZİĞİ HABERİ DİNLERSİN FAKAT BİR BAŞKASI AYNI RADYODA AYNI FREKANSI YAKALAYAMADIĞINDA CIZIRTIDAN BAŞKA BİR ŞEY DİNLEYEMEZ OLAY BU YANİ XP DEDEKTÖRLERİ OLSUN FARMET XS OLSUN FARMET X1 OLSUN FARKETMEZ SEN BU ALETİ HASSAS AYARINI YAPMAYI BECEREMİYORSAN AYNI MAKİNAYLA USTA KULLANICI SENİN ARKANDAN PARA TOPLAR SONUÇTA ARAZİ AYNI 2 DEDEKTÖRDE AYNI OLAY DEDEKTÖRÜ BAŞARILI KULLANABİLMEK ODA BİLGİSAYAR BAŞINDA DEĞİL ARAZİDE YILLARINI VEREREK TECRÜBEYLE OLUR

HER USTANIN BAŞARIYLA KULLANDIĞI BİR DEDEKTÖRÜ VARDIR BİR DEDEKTÖRÜ BEN BAŞARILI KULLANABİLİYORUM DEMEK İÇİN EN AZ 1 YIL O DEDEKTÖRLE ARAZİDE TECRÜBE ETMESİ GEREKİR FARMET X1 de FARMET XS de VE XP SERİLERİDE BAŞARILI ANALOG DEDEKTÖRLERDİR BAŞARININ DİĞER EN BÜYÜK %50 SİDE PROFESYONEL KULLANICIDIR YUKARDA ANLATMAK İSTEDİĞİM OLAYINDA ÖZÜ BUDUR AKSİNİ İDDA EDECEKDE BANA GÖRE BU HOBİYE YENİ BAŞLAMIŞ BİLGİ VE TECRÜBE BİRİKİMİ OLMAYAN ACEMİ BİRİDİR SAYGILAR....

Arkaik-Klasik / Dönemden sonra Helenistik dönem ve sonrasında ROMA da gelenek ve inanışlar değişmiştir... Bu değişen inançlarla birlikte Mezarların Soygun görme tehlikesininde farkındadır ROMA lılar...... Hepsinde değil... Bazı Karia Kuruluşlu şehir ve yerleşimlerin... devamında o yerleşimde var olan romalılar karia ya olan saygılarından ve geleneklerini devam ettirdiklerinden kaya ya oyma oda mezarı yaptıkları olmuştur... ancak bu istisna durum dışındaki tüm roma dönem oda mezarları Yer altında ve korunaklı biçimdedir

Mezarların işaretleri vardır bu bir gerçektir... Ancak arazi nin konumuna göre yapısına göre vede o mezarı inşa edenlerin kafasına ve aklına göre değişkenlik gösterir her işaret ve konum....... ULUSLAR ARASI BİR İŞARET DİLİ YOKTUR...

Şu bir gerçek ki, Küp içindeki metallerde(değerli metallerde) toprak altında havadaki gibi hiçbir cihaz çekmiyor

sen 2 mt ev temeli görmemişsin hiç.. 1.70 den çıkan çömlekleri.......


40 cm de bulacağın çömlekli para o dönemde savaş esnasında saklanmış... saklama dediğimiz paradır..

60 cm de istisnai bir durum yoksa dozer vs... yeri sürümediyse çıkan para genelde arkaik dönem yunan ev yataklarında çıkacak derinliktir... Arkaik ev yatakları çok aşırı derin olmaz.. 80 cm derinliğide yine Arkaik yerleşim ev yatağı kategorisine koyabiliriz..

Üst üste yaşamış ve Roma ağırlıklı bir şehirde 40 cm de anca tek para bulursun veya sürülen tarla ise bir kaç dağılmış obje vs... ev temelinin dibi en aşağı en kötü ihtimalle 1,5 mt dir.. 2 mt leri görebilir...


Birisi diyor ki tenekeyi 2.5m'ye koyun öyle çekin ondan sonra alayım. Bazıları da diyor ki biz teneke aramıyoruz mantıklı olan en fazla 1.5m'ye kadar küpeşte içindeki 100-150 tane değerli parayı çekmesi

Cihazı kavrama işi kişiden kişiye değişir..Elinden çok cihaz geçmiş bu işle hemhal olmuş ustalar erken kavrayabilir.İlk defa cihaz alanlar için durum çok farklı.En iyi bilinen cihazıda alsa kötü diyebiliyor..

Stabillik nedir ?? Sadece otoban gibi düz yerde sabit yürürken cihazın ayar bozmaması değildir... Arazide çalı çırpı taş vs... olabilir.. Başlığı yukarı kaldırıp indirdiğinizde ayarın bozulmaması önemlidir.... Royalde böyle bir sorun yok Lorenzde olduğu gibi... Ama işi çok abartırsanız ve başlığı çok fazla dengesiz tutarsanız Lorenz dahi yeniden sıfırlama gerektirir... Bunun dışında çok aşırı mineralde zaman zaman sıfırlama şarttır.

Ne çömlek içine konan paranın nede derinliğinin bir standardı yoktur...... Paranın adedi.. Paraların gramajı.. Derinliği.. Madeni fark ettirir... Yerleşim savaş görmüş olsun.. Yer yakılmış yıkılmış olsun çömleğin içindeki para gurubu bakırsa vede yanmışsa yanık bakır zorlu bir hedeftir... Dedektöre bile DEMİR dedirtir... Altın sa vede 1,5 mt nin altındaysa vede adedi azsa Royal değil Lorenz değil KRALI olsun malzemeyi görmez... Mantıklı derinliklerde mantıklı ebat ve yoğunlukta mantıklı materyalleri cihazlar alır... Onun dışında Kullanıcı tecrübesi Lorenz dende Royal dende kıymetlidir....

Önce madeni bulun ondan sora ayrımı yorumlayın..Esas olan önce metali bulabilmektir.Ayrım size az çok fikir verir kesinlik vermez..
Pulselerde amaç büyük derin metalleri bulmaktır.Profosyonel kullanıcılar kesinlikle yanında bir vlf bulundurur.Yüzeydemi diye teyid eder.
Elinizde lorenz olsun royal olsun farketmez yanında tek para makinası şarttır..

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Koltuk Taşı: Frig inanç sisteminin temelinde Ana Tanrıça Kybele motifi ağır basar.Ve bu inanç sistemine göre Tanrıça Kybele'nin dağlarda kayalarda gezindiğine inanılır.Bu yüzdendir ki Ana Tanrıçanın tapınım amaçlı kutsal alanları dağlardadır.Anadolu'da bu amaçla yapılmış pek çok sunak yerine rastlanmıştır.Ayrıca bu sunaklarda ve kayalarda Kybele heykelinin konulduğu nişlerede rastlanmaktadır.Bunlardan en önemlisi Midas Şehri Yazılıkaya civarındaki sunaklardır.Buralarda kayalara oyulmuş sunaklar ve özellikle basamaklarla çıkılan taht biçiminde oymalar buranın bir kült merkezi olduğunu göstermektedir.Anadolunun başka yerlerinde de bu tip sunaklara rastlanmaktadır.
Görüldüğü gibi koltuk taşı denilen işaretin defineyle uzaktan yakından alakası yoktur.Ve koltuk taşını baz alarak yola çıkıpta hazine bulan birine rastlanmamıştır.

koltuk taşının herhangi bir mezar yada defineyi işaret etmediği konusunda ısrarcıyım.Belki kült alanıdır.Zaten yakınlarında mezarlık ve tümülüs var diyorsunuz.Tümülüsün kazı işini yapanların su yolu ortaya çıkardıklarını yazmışsınız.Kanaatimce o su yolu değil dromos'tur.Yani ana mezar odasına giden tünel.Yakınlarında dere olması tümülüslerin olmazsa olmazlarındandır.Çünkü tümülüs yapılırken inşasında inanılmaz su kullanılmakta.


.Kilise girislerinde sag ve sol taraflarda bazen olmadık durumlarla karşılaşılır.Hiç beklemediginiz mezarlarla burun buruna gelebilirsiniz.İyi bir makina yardımıyla bunu tesbit etmek mümkündür.Ayrıca kilise içlerinde bazen dehlizler bulunur altta.Bu dehlizlerde bulunan odalar bazen mezar olarak kullanılır ölen din adamı eşyalarıyla beraber bu odalara defnedilir ve genelliklede kapı yatagına bir duvar örülür ve sıvanarak giriş gizlenir

Teknoloji her geçen gün hızla ilerliyor. Bundan 20 sene öncesinin dedektörleri ile şu andaki dedektörler arasında özellik olarak çok farklar olabilmekte. Ancak bir makinayı kişi ne kadar iyi kullanıp verim alabiliyorsa o makina en iyi makinadır. 20 sene önce kullandıkları makinaları hala daha unutamayanlar var. Nitekim bu cihazlarla çok verim almışlar. Ancak bugünün teknolojisi ile aynı arazilerde daha fazla verim alabilirlerdi. Kısacası, her seferinde yeni makina arayışına girmektense, elimizdekilerin kıymetini bilip, öğrenip ve dedekte edilecek yerleri de iyi seçersek yeni arayışlar içine girmemize gerek kalmayacaktır.

Biz sürekli kendimizi makinalar yönünde geliştireceğiz. Ancak müşterilerimiz de kendileri makinaları konusunda bütünleşsinler ve geliştirsinler.

Elinizdeki makina emek isteyen bir makina. Bazıları hemen 1haftada bazıları da aylar sonrasında tam anlamıyla çözerek aramaya başlayabiliyorlar. Ayrıca bazıları da ayda 1 kere araziye çıkıyor. Dolayısı ile öğrenme ve tecrübe etme süresi daha uzun oluyor.

Dijital ekran bir özellik değildir.. Tekleme cihazlarda iyi ses kötü ses ayırımı esastır... ekrandaki rakama bakarak çalışmak tamamen büyük bir hatadır

Hadi bir makine alalımda defineciliğe soyunalım diye harekete geçen bir kişiye sadece cihazı kullanmayı öğretmeniz yetersiz kalacaktır..

1000 TL ye mınelab gpx 5000 de verseniz veya 1000 TL ye Lorenz Deepmax da verseniz şahıs işi bilmiyorsa bişey bulamayacak ve muaffak olamayacaktır.... Şimdi çalışarak ancak Tecrübe edinilir cümlenizi bir kere daha bir düşünün bakalım... Tecrüben yoksa zaten eline ne versek hava civa...


Lorenz veya Mınelab bu piyasada neden ünlendi ? Neden bukadar tercih sebebidir.... ? Ve neden alternatif cihazlar hep bu markalara alternatif durumunda... Çünkü piyasada bu işi gerçekten iyi bilen ve yapan ustalar Lorenz ve mınelablarla çok mal buldular.... Bende yıllarca Lorenz kullandım ve memnun kaldım mınelab da aynı şekilde....

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

İşaretlerle nokta tesbiti mümkün değildir.Sadece hangi bölgeye geldiğinizin habercisidir.Yani sadece o dönemin yol veya bilgilendirme levhalarıdır.Bazende o dönemin taş ustalarının taş ocaklarından hangi taşın ne sekilde işlenecegini anlatmak üzere işciler için attıgı işaretler vardir.Bu işaretler yesemek taş ocakları ile ilgili bir makalede(kücük ince bir kitapcık)yayımnlanmıştır.Sadece ve sadece kaya mezarları ile ilgili bazı ip uçları vardır.Onlarda aslında kaya mezarının yapıldıgında gömü sonrasında tas kütleleri veya toprak ile örtülmesine rağmen sonradan erozyon beya baska etkenlerle toprak üstüne cıkmaları sonucu görünür olmuslardır.Bunlar mezar steli yuvaları veya ön cephedeki silme ve catı kabartmalarıdır.Diğer mezar isaretleri ise sadece mezarlık alanına yani nekropol alanına gelindiğini gösterir.Ancak her mezar isareti nekropol olmayabilir.Aile mezarlıgı yada tek mezar da olabilir.Umarım burdaki arkadaslara yardımcı olabilecek bilgiler vermisimdir.

Çoğu zaman cıblak gözün gördügünü fotografa bakan göz göremez.Bu tür bir alanı degerlendirmek için tüm cevresindeki alanı taramak bütün bulguları ortaya koyup öyle degerlendirmek gerekir kanısındayım.Burada yeri ögrenmek gibi bir amacım yok.Sadece sizi yanlis bilgilendirmek yanlis yön vermek gibi bir hataya düşmek istemiyorum.Eğer ilk yorumumda oldugu gibi arkaik bir kabartma ise büyük ihtimalle deniz kenarı yada denize yakın olabilecek bir mesafede olmalısınız.Kabartmaya baktim ama etrafını dikkatlice gözden gecirmedim.

Arkaik heykellerde elin birisi gögüs hizasına gögüslerine degecek sekilde işlenir gec örneklerde ise nar veya ona benzer meyva tutar sekilde işlenir.

Duvar denince mutlaka düzgün jilet gibi bir duvar beklemeyim herzaman böyle olmayabilir.Büyük kütleli taslar üstüste yada yanyana konarak kyklopien tarzı duvar da olusturulmus olabilir.Kyklopien tarzı duvar işciligi daha cok erken dönemlerde arkaik dönemlerde görülürler.Resim deki resimleri dogru yorumladıysam eger arkaik dönem yada klasik dönem basları olması lazım.O zamanda büyük olasılıkla kyklopien duvarda olmalıdır.Ancak kyklopien tarzı duvarlarda hiçbirsekilde harç kullanılmaz ne horasan nede baska bir harc yoktur.Düsük bir ihtimalde olsa roma dönemi bir yapıda devsirme taslarla örülen duvarda tesadüfende yasanabiliyor böyle durumlar.Bir bilen arkadasla yernde dikkatli bir incelemek faydalı olur kanısındayım


Kyklopien tipi duvarlar genellikle yerlesim yerlerinde ya kenti çevrelemek yada kent girişlerinde bulunan rampalara istinat duvarı olarak yapılmışlardır.Bunlar büyük sekilsiz kütlelere sahip taşların üst üste ustaca yerlestirilmesiyle olusturulurlar.Zaten neredeyse yerinden bile kıpırdatmazk imkansız gibidir.Ayrıca kireçle olusturulan harçların kullanılması roma dönemi başlarına rastlar.Daha önceki dönemlere ait ev duvarlarında ise kil kullanılmıstır bağlayıcı olarak.Ancak her kil ve taşla örülen duvara roma öncesidir diyemeyiz.Romada ve günümüze kadar da kesintisiz bu gelenek devam etmiştir.


Sadece bilgi amaçlı olarak bir not daha düşmeyi uygun buldum.Yukarda horasan harç tan bahsedilmis.Bunu biraz daha acayım dedim.Coğunlukla horasan harcla normal harc arkadaşlarımız tarafından karıstırılmaktadır.Gerçek horasan harc göl yataklarından toplanan dogal kireç kum ile karıstırılarak ve ayrıcada içersine dövülerek toz haline getirilmis tuğla ve kiremit parcalarıda eklenerek hazırlanır.Ve dolayısıyla acık pembemsi bir renktedir.Bu harcın özelliği ise su sızmasını önlemesidir.Bu nedenle su terazilerine ait havuzlarda sarnıçlarda kullanılır genellikle.Beyaz renteki harc ise tugla kiremit katkısı olmayan normal harc dır.

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Filtre yüksek gerilim yakınında veya diğer bazı elektromanyetik parazit yaratan ortamlarda(2 makina aynı anda da olabilir) bu etkiyi yoketmek için olan ayardır.


Islak toprakta VLF cihazlar daha çok, Pi cihazlar daha az etkilenir. Hiç etikelnmez diyemeyiz ama az etkilenir. Biraz derinliği düşürmeniz gerekebilir.

Aslında pulse cihazlar toprağın etkisini sıfırlamayla(otomatik tune, manuel yada fast hepsi aynı) mineralide DELAY ile reddeder.tabi delayı artırmak altın gibi kısa sönümlü metaller en başta olmak üzere hassasiyet kaybı demektir.yani pulselerde tam anlamıyla toprak balansı yoktur...benim bildiğim yanlız minelablarda ground balance vardır. bu sayede altına hassasiyetini kaybetmeden minerali elemeye çalışır

Lorenz den örnek vericem yine... Lorenz de En hassas ayar Delay dır... Minerali reddedmez... Minerali reddedseydi sanırım tuğlaya ötmezdi cihaz.. Hatta aşırı mineralli toprakta DELAY 1 de uzun süre çalışamazsınız sık sık ayar bozar ve parazit sesi vermeye başlar cihaz.. Bu sebepten Delay 2 konumuna geçip cihazın hassasiyetini ve gücünü düşürerek daha az etkilenmesini sağlarsınız... Toprak balans ayarı ise Lorenz de çok çok iyi bir şekilde yapılmakta..

Ground konumunda toprak balans ayarı yapılarak toprağın yapısına göre mineral vs... reddedilir daha doğrusu balans ayarıyla parazit sesi kesilerek arama yapılabilir.. Mınelab da ground balans vardır evet doğru ancak Lorenz dede tam anlamıyla ground balans ayarı mevcut.. zaten bu sebepten tercih sebebidir..

Lorenz in altına hassasiyetini tartışmıyorum yanlış anlaşılmasın.. Ancak Delay da altına hassasiyetin dahada düşeceği fikrine katılmıyorum... Delay lorenz de en hassas konumdur.. Ve Lorenz le altın malzeme de defalarca yakalanmıştır....

ayrıca altın malzeme büyükse delay ayarındada cihazlar mesafede kayıplada olsa görür hata fazla büyükse değersiz olarak görebilirler bile..

Ground balans ayarı yaptığınızda Çok fazla derinlik kaybı yaşamıyor.... Bunu şöylede izah edebilirim...

Genelde Lorenz ya 2x2 boru başlıkla ( Delay ) kullanılır... Yada uçurtma dediğimiz başlığı 1x1 başlıkla ( Ground ) da kullanırlar... Bir kere en başta başlık büyüklüğünden dolayı 2x2 derin dalacağından Delay Ground'a göre daha derin ground da çok fazla derinlik kaybı oluyor diye düşünür bazı acemiler...

Ancak uçurtma başlığın en ideali 1,5x1,5 uçurtma başlıktır... 2x2 ye yakın büyüklükte 8 gen yapıda hazırlandığında hem derinlik tatmin edicidir... Hemde 12 mt kablo çift sarım kullanıldığından hem büyük objeye derin hemde yüzeye yakın ( 50 cm ) civarı mesela... ufak objelerede duyarlıdır...


Pulse DERİN arama cihazlarında ayırım zayıftır.. Cihaz üzerinde tecrübeli kullanıcılar Ayırım konusunda arazide yorum kabiliyetine sahip olabilirler... Ancak öyle dedektörler gibi sesli ayırım gibi garanti ve kesin bir ayırım söz konusu değildir...

Lorenz veya Royal Pulse gibi Pulse Derin arama cihazlarında... Alınan sinyalin derinliğini tahmin edebilmek ayırıma kafa yormaktan daha önemlidir... 1.70 cm derinlikteki bir sinyali Paslı teneke , Kurşun , Demir diye ayırabilecek veya cihazın verisine göre yorum yapabilecek kapasitede kullanıcı 10 parmağı geçmez.... Ve o sinyale kurşun olabilir... Demir olabilir diyen yorum yapan kullanıcı bile işini şansa bırakmaz o sinyali kazar... Çünkü derindir..



Dedektör başlıkla yakın mesafedeki bir paslı tenekeyi ayırır Royal de Lorenz de Ancak büyük başlıklarla derindeki sinyali asla ayıramazsınız...


gelelim paslı tenekelere paslı tekeneler 2 asamadan olusur demir ve kalaydandır wlf bıle dıstakı demırını red eder ama icindeki kalayı degerli görür işte sebeb bu yüzdendir

Rakamsal veya sesle ayırım Derin pulse cihazlarda beklenen bişey değildir... Stabil çalışabilmesi ve tatmin edici derinlikten beklenti dahilindeki metalleri yakalayabilmesi gayet yeterli seçeneklerdir... Geri kalan tamamen kullanıcının tecrübesi ile alakalıdır.

Cep sistemi dediğiniz yanıltır sağlıklı bir test değildir... Dedektör testlerindede yeni bir çukur açıp veya cep yapıp 1 tl yi 30-40 cm den aldırmaya çalışanlar var Arazinin yapısına hava sıcaklığına neme kullanan kişinin o anki rahatlığına veya stresine yaptığınız toprak ayarına ve dikkatinize göre değişir....


Bakır,Bronz;gümüş,altın,elektron,demir,teneke,alim inyum bütün metallerin toprak altındaki oksit durumu metalin büyüklüğü şekli toprak altındaki duruş şekli vs.... vs........... Makinenin sinyali yakalamasında ve vereceği verilerde değişkenlik gösteren faktörlerdir.. 3 mt den tenekeyi cebe koyduk diyelimki görmedi... Kötü makinemi diyeceğiz...

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Hayvanların evcilleştirilmesi evcilleştirilen hayvanlarin resimlerinin evcilleştirenler tarafında yapılması evcileştirilen hayvanların neyinde nasıl yararlanılacagı sümerlerin yazıyı icadından çok çok önce hayvanların evcilletirilip resimlerle görsel dil anlatımı yerine kullanılması paranin olmadıgı bir dünyada evcilleştirilmiş hayvanların karşılıklı tekası benzeri bir çok nedenlerle yapılmış hayvan fügürleribunları DEFİNEYE YORUMLAMAK DOGRUMU


Gömüler bilerek, zorunlu ya da sel, deprem vb. tabii afetler sonucu yeraltında kalanlar olmak üzere düşünülmelidir.
Dini Gömüleri:
Eski uygarlıkların kilise veya benzeri tapınak yöneticilerinin zenginlikleri bilinir. Kiliseler belli dönemlerde Osmanlı topraklarındaki her tür bilgiyi kayıt altına almakta idiler. Halkın zenginliği-fakirliği, toprak sahipleri, ekilen-biçilen mahsul ve miktarları onlar için önemli idi. Osmanlı merkezi idareleriyle metropoliten ve bağlı birimleri arasındaki bütün bölgelerin irtibat ve münasebetleri gibi daha pek çok durum kilise kayıtları altında bulunmaktaydı. Kiliselerin içinde çoğunlukla var olan gizli bölmeler, papazların hem giriş çıkış noktaları ve hem de bu yerler saklama mekânı olarak kullanılmakta idi. Dolayısıyla ani saldırı ve işgaller esnasında bu tür belge ve paralar kaçırmaya fırsat bulunamadan çoğu zaman bulundukları yerlerde bırakılmışlardır. Kilise gömüleri içinde çoğu zaman ele geçen İncil ve haçlar, kilise cemaatinin bağışları olan paralar, papazların şahsi birikimleri, kiliseye yapılan devlet ve vakıf yardımları vb. gibi saklantılar olabilmektedir. Özellikle yukarıda bahsettiğimiz doküman vb. Kayılı bilgiler daha ziyade papazların evlerinde ve gizli tünellerinde olabilmektedir.
Ermeni Gömüleri:
Osmanlının son dönemlerinde ve Kurtuluş savaşı esnasında Ermeni, Yunan ve Rumların kaçarken ya da tehcir esnasında bırakmak zorunda oldukları para ve kıymetli eşyalardır. Çok az ve işaret yerine nirengilerle kayıtlı olan Rum terekelerine mukabil Ermeni gömüleri, çok büyük olasılıkla paranın yakınlarına ustaca bırakılan işaretlerle bilinirler. Gerçekten dünyada en iyi saklama metotlarına sahip olan milletlerden birisidir Ermeniler. Genellikle bir gömünün çevresine birden fazla ve -çok rastlanan şekliyle- en az üç adet işaret bırakırlar.
Savaş Gömüleri:
Avrupa, Asya ve Afrika üçgeni üzerinde tarihin her döneminde stratejik özellikleri bulunan Anadolu toprakları, sayılamayacak pek çok cazibesi sebebiyle birçok kavmin ilgi odağı olmuştur. Üzerinden asırlarca pek çok ordunun geçtiği bu topraklarda aynı zamanda pek çok savaşlar yapılmış, sayısını bilemediğimiz uygarlıklar kurulmuştur.
Savaşların yapıldığı bir coğrafyada elbette ki soygunlar ve gasplar en doğal olan şeylerdir. Bir köyden, kasabadan, şehirden işgal gücü olarak geçen orduların askerleri yaptıkları talan ve soygunlardan elde ettikleri ganimetleri gidecekleri ileri merhalelerde yanlarında taşıma imkânına sahip olamayabiliyorlardı. Çıktıkları savaş yolculuğundan geri dönerken almak üzere muhariplerin belli noktalara yaptıkları gömüler Anadolu'muzun pek çok yerinde mevcuttur.
Bu tür gömüler soygunların yapıldığı yerleşim bölgelerinin hemen en yakınındaki uygun arazi şartları içine saklananlardır. Savaşçı, elde ettiği ganimeti önündeki uzun yolculuğunda beraberinde taşıyamayacağı için gömme ihtiyacı duymuştur. Bunun için de ya yerleşim bölgesinde uygun bir noktaya, ya da yerleşimi terk eder etmez en yakın bir münasip yere gömüsünü yapacaktır.
Şahıs gömüleri:
Antik dönemlerde Bankalar yoktu. Bu nedenle insanlar ellerindeki paralarını küp, kese, veya benzeri şeyler işinde muhafaza ederlerdi. Burada muhafaza edilen paralar o insanın sermayesidir, harcayacak, fazla kazancını ilave edecektir. O zaman bu insan elindeki sermayesini götürüp bir arazide muhafaza etmez. yaşadığı mekan içinde ya duvar yada tabana gizli bir bölme yaparak saklayacaktır. Yerleşim alanlarından buna dikkat etmek gerekir. Dağda ve arazide şahıs gömüsü aramak akıl ve mantık işi değildir.
Eşkiya Gömüleri: Yaşantı olan mağara içleri ve çevresi, Su kaynakları çevresinde gibi alanları kullanmışlardır. Defineci arasında dolaşan eşkiyalar hakkında bu güne kadar sonuca ulaşanı görülmemiştir.

eskilerde banka yoktu ama tüccarlar vardı takas yöntemi en çok tercih edilendi herkeste para olmazdı para genelde tüccarlarda birikirdi bunların kasaları vardı ana para yani küp içinde 100 ler ve 1000 ler sayılarınca asses dinari yani kasa korunaklı kendince başında olmasada bulunamayacak tespiti zor olan yerde yol içi olmayan simetrik olarak sizinde bölgeyi gezerken göznüzde en olması gerekn sağlam yer gibi mesela, bunun yanında evinde muhafaza (kumbara) günlük ve sezonluk kullanımlar için olan sayısı 10 ve 100 arası olan. bir kasaba düşünün güzel bir su kenarı yerleşim olmuş şehre yakın yürüme mesafesi bir saat döneminde 10 hane yerleşmiş çoluk çocuk olmuş evlerin yanına ekler yapılmış nufus kalabalıklaşmış şehrin pazarına gidiliyor haftada bir gün ihtiyaçlar alınacak para yok tabi sanatla uğraşıyorlar hayvancılık yapıyorlar küçük heykelcikler üretiyorlar baba mesleği satıp şehirde gıda malzemesi ile takas yapılıyor sanat sevenler alıp günümüzdeki kolleksiyonerler gibi para veriyor şehirli esnafa esnafta para kasbadakinde gıda malzemesi para banka yok ama tüccarda olmuş oluyor tüccarla karşılaşmak başkanla tanışmaktan zor tabi nasip azim lazım.

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

bazı metallere, her dedektör aynı oranda duyarlı olmayabiliyor.

Aynı şekilde pulselerde de 14 ayar altına karşı duyarsızken, 18 ve üzeri ayarlardaki altınlara ise aşırı duyarlıdır.

Bazı ortamlarda zayıf gelen sinyallerde pulse sistem cihazların ayırımları değişkenlik gösterebilmektedir. Netice itibariyle metallerin sönüm sürelerine bakarak ayırım yapmaktadır. Zayıf gelen sinyalde ayırım rakamlarının oynaması doğaldır.
Böyle bir olayda ya bar çizlegesinin değerlerinin en yüksek olduğu yerdeki ayırımı dikkate almalısınız ya da krizma yöntemi ile biraz daha yaklaştıktan sonra ve sinyal kuvvetlendikten sonraki ayırıma dikkat etmelisiniz.

Öncelikle %100 ayrım yoktur.Bu tüm cihazlarda geçerlidir.Derin arama cihazlarda ayrım başarısı%50 olarak kabul edilmelidir..Büyük başlıkla derine ineceksiniz hemde hayalinizdeki ayrımı bekleyeceksiniz böyle bişey yok.Büyük başlıkla net alınan sinyalleri kazın.İsterse değerler eksi versin..

Bu arada tecrübelerime göre şunu belirtmek isterim. Ayırım konusunda ne kadar şu veya bu şekilde ayırıyor,şu numaraları veriyor desekte; şunu unutmamak gerekirki, (aynı ebattta bir metal için) toprağın mineral yapısı, metalin toprakta duruş şekli, metalin derinliği ve üzerindeki birikmiş olan oksit miktarına göre aynı ayırım numaralarını beklemek gerçekten hayalcilik olur.Bu farkı anlayabilmek için cihazı uzun zaman kullanmak ve cihazla bütünleşmek gerekir. Cihazın özelliklerini kendi tecrübelerinizle bütünleştirdiğinizde açığı büyük oranda kapatmış olursunuz.

Lorenz in uçurtma başlık diye bir başlığı orjinalinde yoktur..!!! Yani Lorenz satın alan bir kişi firmanın kendisine uçurtma başlık vereceğini düşünmesin sakın.. Lorenzde 8 mt ve 12 mt bobin kabloları vede 1mtx1mt kare boru / 2mtx2mt Kare boru
1,5mtx1,5mt kare boru vede 3mtx3mt kare boru başlığı kullanılır ( normalde ) Ancak her zaman düz alan bulunamıyacağından ve engebeli ve dağlık alandada kullanılabilsin diye makinecilerin icadı bir başlıktır uçurtma... Özellikle ege bölgesinde daha çok tercih edilir... Yani o uçurtma başlığı ben kendim hazırlıyorum... Lorenz in 2mtx2mt boru başlığının derinlik verileri gerçektende çok çarpıcıdır öyle şaka değil yani..

Usta bir lorenz kullanıcısı sinyal sesinden bar göstergesinden ve rakamsal verilerden sinyalin derin veya yüzeysel oluşunu bilerek ve tecrübeyle ayırt edebilir.. Ayırım kullanıcının ustalığında beynindedir makinede değil... 6 mt 8 mt palavraları palavra olmaya devam edecektir ancak Lorenz le 4 mt den sonuç aldığını bizzat bildiğim kullanıcılarda vardır... Ancak önemli olan test alanına gidip 2 yada 3 mt ye yağ tenekesi gömüp makinenin çekip çekmeyeceğine bakmak yada bunu yarıştırmak değildir... Forum ortamında klavye başında yazmayla asla gerçek sonuç bilinemez.. İyi bir pulse kullanıcısı aldığı sinyalin yüzeyselmi yoksa derinmi olduğunu bilmek zorundadır.. Bunu anlamanın bir çok basit yolu yöntemi vardır.. Rakam olarak veya veri olarak düşük görünen ancak derin olduğu tespit edilmiş net bir sinyali ayırıma kafayı takıp bırakıp giden ve elindeki cihazdan daha bir bardak çay içmemiş çok arkadaşlar gördük Neden Lorenz stingerden pahalı ? Gidip mercedes firmasına bir sorun neden opelden pahalısınız diye...

Lorenz de 65 - 70 - 80 arası sinyalin kesin Bronz bir malzeme olduğunu bilirsiniz... Eğer çok yakındaysa 90-99 da vurabilir..

1.20 mt den sonra derinde bir gümüş objeye 34 - 40 arası sinyal vururken yakında 50 - 60 cm de iken 99 vurur..

45 - 55 civarı sinyal yakındaysa yüzde doksan demirdir.. Ancak şüpheleniyorsanız ufak dedektör başlığıyla kontrol etmekte fayda vardır Altınada düşük sinyal verebilir ) Kurşun sinyalide demir ile aynı orantıdadır... Derindeki bir gümüşmü yoksa altınmı veya demirmi gel çık işin içinden... Ayırım tecrübeyle sabittir.. Cihazdan herşeyi ayırmasını beklerseniz Vay halinize derim ben..

Bu güne kadar bulunan malzemelerin hemen hemen %90'ı dedektörler ile bulunmuştur.. Yerin altını gösteren teknoloji peşinde koşanlar ise ya servetlerini tüketmişlerdir ya da bekleye bekleye ağaç olmuşlardır... O yüzden teknolojiyi ve makinaları kısıtları ve yapabilecekleri ile beraber bilmek çok önemli....

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Arazinin şekline göre konumuna göre yapılan mezar işaretleri değişir.

Her yuvarlak oyma mezar işareti değildir vede işaretle mezarın bulunduğu yer arazi durumuna ve o anki mezar ustasına göre değişir

Belli bir döneme kadar mezarlara değerli eşya koyma inancı vardı belli bir dönemden sonra bu gelenek ortadan kalktı... O dönemin insanları aptal değil soygunun farkındalar..

Bildiğim kadarıyla 2.yüzyıl da Roma'da paganizm yerini hristiyanlığa bırakmaya başladığında, mezarlara değerli eşyalarla birlikte gömülmek yasaklanmıştı.. Ondan önceki döneme ait olan kolay mezarlarda Bizanslılar tarafından talan edildiği için, geriye kalanlar zaten çoğu boş gariban mezarları. Gerçekler acıda olsa, görmek ve akıllı mantıklı hareket etmek en güzelidir

Arkaik ve Klasik yunan mezarları güzel malzemeler verir.... Zaten sonrasında soygun olabileceği düşüncesiyle Helensitik dönem ve sonrası Roma döneminde iyi ve zengin mezarları Toprağın altında korunaklı oda mezarları şeklindedir... Öyle yuvarlağa bakıp 3 dk da bulunacak mezarlar değil...

Bazı Karya kuruluşlu şehirlerde Karya nın geleneklerine saygı duyulduğundan Kayaya oyma Oda mezarı Roma dönemindede yapılmıştır... Ama bu mezarlarda belli bölgelerde Batıda ve sahil kesimlerinde...

Diğer tüm Kıymetli Roma oda mezarları korunaklı ve toprağın altındadır... Öyle basit soymaya bile tenezül edilmemişleride deşeleyip duruyo zaten bir emektar kesim...

bir kere anadoluda kurulan medeniyenleri hemen hemen hepsi
birbirilerini takip ederek kurulmuştur.bunu urartular,hititler,frigleri,lidyalılar,romalılar,b izanslılar diye sayabiliriz.bunların ölü gömme şekilleri içlerindeki bazi kabilelerin
geleneklerini saymassak hemen hemen hepsi aynıdır.şu an gidin erzincana etrafı dağlarla çevrili ama ovada bir sürü timülüs vardır.ordan gel urfaya yine oyle ordan gel
konyaya yine oyle ordan gel eskişehire yine oyle ordan gel bursa,aydın,antalya,tekirdağ,edirne...hatta bulgaristan,çin,orta asya,yani bu evrensel bir sistem.istisnalar

kaideyi bozmaz.oymalara gelince çapı 15 cm kadar olan oymalar genellikle mezar verir.eğer yön veren işareti yoksa mezar ya taşın altında yada en fazla 1,5 metre
çevresindedir.bunları yardımcı işaretide kendisinden çok küçük olan oymalar veya x işareti veya daha değişik ufak bir ölçü veren işaret..bu toprak zeminde bulunan kayalar
için geçerlidir.işaretin etrafında toprak zeminde birinci belirti küçük mıcır taşlardır.çökek ve ufak toprak yığmalar ufak taş yığmalar falan.daha büyük oymalarda ya kuyuyu ya
ölüler için tütsü yakılan yer, yada bazı teknik melzeme yapımında kalıp olarak kullanılmıştır.onu tam olarak kestiremeyiz.ama bizanslılar ve ermeniler mezar ve gömü işaretinde
haçı çok kullanmışlardır.hatta bazıları haç istavroz ve oymaları beraber kullanmışlardır.dikkat ederseniz bizans sikkelerinin nerdeyse hepsinin üzerinde haç işareti
vardır.
isterseniz araştırın.bide mezarın tam olarak hangi döneme ait olduğunu tam olarak kestirmek çok zordur.belki mezarda çıkan paralardan,sikkelerden,bir yazı tabletinde

veya lahitin üzerinde ölüye ait bilgi ve tarih olabilir o başka mevzu.tabi bizde o yazıyı okumayı bilmediğimiz için yine sıkıntı var tabi.ama genelde tam tarih belirleme işini

profesör arkeloglar veya karbon testlerinden anlayabilirsiniz.

.ama yinede mesela bir timülüs ile bir küçük mezar bir olmaz.veya ihtişamlı bir kral kaya mezarı ile küçük oymalı bir kaya mezarı bir olmaz dışardan az çok insan anlar.mesela

bulgaristanta trankların timülüslerinden çok muazzam hazineler çıkıyor.ama anadoludaki timülüslerden pek çıkmaz öyle.bide herşey nasip kısmet işi.'NASİP OLURSA GELİR

İyi bir antikacı (makinacı) bulduğu materyalin hangi döneme ve kime ait olduğunu takır takır bilir ve bilmek zorundadır. Öyle arkeoloğa, profösöre yada karbon testine kesinlikle ihtiyaç duymaz.

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

İyi bir antikacı (makinacı) bulduğu materyalin hangi döneme ve kime ait olduğunu takır takır bilir ve bilmek zorundadır. Öyle arkeoloğa, profösöre yada karbon testine kesinlikle ihtiyaç duymaz.

Yeni gömü ile eski gömü, cep ile toprakta sıkışmış uzun süre kalmış metallerin tespit derinlikleri çok farklıdır.


Kısacası herkesin aklına yatan veya verim aldığı cihaz "kendisine göre" iyi cihazdır.


Yıllar önce farklı medeniyetlerin yaşadığı bir çok uygarlığa ait yer altında bir çok antik döneme ait eserler var... Ya deprem felaketinden yada savaşlar nedeniylen yapıların altında kalmış ve sonrada toprak altında kalmış bu eserler o yıllardaki o dönem insanlarına ait malzemeler

Arkadaşlar derin arama pulse cihazlarda ayırım pek aranmaz.. En önemlisi cihazın stabil ve istikrarlı çalışmasıdır... Piyasada bilinen en iyi ve en kaliteli cihaz Lorenz dir ve bir Lorenz kullanıcısı olarak.. Derin arama pulseler için diyebilirimki ayırım olayı tamamen kullanıcının tecrübesi ve yorumlayabilmesi cihazı okuyabilmesiyle alakalıdır... Yoksa 2 mt derindeki bir metali cihazın direk net ayırım yapmasını beklemek gerçekten saçmalık olur... Okuduğum yorumlara bakıyorumda çift ses tek ses vs.. ayırımlar bekleniyor.. hem derin olacak hem net ayırım olacak böyle bir şey yok !!! Lorenz de örneğin... 70 ve üzeri ( 85 ) yüzde yüz bronz diyebilir iyi ve usta bir kullanıcı ancak neye göre ??? 40 cm deki bir iki bira kutusunada 75 verir buna bronz diye kazıp bira kutusu bulunca ne diyecek kullanıcı Lorenz 60-70 cm deki gümüş malzemeye 90 vurur... aynı ebat ve ölçüdeki gümüşü 1.60 cm den aynı cihaz 39 - 49 civarı verir... hani ayırım ??? Bunu usta ayıracak bunu usta bilecek dedektörle derin arama cihazları arasında dağlar kadar fark vardır hem verdiği veride hem ayırımda hem sinyalde hem çalışma sisteminde hem sizin çalışma sisteminizde... Lorenzde eski demir yeni demir... Eski teneke yeni teneke... Bronz... kurşun... vede maksimum 10-20 cm hatayla net derinlik bilirim... Bunların hiç biri kitapçıkta yazmaz öğrretilmez.
Bunlar tamamen tecrübe ve kişinin cihazla bütünleşmesi adapte olması ve okumasıyla alakalıdır

cihaz kullanıcısı Çalıştığı araziyi iyi bilmek iyi okumak... Dolgu olan bir yerde mi yoksa yaşantının kendi zeminimi... yerleşim üst üste kaç medeniyet görmüş vs....... Her metal cinsinin her derinlikte vereceği sinyal şiddeti sinyal uzunluğu ve bakılan rakamsal veri çok farklıdır... metale derinliğine vede ebatlara göre hatta hava şartları ve toprağa göre çok değişir... Tecrübe tecrübe tecrübe

cihazların teknik tabanına inmek dirençlerini bilmek hangi entegre kullanılmış vs... bilmekle kullanım tecrübesi ayrı konudur.. anlatmaya çalışıyorum iştee ayırım kullanıcı usta ise beynindedir cihazda değil... ayırımı en iyi cihazlar vlf dedektörlerdir... en derin cihazlar pulseler... ama derinlik aratarken objenin büyüklüğü vede metalin cinsine göre ayırım denen ( ustanın çözdüğü ve yorumladığı ) değişir... Lorenz dede ekranda ferro nonferro yazısını yazdıran DD başlığın diğer kablo başlıklardan farklı olan soketi zaten....


Bir örnek vermiştim.. 60 cm deki gümüş malzemeye ( Küp içi ) 90 vuran lorenz aynı malzeme 1.70 derinlikte olsun 39-49 vurur... Sadece rakama bakmak cihazdan net ayırım beklemek yanlıştır anlatmaya çalıştığım bu... Lorenz in 2x2 boru başlığıyla çalışma sistemi ve arama modu farklıdır uçurtma başlıkla arama modu ve çalışma şekli farklıdır.. Mutlaka alınan sinyal dedektörle kontrol eilmelidir.. Ya Lorenz in kendi DD başlığı kullanılmalıdır klavuzluk için yada harici bir dedektör kullanılmalıdır... Ancak her iki seçenektede kullanıcının Lorenz in DD başlığıyla çalışıyorsa Lorernze harici bir dedektörle çalışıyorsa o dedektörede çok iyi adapte olmuş olması gerek.. Sinyalin değerlendirilmesine karar verebilmesi için...

Öncelikle alınan sinyalin derinliği vede sinyal büyüklüğü arasındaki orantı kurulabilmelidir.. İşin en önemli başlangıç noktası zaten bu sonrasında alınan sinyalin dedektör vasıtasıyla nokta ve iyi kötü ayırımı yapılması kalıyor.. unutmayınki 1.70 derindeki ana hedef sinyalinizin üzerinde bir kaç kötü metal sinyali olabilir... Usta değilse kullanıcı dedektörle üstte alacağı bu kötü sinyallerden ötürü derindeki asıl hedefini de bırakıp gidebilir... Yakındaki sinyale çare kolay önemli olan derindekini sökebilme yeteneğidir... Her şeyi makine yapmaz.. Makine sadece yardımcı elemandır... İş kullanıcıda biter...


pulse dedektörler gümüşü demire yakın görürüler


Metalin oksidi bulunduğu yerde yoğunlaşır... Yani öyle yukarı doğru yayılma veya şukadar metre yukarı oksit yayılması diye bir şey yok... Metalin bulunduğu ortamda yaydığı oksit... cihazın algılamasında olumlu bir faktördür sadece... Ve her metalin oluşturduğu oksit bir değildir... Kapalı yani hava almamış toprak altında metalin kendi bulunduğu yerinde oluşturduğu bu oksitlenme manyetik alanını birazdaha genişletir ve iletkenliği yani algılanmayı arttırır..

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #31  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Hipoje eski kültürlerde Mısırda, Mezopotamyada Yunanda, Etrüsklerde ve Romalılarda görülür. Yerin altına kazılmış odalar halinde görüldüğü gibi, kayaların içine oyulmuş biçimde olanları da vardır. Bazen yerin üstüne inşa edilip üzeri toprakla tepe haline getirilmiş olanları da vardır. Yani tümülüsler ve kurganlar da hipojelerdir. Hipojeler genel anlamda bütün bu yer altı mezarlarını ifade etmektedir.

mezarları diyer sandık yada kapaklı mezarlardan ayıran tek özellik bulundukları bölgede zemin yapısının çok saglam olmasıdır. odaların yapılabilmesi için sert toprak katmanının yada por dediğimiz saglam beyaz katman gibi odayı yapabilecegi bi yer olmasıdır. yine bu tarz zemin altı mezarların tek kapak sadece odaya girerken koydugu yada boylu boyuna oda yapıp kapakları yan olarak dizdigi hatta bu kapakların taş kapak oldugu gibi bazı bölgelerde çok kalın tugladanda yan yana dizerek insa edildigi görülmekte.Ama kayaya oyulmuşları hariç sert yada katman toprak dan insa edilenlerin içlerine girmek çok tehlikeli sonuçlar dogurmaktadır açıldıktan sonra göçme yada katman yapısından kaynaklanan çatlak ve parca tabakanın içine girmiş meraklı defineciye zarar verme olasılıgı büyüktür.


mezarlar kaç santimde çıkar sorusuna net bir yanıt vermek zor olur bence.Zira 50-60-70-80- hatta 1,5 hatta hatta 2 metreden çıkanları var. Yerleşime ne kadar uzakta olur? araziyi gezeceksin, gözlemleyeceksin bu soruna kendin yanıt vereceksin. Genellikle yamaçlarda olur

Arkaik ve klasik yunan mezarları yaşantıya uzak olmaz hatta içinde dahi olabilir.. Klasik yunan yerleşimlerinin bir çoğunda önemli kişilerin mezarları ve zengin mezarları evin yanı başında dibinde ve hatta içinde dahi olanı vardır.. Roma da mühim mezarların hepsi toprak altında korunaklıdır.. Bizans mezarını anlatmama bile gerek yok aç gitmiş gariplerim içinden bişe çıkmaz.. Tuğla mezar lar bizans mezarlarıdır.. derinlik arazi koşuluna ve coğrafi değişime göre değişebilir..

İki katlı mezar olduğunu biliyorum. Gördüm çünkü. okuduğum makalelerde de bu tarz mezarlardan bahsedilmekte.anadoluda mezar tipolojisi çok zengin olsada genellikle her gelen uygarlık kendisinden önceki uygarlığın modelini baz alarak geliştirmiştir. böyle olmasıda gerekir zaten.Mesela kaya mezarlarının mucidi Asurlulardır.Urartular onlardan almış geliştirmiş, diğerleri Urartuları takip etmiştir.

anadoluda katlı mezarların oldugu kesinlikle dogrudur. diyer bi konu ise sandık mezarlarda tek pencereli olan çesitleri var taştan bi ufak geçme yapıp aileye ait mezardır sürekli o tası açıp sırasıyla ölenleri mezara koyarlar bu tiplerde genelde tek olur diyer mezarlardan arası ayrı olur 4 5 ceset olur. birde her mezar aynı olmaz kimi 20 cmden kimi 3.5 4 m çıkabilir. yönleri eski çag mezarlarında birbirini tutmaz.en önemlisi sandık mezarlarda eger mezar tek ve çevresinde ikincisi yoksa bu mezar tektir. ha ikincisi var ise bu 3 e tamamlar 3 ü gecerse 7 adet sondur sekizincizi bulunmaz ama 7 yide gecerse o zaman sınırı yoktur nekrapole girer 60 da olabilir 24 vs ama bu kuralı ustamdan duydugumda inanmamıştım ama gercektende öyle olduguna defalarca kez sahit oldum.Çok katlı mezarlar oldugu gibi yan tasını her iki mezara kullanıp yanyana mezarlar ayak kısmındaki taşı olupta bi alt uzantısında diyer bi mezarın olması boyu 4m ve bu mezar tasnın tam üstünde bi ceset vs o kadar çok mezar çesidi varki bazen kitaplarda bile yazmaz her dönemde her medeniyetin kendine hasölü gömme teknikleri olmuştur

Bilinen ilk kapsamlı koleksiyonların, Roma İmparatorları ile Roma'nın önde gelen zenginleri tarafından oluşturulduğu kabul edilmektedir. Roma İmparatorları ülkenin dört bir yanından getirttikleri antik eşyaları, özellikle de çeşitli boyutlardaki heykellerle saray,şato ve villalarını süsleme yoluna gitmişlerdir;sonuçta,bugünkü değerli arkeolojik koleksiyonların oluşmasında öncülük etmişlerdir.Arkeoloji'nin tarihçesine baktığımızda İnsanlığın geçmişini aydınlatma yolunda çok eskiden beri bir takım araştırmalar yapıldığını görürüz.Başlangıçta tarih ve felsefeyi açıklamada kullanılan arkeoloji,daha sonra bu bağımlılıktan kurtulmuş ve bir bilim dalı kimliği kazanmıştır.

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

ÇOK ESKİ !! Yaşantı demirleri varki... aşırı derecede oksit yapmış vede küflenmiş bu tarz metali yeri geliyo Mınelab bile ayıramıyo... Bazı demir curufları vardır bir başka başlıktada bununla ilgili yazmıştım...
Eski yaşantıya ait demir curufları var hepsi değil ama bazıları varki hangi makine olursa olsun mınelab lorenz vs.. hepsi değerli veriyor... Neden çünkü işlenmiş demirden atıktır onlar eritilmiş... kimisinin içerisinde bronz karışımıda var...

Bu tarz eski ve aşırı küflü oksitli demir metalini x1 de ayıramıyabilir mınelabda ama emin ol dostum aka da ayıramaz..

Evet nekropole yakın metropol ve tapınım yeri de olmalı.. Kilise de bunların göstergesi.. zaten hristiyan mezarlık alanı olabileceğini düşündük...
Dedektörle mezarlarda üstten verim almak zordur... Derin değilse tabi ki tespit edilebilir de derindeyse dedektörün ufak tefek şeyler için yapacağı pek birşey olmaz... Ayrıca bu hristiyan mezarları ms.7 yy ve sonrasına ait ise de hiçbirşey çıkmaz.. o yüzden bölgenin tarihini bilmek gerekiyor....

Çünkü hristiyanlık resmi din olduktan sonra mezarlarda ouma ( oyma ) çukuru nun yerine istavroz yani haç şekli alıyor..

Haç şeklininde ucu kancalıysa Bizans değilse Erken bizans yani Roma bizans olur...

hristiyanlık resmi din olduktan sonra mezarlarda ouma ( oyma ) çukuru nun yerine istavroz yani haç şekli alıyor..

Haç şeklininde ucu kancalıysa Bizans değilse Erken bizans yani Roma bizans olur...

oyma tekse yakın mesafe ön kısımlara oyma 2 taneyse civara oyma 3 ve daha fazlaysa toplu mezar diye youmlanır.. ancak arazinin konumu çok önemli ve bakman gereken yeri konuma göre senin belirlemen gerek...

Şunu unutmayın arkaik dönemde mezarlar ile roma mezarları çok farklıdır... Her gördüğünüz oyma mezar anlamını ifade etmez... yakınlarında mutlaka akar su olmalıdır.. Güneşi görmelidir vede tuğla olmamasına dikkat edin... taş ustalarının oyma işaretini mezar sanıp orasını burasını kazarsınız sonra ve hatta sağına 5 adım soluna 3 adım diye yönlendirilirseniz hepten işiniz var...
Özellikle roma da genelde oda mezarlar toprak altındadır gömülü ve saklıdır... Dönemde soygun olduğundan önemli mezarları Roma kesinlikle korunaklı hazırlar... İşaretini bir yere yapar ama mezarını 3-5 adım öteye koymaz işaretten bu günkü çıkarılan komik anlamlara göre kısa çöp uzun çöp seçimi gibi kararlar vererek orda burda ararsanız yanılırsınız..

yeri gelir işaretten 40 mt uzakta olur mezar vede arazi ve arkeoloji bilginizin yüksek olması gerekir bulabilmeniz için...

Ege akdeniz gibi bölgelerde karya dan esinlenmiş kayada oyma oda mezarlar elbetteki yok değildir mevcuttur... Her nekadar roma egemenliğine geçsede bu bölgeler karya geleneklerinden esinlenip bazı mezar stilleri devam etmiştir.. Ancak özellikle iç anadoluda toprak altındadır oda mezarlar...

Bu mezar işaretleri ve gelenekleri hakkında bilgi sahibi olmadan vede özellikle arazi ve arkeoloji bilginizi geliştirmeden bu işaretlerden yola çıkarak önemli oda mezarı veya kaya mezarı tesbitiniz zor olacaktır saygılar..

Her işaret gömü anlamına gelmez zaten ama nedense hemen hemen her işaretin orasında burasında para arıyor insanlar uluslar arası bir işaret dili yoktur

Hiç kimse parasını biyere gömüp yanına yöresinede safın birisi gelsin bulup alıp gitsin diye işaretini koymaz böyle bir saçmalık yokkkk
Haa mezar işaret eden ibareler elbetteki var ama her mezarda malzeme yok sandık sandık para yok altın yok... Öncelikle hangi dönemin hangi yaşantının ve hangi bölgenin yaşantısında ne tür malzemeler çıkabilir hangi yaşantı hangi inançlarla yaşamış bunları bilmek gerek.. Saklama para çook bulundu ama 30 cm de 40 cm de adam baskın yiyince savaş kapısına dayanınca parasını alıp kaçmış dönüşte hayatta kalmayı başarabilirse tekrar alabileceği derinliğe yani kısa mesafeye ve kısa zaman zarfında 40-50 cm mesafeye gömüp geçip gitmiş giderken oku yemiş ölmüş kalmış makineci gezerken 30 cm de bir çömlek dolusu toplu parayı bulur geçer... Hani bunun işareti hani izi

Dönemlerde farklı inanışlar söz konusu bilirsiniz... bu tarz yığma mezar alanı yerler gördüm inanışa göre defnedilen kişinin cenazesine nekadar çok kişi gelirse okadar çok yığma taş oluyo biz nasıl cenazemizi defnettiğimizde sırayla her kez küreği eline alıp toprak atar ozamanda cenazeye gelenler taş atarak kapatır yığma yaparmış... Birde bizans ın yaşadığı hemen hemen her yerde tuğla kırığı çok olur bizansın mezarlarıda tuğladan...

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

yağmur altında çalışılmaz dememin sebebi şuydu... şimşek çaktığında özellikle pulse cihazlarda yada şöyle diyeyim lorenz de ayar ve cihaz etkilenir.. vede cihazı yağmurdan korumak gerekir... parazit artar cihaz hayali sinyaller vermeye başlar... ancak yağış yoksa sadece yer ıslaksa toprağı biraz kazıp kazdığınız ve çıkan toprak üzerinde hassas ve iyi bir toprak ayarı yaparsanız çalışabilirsiniz ben çiğ yağdığında veya yağmur sonrası ıslak zeminde çok çalıştım sıkıntı yaşamıyorum ona göre ayar yapıyorum..


Defineci, mezarcı,hayalci diye sınıflandırma yaptığımız şu alemde antikacı diye adlandırdığımız bir gurup vardırki bu kişilerin hayattaki tek geçim kaynağı ve ekmek teknesi elindeki cihazı ve çapasıdır...
Yıllarını bu işe veren vede bu işi profesyonel anlamda yapan vede ekmek yeme tabirini kullanabileceğimiz kişilerin maddi imkanları el verdiği sürece kesin ve kesin tercih edecekleri ve asla şaşmayacakları 2 cihaz vardır... Biri dedektör sınıflamasında pulse sistem minelab lar özellikle (GPX) serileri... Ve pulse sistem büyük başlıkla büyük hedef için kullanılan Lorenz...... Lorenz pahalı yorumunu hemen hemen bir çok insan yapmıştır.... Hayır Lorenz pahalı mahalı değil parasının tam karşılığıdır.. Kalitesi sağlamlığı güvenilirliği stabilitesi hassasiyeti ve derinliğiyle bu iş için ( KULLANMASINI BİLENİN ELİNDE ) tam anlamıyla profesyonel ve mükemmel bir cihazdır...
Lorenz de kiremiti iptal edeyim demiri sildireyim altını tanıtayım sadece altını görsün vs... gibi abuk özellikler yoktur..
Lorenz alabildiğine derin dalar farklı derinliklerde farklı metallere göre değişik tepkiler verir bunları makineyle bütünleşen bir kullanıcı sinyal sesinden bar göstergesinden ve rakamsal verilerden beyinde çok net ayırabilir...
Demirin yanından yada altından veya TENEKE nin yanından veya altından iyi malzeme varsa Lorenz le alınır.

Anlaşılan hangi cihaz olursa olsun, cihazla bütünleşmek ve tüm özellikleri ile, hangi durumda ne tepki vereceğini bilmek ve tam anlamıyla cihazı çözmek çok önemli. Kullanmasını tam anlamıyla beceremeyen kişi, hangi cihaz olursa olsun randıman alamaz.

Altının diğer metallere göre daha az oksit yaptığı ve daha az manyetik alan oluşturduğu doğrudur özelliklede aşırı mineralli toprakta ve derindeki altın malzemeyi almak kolay iş değildir... Ama hiç yakalanmıycak diye bişey yok... Tabak şeklindeki altın eşyalar pulse cihazlarla mantıklı derinliklerden yakalanır... Kalkıpta 1 mt den yada 1.50 mt den bir altın bileziği yakalamaktan bahsediyosanız hayal olur..

Pulse derin arama cihazları tek para görmez zaten ( büyük başlıkla ) onun için toplu haldeki altın para adet ve yoğunluğuyla denk olarak dediğim gibi mantıklı derinliklerden yakalanabilir... 8-10 parayı 1,5 mt den yine yakalayamazsınız...
bir su bardağı dolusu altın parayı düşünün yakalanacağı derinlik maksimum 1,50 yi geçmez oda aşırı mineral yoksa... onuda usta bir kullanıcı yakalar...

çoğu cihaz çömlek içindeki parayı kaçırabiliyor... Bazı çömlekler pişmiş kiremit mineralli yapı dolayısıyla makinenin o çömlek içindeki metali algılamasını engelleyebiliyor... doğru ve hassas toprak ve balans ayarı ve nerede hangi başlıkla çalışılacağını bilmek önemlidir.

şartlar ve zemin çok önemli yeri geliyo Lorenz lerde kaçırıyo... Ancak minelab GPX 4500 gibi cihazlar 1.20 - 1.40 gibi derinliklerden çömlek mömlek dinlemiyo tabi yine diyorum kullanıcı çok önemli.. Bu arada Lorenz görmez anlamına gelmesin.. 1.20 - 1.40 lorenz için kolay derinlik ama daha derinde oldumu çok kalabalık gurup değilse valla görmüyo

minelab için standart veya eliptik başlık.. Lorenz için büyük başlık.. Metalin büyüklüğüne göre 35 dd de görebilir.. Ama zaten pulse cihazla ufak başlıkla gezmek mantıksız.. büyük başlıkla çalışmak gerek ufakla gezeceksen niye boynunda taşıyasın dedektör le gez daha iyi... Derin pulse cihazların ufak başlıkları klavuz olarak kullanılmalı bence..


Bronza her makine duyarlıdır.. Lorenz bronza aşırı duyarlıdır.. Minelab lar altına duyarlı dır evet ama bronzuda affetmez..

Lorenz altınamı bronzamı daha duyarlı dersen Bronz...

metalin büyüklüğüne göre derinlik değişir... ve bu baz alınırsa sıralamada bronz en derin algılanacak metaldir...

Daha sonra Gümüş ve altın... Lorenz e göre konuşuyorum... Bir lorenz sahibi olursanız hangi metale hangi derinliklerde rakamsal olarak kaç vurur ve nasıl sinyal verir yazarım saygılarımla

arkadaşlar stinger2 14 ayar haricindeki altınlara çok aşırı duyarlı.. yeter ki aradığınız yerde altın olsun ve cihazın algılayabileceği mesefede olsun.. bu tip korku gerilim türü bilgiler ile canınızı sıkmayın..


tenekelerle altın hayali kuran arkadaşlara gönül rahatlığıyla söyleyebilirim evet bir teneke altını ikiside görür.. 2 mt dede olsa görür.. ama akıl var mantık var çıkan ve çıkabilecek altın malzemeler bellidir.. Neyi hangi derinlikten ne alır ne almaz söylüyoruz işte

Ben lorenz fanatiğiyim evet.. ve aynı zamandada minelab fanatiğiyim ve her iki cihazıda tartışmaya bile gerek duymuyorum aslında.. Ancak minelab hastası olmama rağmen x1 de kullanıyorum ve x1 i yere göğe sığdıramıyorum



çubuklar Boşluk bulur lafım yok onuda bilen bulur... Ama metal bulduğu yok..

Definecilik kayıbı aramaktır ama ... Yaşantıda ara söylentide değil..

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

elbette kanun her yerde kanundur ve aynıdır ama ortada olan bir gerçeği unutmamalı ve göz ardı etmemeliyiz.. Hassas ve önemli bazı bölgelerde jandarma veya polisin tutumu diğer bölgelerdekine göre farklı olabilir.. Daha öncede örneklerini vermiştim AYDIN MUĞLA DENİZLİ gibi bölgeler bu konuda pilot bölgelerdir.. Muğla valisinin kesin talimatı vardır mesela şahısı yolda makineyle yakaladınmı makineye el koyacaksın alacaksın diye.. Ama yol devriyesine takıldığınız bölge saat konumunuz önemlidir

Özellikle belirteyim.. MUĞLA bölgesinde aracınızda dedektörle durdurulduysanız hiç şansınız yok makineyi alırlar.. Valinin kesin emri var.. Muğla bu konuda pilot bölgedir...! AYDIN,MUĞLA,DENİZLİ bölgesinde vede özelliklede ara yollarda yani köyler arası yollarda yol çevirmesinde dikkatli olmalısınız..! Özelliklede gece geç saatte çevirmeye girmişseniz şüpheliyseniz aracınızı jandarma arar !!! Zaten genel arama dendiğinde polis yada jandarmaya arama izni soramazsınız zaten genel arama yol devriyesine çıkmıştır üzerinide arar arabanıda...

Alınması gereken en önemli önlemler....!!

Gündüz mesai saatleri içerisinde yolda iseniz arabanızda çapa kürek makineyle birlikte taşımak zorundaysanız... Çapanın vede küreğin sapları kesinlikle sökülü olmalı ve makinenizde zaten çantasında vede kurulu vaziyette değil parça parça olmalıdır... Faturanız mutlaka yanınızda olmalıdır... Muğla bölgesindeyseniz yinede sıkıntı olabilir ama diğer yerler için söyleyebilirim makinenizi alamazlar ve sorun yaşamazsınız... Kılıfına uyabilir vaziyetiniz.. Çapanın vede küreğin çamurlu olmamasına dikkat edin kazıdan geliyo izlenimi olmamalı çapanın ucundaki çamur bile yeri geldiğinde savcılıkta dahi kanaat sebebidir...!

Sıkıntılı Bölgelerde Gece seyahati için.....!!!

ol devriyesine Hangi bölgede ve saat kaçta takıldığınız çok önemlidir...

Muğlada 30-40 km arayla onlarca ören yeri yaşantı antik kent var.. Ve EGE bölgesinde bu işi yapan binlerce insan... Bunu bir tedbir ve mücadele yolu olarak yapıyorlar.. Anlatmak istediğim kanun her yerde aynı kanundur ama uygulamalarda farklılıklar görünebilir.. Jandarmanın veya polisin yol uygulamasında sizi makine çapa kürekle yolda yakalaması sonrasında makinenizi alması ve hatta sizi savcıya sevk etmesi sonrasında savcılıkta türkiyenin her yerinde kanun nasıl işliyosa muğla adliyesindeki savcılıktada öyle işler... Anlatmak istediğimiz egede ve bazı önemli il ve ilçelerde farklı kanun uygulanması değil.. Kolluk kuvvetlerinin yaklaşımı ve uygulama şekli... Aklınızda bulunsun dedim uyarmak istedim konuyu farklı algılamayın lütfen..

Söyleyebileceğim en önemli ve mantıklı tedbir yönü vede KURAL davranış biçimi şudur... Gece çalışıyosan sabah gün ağarmadan sabah en erken 06.30 dan önce bulunduğun yeri terk edip yola çıkmak zaten başlı başına hatadır... Ama illa çıkmak zorundaysanızda çapa,kazma,kürek gibi aletleri arabanıza asla almayın mümkünse makinenizde ortalıkta olmasın... Gece 03.00 da aydın bölgesi muğla bölgesi denizli bölgesi gibi önemli ve pilot bölgelerde o saatte makine kazma kürek le yola çıkarsanız yapacak fazla bir şeyiniz yok !!! Makinede gider sizde derdinizi anlatana kadar akla karayı seçersiniz...
Kola kutusu kurşun gibi bazı metallere her cihaz iyi der ve kıymetli sinyali verir... bunun adı ....olsada değişmez hatice olsada değişmez.

kimse parayı gömüp yanınada işaretini koymaz bunu unutmayın işaret olayı ülkemizde fazlasıyla abartılmış ve hiç bir şey bilmeyen çok fazla bilgiçleriyle dolu... işaret çözüp daha bişey bulan yok... bir karış çeken dedektörle gezmeyi işaret peşine koşmaya tercih ederim.

yılan figürü 2 çeşittir biri sağlık sembolü diğeride mezar... Ben her türlü yoruma ve fikre saygı duyarım bulunmuşu var diyosanız peki öyle olsun vardır.. ancak bu benim işaret ile define aranması konusundaki fikirlerimi değiştirmez

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Evet Arkadaşlar sorunuza gelince her şeyden önce T.C. Hukuk devletidir. Yasaların emredici hükmüne aykırı yapılan işlemler kabahat ve suç teşkil eder. Hukuk devletinde yasaların emredici hükmü toplumun genelini bağlar, Özellikle kamu görevlileri yasaların emredici hükmüne uymada topluma örnek olmaları gerekir.Yasalar toplumun geneli için vardır, Yasaları bilmemek mazeret teşkil etmez.

Yasalar edirnede başka hakkaride başka ankarada başka muğlada başka olmaz.Burada yasa uygulayıcılar öncelikle usul yönü devamında esastan olmak üzere faklı uygulama yapamazlar. İçinde bulundugu şartlar olagan üstü halleri gerektirsede yasaların emredici hükmü dışında bir uygulama yapmak suç teşkil eder.
Özellikle anayasanın eşitlik ilkesi kanunların anayasaya ter olamaz ilkesi her türlü madde tüzük genelge özel sözleşmeler vs. hiç biride kanunlara usul ve esasdan aykırı olamaz.İster idari ister adli olsun yasa uygulayıcıları buna uymak zorundadır.BURADA sordunuz soru yol aramasında yanınızda bulunan kazma kürek dedektör ve benzeri cihazların yanınızda bulunması taşınması suç teşkil etmiyor. suçun ve kabahatın oluşumu yasalarca gayet acık ve netce tarif edilir yasaların emredici hükmü geçerlidir.
Bu uygulama muglada manisada agrıda vanda mersinde edirnede karsda olmuş fark etmez yasaların emredici hükmü usul ve esastan geçerlidir.Yasa uygulayıcıların görev ifa etmeleri esnasında onlara yardımcı olmak vatandaşlık görevidir.ANCAK yasa uyguluyorum adı altında yasalara aykırı hareket eden kamu görevlileride sorumluluk altındadır.Yasalar dışında usul ve esastan yasalara aykırı hareket edemezler.Böyle durumlarda vatandaşlık görevimizi yapmadan görevlinin yaptıgı hata karşılıgı yasaları suçlamamız bize bir şey kazandırmaz.

Hangi hallerde taşıdıgımız kazmaya kürege dedektöre vs kamu görevlileri müdahale eder el kor alı koyar bu yasalarca gayet eçık ve netce bellidir.Bunun dışında hareket eden kamu görevlisi iddiası olan iddiasını ısbat etmek zorundadır.Kamu görevlileri elbetteki görevini yapacak görev yaparkende bir başkasının işledigi suçtan dolayı bizi magdur etme hakkı yoktur.Kazma kürek dedektör vs benzeri teknoloji arabada bulunmayacak yol boyunda taşıyaman diye bir yasa VARMI.?
Kazmanın küregin dedektörün saplımı sapsızmı olacagı konusunda tartışma gerekmiyor. Önemli olan yasalara aykırı işlemde KULLANILIP , KULLANILMADIGI deyilmi.? Bir başkası yasalara aykırı işlem yaptıysa suç işlediyse bunun sorumlusu yolda seyhat eden olamaz. sorumlusu sorunluyu bulmak içinde yolda seyhat eden bir kişiyi sorumlu tutamaz.Isbat etme zorundadır.

Burada konu bahsi muğla valiligi ve jandarnası örnek gösteriliyor. suç işlenenece nerdeyimiş.? önlem alamazmıydı.? suç işlendikten sonra yapılan uygulama toplumu vatandaşı rahatsız etmeden failler araştırılır günümüz teknolojisinden faydalanmakta yasalarca güvence altına alınmıştır., vatandaş olarakda görevimiz yardımcı olmaktır.ANCAK bu araştırmalar toplumu rahatsız etme boyutunda olamaz. Yapılan uygulama yasalara aykırıdır.Herkes görevini yapacak ancak görev yapma adı altında bir başkasını rahatsız etme hakkını yasalar kimseye vermiyor.
Bu ve benzeri konularda yasaların emredici hükmü hepimiz için geçerlidir. T.C. Hukuk devletidir. Yasalar hepimiz için vardır.Saygılar.

Anlatımınızdaki hemen hemen her şeyin doğruluğuna vede olması gereken olduğuna sonuna kadar katılıyorum..

Yaşanmış yada tecrübe edilmiş bir takım şeyler vardır. Bu yaşanan ve tecrübe edinenler bire bir tarafınızdan edinilmişte olabilir yakın çevreniz tarafındanda..

Bu tartışma konusu ettiğimiz olay hemen hemen bu işlere ilgi ve alaka duyan markası modeli ve özellikleri ne olursa olsun dedektör sınıflandırmasına giren cihazları amacı her ne olursa olsun kullanan kişiler tarafından bilinen ve dikkat edilmesi gereken bir husus olduğu için forumumuzdada tartışma konusu haline gelmiştir..

Ben daha öncede belirttim buna benzer bir konu farklı bir başlık altında yine yazıldı çizildi ve oradada dedimki kanun türkiyenin her yerinde aynı kanundur ve gereği yaptırımları hükümleri ne ise o uygulanır... Ankarada da kanun aynıdır istanbuldada izmirdede aydındada muğladada... Kanunun hükümleri değişmez ..! Ancak benim bahsettiğim ve forum üyesi olan ve bilgi paylaşımı yaptığımız arkadaşlarımızı bir iki detayda uyarmak ve dikkat etmelerini sağlamaktan başka bir şey değildir anlatmaya çalıştığım farklı manalara çekilmesin.

Kabul edersinizki Türkiyede bir çok antik kent vardır.. Bunları hemen hemen hepsinde arkeolojik araştırmalar yapılmış veya yapılmakta planlaması var veya yapılmaktadır vede koruma altında olan sit alanlarıdır...
Özellikle EGE bölgesi Bu anlamda önemli ve farklı bir yapıdadır..
İç anadoluda veya karadenizde veya doğuda... Adli vaka olarak tarihi eser kaçakçılığına çok fazla rastlanmayan bir bölgede yol kontrolünde bulunan jandarma veya polisin aklına durdurulan araçla alakalı tarihi eser kaçakçılığı veya definecilikle alakalı şüphe uyanma olasılığı ile izmir selçukta veya aydın karacasuda, geyrede, muğla yatağanda, milasta,denizli yenicekentte.... örneklerini çok daha fazla çoğaltabileceğim bölgelerdeki yol uygulamasındaki ekipler in şüphelenme ve kontrol etme olasılığı sizce aynımıdır.

Gece geç bir vakitte selçuk ephesus yakınlarında veya ortaklar magnesia yakınlarında ve özellikle hiç denemeyin Karacasu GEYRE ( APHRODİSİAS ) yakınlarında yolda hem makine hem kazma hemde kürek bagajınızdayken benim söylediğimin tersine ve sizin önemi yok dediğiniz şekilde sapları takılı ve hatta çamurlu vaziyetteyken yol uygulamasına takılın ve bagajınızda tüm bunlar yakalansın bakalım o dakikadan sonra neler gelişecek.. Ben olası senaryoyu isterseniz biraz anlatayım...

GBT sorgulamasına girersiniz allahın emri... Bu işle alakalı önceden işlenmiş bir suçunuz varsa yaklaşım dahada farklı olacaktır.. Makinenizi alırlar.. Karakolda ifadede verirsiniz.. Makinenizi faturası varsa daha sonra geri alırsınız ona lafım yok ancak Gece yarısı en az 2-3 saatinize mal olan bir karakol macerası yaşarsınız.. Bunu yaşamayın bu tarz önemli ve riskli bölgelerde bukadarda aleni gezmeyin diye uyardım sadece başkasının işlediği suç ile bağlantınız kurulur başınıza iş gelir demedim... Ama unutmayın bahsettiğim bölgelerde çok sıklıkla antikacılar hakkında vatandaş tarafından ihbarlar söz konusudur.. Umarım ihbar alınan bir geceye de denk gelmezsiniz.. Anlatmaya çalıştıklarımı isteyen dikkate alır isteyen almaz.

Tarihin geçmişden günümüze kadar akışında insan yaşamı koşulların uygun olması bakımında türkiyenin yeri cografyası tabiat doğa ve iklim kuşagı yapısında uygun oldugu gibi özelliklerde EGE ve AKDENİZ bölgeleri ayrı bir önem arz etmektedir.Bu faktör geçmişden günümüze kadar tarihi zenginlik ve kültür miraslarının varlıgını bize bırakmıştır.
Bu nedenle bu bölgeler ayrı bir önem arz etmektedir.Günümüzdede bu geçerlidir.Mugla valisi mülki idari amiri olarak T.C. Hukuk devletinin yasal temsilcisidir.Devlet kurumlarında görevli kamu görevlileride görevlerinin icabını yasaların emredici hükümlerini uygulayarak yapmak mejburiyetindedirler.Yasalara aykırı işlem suç teşkil eder.Kamu görevlileri yasalara aykırı işlem yaparsa görevi kötüye kullanmış olur.Bunun sorumlulugu vardır.
Son dönemlerde başta Ege ve Akdeniz bölgesi olmak üzere Muglada yaşanan tarihi kültür mirasları soygunu kamu oyunun gözleri önünde olmuştur bu nedenle dikkat çekmektedir.Son zamanlarda kamu adına yakınen takip ettigim izmirdeki bir takım davalara sık sık günü birlik gidiş gelişimde özellikle antalya sahil yolu ile fethiye mugla denizli aydın izmir yolunu tercih ettigim halde gece veya gündüz hiç bir yakınma ile karşılaşmadım. ara tali yolların durumuda buna dahildir.


Tüm defineciler olarak neyin nerede nasıl niçin aranacagını ve bunların yasal müeyidelerini bilmek zorundayız.Elbetteki kazmayı küregi dedektörü vs taşıyan bunları süs olsun diye taşımıyor.yasal olarak bunları taşıyamazsnız diye bir kanunda yok.Önceliklede neyin nerede taşınacagının bilincinde olmamız gerekir. İddia eden iddiasını ısbat etmek zorundadır. iddiasının ısbatınıda delilllere dayandırmak zorundadır. Samimi ikrar hafifletici sebep olsada diger yandan sükut etmek ikrardan sayılmadıgı gibi oluşan şüpenin delil sayılmadıgı gerçegini kabul etmeliyiz. İddia eden ısbat etmek zorundadır.
Özellikle internet ortamında mantar gibi biten definecilik siteleri, bu sitelerin amaç gaye ve çok bilmişlik adına kül savuran site yöneticilerinin gazına gelmeyin.Günümüz teknolojisinde her türlü bilgiyi edinmek yasaların emredici hükümlerini ögrenmek hiçde zor deyildir.Güvenlik görevlileri görevinin ifasını yerine getirirken yasaların emredici hükmüne uymak zorundadır.Saygılar

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Arkadaşlar her işaret mezar veya define işaret etmez... Yaşantıyı çok iyi bilmek çok iyi analiz etmek dönemleri ve inançları iyi bilmek vede arkeoloji bilgisi çok yüksek olması gerek kişinin...!!!

Bu tarz işaretlere yorumlar yapıldığında ben ilk olarak resimi paylaşan kişiyi düşünüyorum... Yapılan yorumlar doğrultusunda bölgeye gidip ümit ettiği ve beklentileri olduğu bu alanda çalışma yaparak emek ve para harcayan arkadaşlar için üzüntü ve endişe yaşıyorum..

mezar işlerine çok uzun yıllarını vermiş evini damını satmış aile düzeni bozulmuş eşinden çoluk çocuğundan ayrılmış yani anlayacağınız çok şeyler kaybetmiş insanlar tanıdım anlatırken gözleri dolan daha bu işten bir bardak çay içmek nasip olmadı diyen insanlar.... ! Sizlerden yorum ve yardım beklentisi olan bu arkadaşlarımızın paylaştıkları fotoğraf ve işaretler hakkında yorum yazarken gerçekten bilgi sahibi olduğunuz ve hakim olduğunuz konularda yorum yapmanız ve yönlendirmenizi rica ediyorum... Bizans döneminde 4.000 tane adam yetiştirildi sadece önceki medeniyetlerin mezar ve bazı zengin yapılarının soyulması için..

bizanslı soyguncular atalarının sistemini adetlerini ve mezar yapılarını sizlerden çok daha iyi biliyolardı... Ve çok fazla dönem soygunu oldu açılacak bir çok mezarın boş çıkma ihtimali son derece yüksek...

Roma Bizans döneminde halkının yaklaşık %80’i işsiz ve yoksuldu. Erkekler orduya katılmaya can atardı. Böylece yaşamlarının bir amacı olurdu. Zengin Romalılar’ın köle sahibi olmaları iş alanlarıın tıkanmasına yol açıyor, erkekler özgür doğmuş olsalar da iş güç sahibi olamıyordu. Bizlerin bu gün dönem soygunu olarak bildiğimiz bizans dönemi soygunları üstelik sadece mezarlarda da değildir... Önceki döneme ait olan bir takım metal bulgularda sanat ve değeri göz etmeksizin eritilerek başka gereksinimlerde kullanılmıştı... 4.000 Kişi olduğu net değil zaten sevgili ronın 3.999 du belki belkide 4.001 di bazı bilgiler

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

Sahte sikkeler bire bir orjinal sikkeden alınan kalıpla basılır... Bu sikke sahteyse profesyonelce basılmış... Sahte sikke bozuk bir kalıptan çıkmışsa yamuk ve çirkin baskısından dolayı kendini ele verebilir ancak bu paradaki harfler ve o bahsettiğiniz el orjinal paranın kalıbıyla bire bir dir... Sahte sikke gramajından anlaşılır... örneğin... kataloglarda 8,5 gram geçen bir para hiç bir zaman 8,5 gram gelmez... 8,2 gelir 8,1 gelir hatta 8 gram bile gelebilir ancak sınıflandırılması 8,5 gramdır... ( Yıpranma payı ) yanii 8,5 gram bilinen bir para hassas tartıda 8,5 gram geliyosa içinizden ooppppsss !! diyebilirsiniz.. Bazı püf noktaları bilmek gerekir... saygılar

höyük: arapların "tell" ya da "tal", perslerin "tepe" diye adlandıdıkları höyükler,eski yerleşmelerin yıkılması veya doğal tahribi sonrasında onların kalıntılarıyla oluşmuş doğal olmayan tepeciklerdir.
ilk çağlarda insanlar henüz yerleşik düzende yaşamadıklarından,çogunlukla da ağaç kovuklarında ve mağaralarda barındıklarından höyüklere rastlanmaz.ancak neolitik çağdan itibaren kurulan toprağa bağımlı yerleşmeler,çesitli felaketlerle yıkılıp yok olurlar;zamanla bunların düzeni tabii olarak bir toprak katmanıyla kaplanır. Çoğu zaman da bu yıkıntının üzerine başka bir topluluk gelip yerleşir;veya yıkılan yerin eski sahipleri şehri tekrar yeni baştan imar ederler. hep aynı yere gelip yerleşmelerin nedenleri arasında,yörenin coğrafi özellikleri,iklim şartları ve toprak verimliligi ile su durumu başta gelmektedir.
işte,bu tür kültür kalıntılarının bulunduğu tepeler höyük karakteri taşırlar.
enderde olsa höyüklerin girişleri vardır.... höyükleri gören kaya yada kayalıklarda oda veya kaya mezarları mevcuttur.açılmış olanlar olabilir...saygılar..

Genelde tümlüsle höyük karıştırılıyor..Gezdiğim yerlerde höyüklerin üst kısmının yaygın olduğunu tümülüslerin daha yuvarlak olduğunu farkettim..

Ben yine acizane kendi fikrimi yorumumu belirteyim Tümülüsler genelde yüksek yerlerde olur tepelik bir arazinin düz sırtında mesela.. ama höyükler genel olarak düz arazide yığma gibidir araziye baktığınızda dikkatinizi hemen çeker...

Tümülüs ile Höyük genelde karıştırılır.... Höyükler Yaşantı yeridir tümülüs mezar..

Höyükler tümülüslerden yüksek ve büyük olur yüksek olmayanda yayvan geniş alana yayılmış olur yani YATAY Höyük şekli...

görüntü olarak baktınki dikkatini çekiyo burası höyük olabilir dedin in arabadan yakınına kadar git bak bakalım yerde kiremit kırıkları tuğla parçacıkları çömlek kırıkları vs... varsa höyüktür... zaten yapısı olarak baktığında ben buradayım der Höyük arazide kendini belli eder ama net emin olman için gidip inceliceksin dediğim emareler varsa kesin emin olursun

Bir kere şunu aklından çıkarma:: 8m 10m'lerde mal yok... En kral malzemeler 1.5m'ye kadar çıkıyor... Mezar peşindeysen ki en fazla 3-4m derinliktedirler, dedektörler bir yere kadar işini görecektir.. Onların da 2m'ye kadar içinde özellikle tabak çanak gibi kapkacak veya tac vs olanlarını görmek için en az 1x1m kare başlıklı Pulse metal dedektörü kullanman lazım...
Daha derindeki mezarların içindeki malzemeleri tespit edebilecek dedektör mümkün değil...
Zaten daha derinlerdeki mezarlar ya tümülüstür ya da çok eski bir höyüğün ulaşılamayacak(SİT alanı olmasından dolayı) mesafesindedir...Bunlar hayalcilerin işidir...

Makina almadan önce senin yapman gereken önce definecilik diye tabir ettiğimiz hobiyi iyice öğrenmen gerekir... Yani bir arkeologtan daha fazla bilgi sahibi olman, bir mühendisten daha çok cihaz bilgisi tecrübe etmen gerekiyor..


özellikle yeni başlayacak olan kişilere şöyle bir tavsiyede bulunuyoruz:
Bu işe ilk aşamada çok büyük bir bütçe ayırmayın. Bu "mesleği" ve gerçek anlamda insanları tanımak için küçük başlayın. Çok fazla masraf etmeyin. İlk aldığınız düşük bütçeli cihazınız size bu "mesleği" öğretecektir. Bu sayede hem makinaları, hem bu mesleği hem de bu mesleğin içindeki insanları en az masrafla tanımış olacaksınız. Bu arada güzel yerlere denk geldiğinizde hedefinize de çoğunlukla ulaşmış olacaksınız. Bu "mesleği" iyice tanıdıktan sonra daha üst düzey cihaz ve beklenti içerisine girebilirsiniz. Ancak şu aşamada MESLEĞİ öğrenmek için size önerebileceğimiz cihazlarımız;

elle tutulur bir şeyler elde etmek istiyorsan öncelikle ( işaret,eşkiya parası,harita,varmış,öyle duydum,10 ton,8 ton,at izi,it izi,mezar,tümülüs ) Bunların arkadaş ortamında kahvede vs... yerlerde sohbeti bile açılsa arkadaşlar bana müsade deyip kalkıp gideceksin şahsen ben öyle yapıyorum... vaktini paranı emeğini boşa harcamak istemiyosan bunları unut.. Bu hayal işlerinin peşinden koşup evini damını karısını kaybedenler biliyorum

Mezarcılık : Bu işin peşine koşmak istersen yine akıllı koşacaksın... Öyle mezarcılar vardırki işinin ehli evini arabasını alan çoluğunu çocuğunu okutan evlendiren... Ama işi bilen yaşantıdan iyi anlayan sistemi bilen zengin mezarların nerelerde olacağını ve nasıl bulacağını bilen arkeoloji ve arazi bilgisi oldukça yüksek insanlardır... Şiş sistemi kullanırlar düz arazide günde 10 tane şişle mezar bulup 5 tanesinden küpe yüzük vs.. takı ve bunun yanında 4-5 para bularak çok güzel ev geçindirenler vardır.. Ama kayada nal izi yerde at izi şurda şu burada bu diye koşturup duranlar elinde olandanda oldular...
Yaşantıyı dönemleri nerede ne çıkar nerede ne çıkmaz iyi bileceksiniz... haaa bir ufak dip not : şişle mezar tespit edip açan bu usta arkadaşlar kimi açtıkları mezardaki malzemeyi dedektör yardımıyla bulur kimi dedektör bile kullanmaz ELEK yardımıyla mezardaki çıkardıkları kumu elekte eleyerek tüm malzemeleri ayırıp alırlar buda bir sistemdir...

Gelelim makineciliğe : Hiç bir dedektör sistemi kullanmadan yada bilmeden pulse sistem daha kapsamlı büyük başlıklı cihazlar kullanmak sizi hem zorlar hemde yorar... Zorlama sebebi kavramanız ve hakimiyetiniz daha uzun zaman alır yorma sebebiyse pulse sistem makineler ekip işidir tek başınıza bir yere gitseniz yel değirmenleriyle savaşır durursunuz...
boşluk bulmak için, resistivite, gpr, emi gibi sistemler içinse gerek yok uğraşmayın derim... Hele hele yolun başında hiç uğraşmayın... Sil baştan yapmış olursunuz sözlerimin hepsi havada asılı kalır hayale koşarsınız.

Size ilk ve en önemli tavsiyem yüzeysel 35-40 cm de rahatlıkla tek paraları toplayabilecek örneğin ( X1 ) gibi bir cihaz almanız.. ve sonrasında yaşantıyı iyi öğrenmeniz... öncelikle yaşantı yerine gittiğinizde yerdeki kiremit tuğla ve küp kırıklarından ören taşlarından vs.. lerden yaşantının hangi döneme ait olduğunu nasıl tespit edeceğinizi öğrenmeniz... Ve sonrasında cihazınızla bulduğunuz paranın hangi döneme ait olduğunu kime ait olduğunu öğrenmeye çalışmanız... Arazi öğrenmek yaşantıyı çözmek birazdaha basit olabilir ama sikke olayı elbetteki öyle değil yıllarını bu işe veren ustalar dahi zaman zaman bazı paraları bilemedikleri olabilir çok geniş kapsamlı bir iştir zaman ister sabır ister...

doğru zamanda doğru yerde doğru yaşantıda tek para bularak bu işe başlamanız bulduğunuz paraların hangi döneme ait olduğunu ve kimin parası olduğunu internetten faydalanarak gramajı baskısı vs.. özelliklerine dikkat ederek fikir ve bilgi sahibi olmanızı bula bula sora sora öğrenmenizi tavsiye ederim... Ve size en önemli tavsiyelerimden biride bulduğunuzu yaptığınızı gittiğinizi geldiğinizi kimseyle paylaşmayın dikkatli sabırlı akıllı teknik araştırarak ve çalışarak bu işi en kestirme ve en doğru öğrenme yoludur... Çapacılık dahi bir meziyettir.. Tekleme bir makinenin usta bir makinecinin ardında bile her kişi çapacılık yapamaz... sinyali nasıl noktalayacağınızı nasıl kazacağınızı kazdıktan sonra o metali topraktan nasıl ayıracağınızı vs... bilip bilmediğinizi bilmiyorum ama her türlü konuda elimizden geleni yapıcaz artık

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

normal ölçüde arazide gezerken gözünüze çarpan kiremit ve tuğla kırıklarına çömlek kırıklarına sinyal vermez ancak sadece DELAY sisteminde ( büyük boru başlıkta ) arama yaparken aşağıda bir ev yıkıntısına denk geldiğinizde çok aşırı derecede tuğla lorenz ler kiremit yıkıntısı sebebiyle deepmax lar DELAY da sinyal verir... Verme sebebide aşırı derecede yoğun kiremit yıkıntısı nedeniyle zeminin çok farklılık göstermesi.. onun haricinde normal ölçüde arazide bulunan kiremit ve tuğla parçalarına sinyal vermez etkilenmez.. Size bahsettiğim yıkıntıda inanılmaz derecede yoğundur kiremit ve tuğla ancak ozaman öter. Bu tarz bir sinyali ayırt etmek hiçte zor değildir.. Lorenz de büyük boru başlıkla DELAY sisteminde arama yaparken cihaz metal materyale hedef sinyal verir.. Oysaki bahsettiğim kiremit yoğunluğuna aşağıdaki yapı devam edene kadar devam eder.. yani yaklaşık 4-5 metre boyunca sinyal devam ettiğinden kullanıcı bunun normal bir sinyal olmadığını anlamalı.. emin olmak için yapılacak en kolay sistem şudur makineyi hemen ground 2 ye alıp aynı yerden geçtiğinizde sinyal kesilmişse tuğla... !! Umarım anlaşılır ve yeterli bir açıklamadır

pişmis toprak üzerindeki sır dediğimiz yüzeyin çift taraflı olması kalitenin ve zenginliğin işaretidir.
ancak üzerindeki bazeme renk ve işcilik dönemi hakkında çok önemli bilgiler verir.
örneğin siyah ve kırmızının tonları kullanılmışsa antik yunan olma olasılıığı çok yüksektir.
eğer yeşil ve mavi tonlar ağırlıktaysa ve resimden ziyade süsleme tarzında bezenmişse,selçuklu dönemi ağırlıklı olmak üzere bizans tan tutun da osmanlı ya kadar çok uzun bir dönemi yansıtır.
tek taraflı sır dediğimiz kap kacağı da genelde köylü kısmı kullanır.
tabii o dönemde de köy ağaları varmıdır nasıl kap kacak kullanır bilemem

Yöredeki ilk yerleşmelerin ilk tunç çağında (MÖ 3500-2000) kurulduğu sanılıyor.
Antik çağda Muğla sınırlarının büyük bölümü, Karia bölgesi olarak anılıyordu. Karia’nın sınırları, kuzeyde Büyük Menderes ile güneyde Dalaman çayı arasındaki bölgeyi içine alıyordu. Bu bölgede bugünün Muğla merkezi, Kavaklıdere, Yatağan, Ula, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca, Bodrum ve Milas ilçeleri bulunmakta. Karia bölgesinin doğusu Frigya, kuzeyi Lydia, güneydoğusu Lykia ile çevrelenmişti. Muğla’nın Dalaman ve Fethiye ilçeleri Lykia Bölgesi sınırları içindeydi.
Karia halkları
Karia adı Kar’lardan geliyor. Bölgenin yerli halkı Luvi’ler. Luvi’lerin MÖ 2000’lerden beri bu bölgede yaşadıkları biliniyor. Luvi dilinde Kar, doruk-uç anlamında kullanılıyor. Karia ise Helen ağzında "doruklar ülkesi"ni tanımlıyor.
Karia’lılar kendilerini Anadolu’lu sayıyorlar.
Bölgenin yazılı tarihi Halikarnasos’lu ünlü tarihçi Herodot ile başlıyor. Tarihçi Heredot’a göre ise Kar’lar Ege adalarından gelip bu bölgeye yerleşiyor ve yerli halkla kaynaşıyor. Kısacası, bölgede yaşayanlar, göçlerle birlikte gelenlerle kaynaşıp MÖ. 1000 yıllarından itibaren Karia’lılığı oluşturuyorlar. Bodrum yarımadasının dağlık yerlerinde yaşayan Leleg’ler de Karia halklarının bir bölümüydü ve taşlık kayalık yerlerde oturdukları için de Lelegler olarak biliniyordu.

Karia bölgesinin en önemli koloni kentleri: Halikarnasos(Bodrum) ve Knidos(Datça)’dır.
Karia bölgesindeki diğer kentler:
Bargylia(Asarlık)
İasos(Kıyıkışlacık)
Myndos(Gümüşlük)
Pisada
Theangela
Keramos(Ören)
Kedrai(Sedir adası)
Mylasa(Milas)
Labraunda
Euromos(Ayaklı)
Alabanda(Araphisar)
Alinda
Gerga
Stratonikeia
Lagina
Kaunos(Dalyan)
Aphrodisias
Tralleis(Aydın)
Nysa(Sultanhisar)
Akharakha(Salavatlı)
Lykia’nın Muğla sınırları içinde kalan bölümünde ise; Telmessos(Fethiye), Tlos, Pınara ve Letoon antik kentleri bulunmaktaydı.

Karia kentleri MÖ 6. yüzyılda Lydia devleti egemenliğine giriyor.
MÖ 540’larda Persler bölgeye hâkim oluyor. Bu hâkimiyet ayaklanmalar, Pers-Lydia ve Pers-Helen savaşlarıyla zaman zaman kesintiye uğrasa da 200 yıl kadar sürüyor. Gerek Lydia ve gerekse Pers döneminde bölgedeki egemenlik gevşek bir egemenliktir. Bölge, hâkim devletin imparatoruna yarı bağımlı satraplarca, kentler ise satraplığa yarı bağımlı, büyük ölçüde özerk tiranlarca yönetiliyor.
Karia bölgesi, MÖ 334’de Makedonya kralı Büyük İskender tarafından ele geçiriliyor, başta Halikarnasos olmak üzere kentlerin büyük bölümü yakılıp yıkılıyor, MÖ 3. yüzyılda bir süre Mısır egemenliğine, ardından da MÖ 192’den itibaren Roma egemenliği altına giriyor.
Anadolu beylikleri döneminde yaklaşık 200 yıl süreyle (1261-1451) Menteşoğulları hâkimiyeti yaşanıyor. Menteşoğulları kendilerine merkez olarak Milas yakınlarındaki Beçin Kalesi’ni seçiyorlar. 1451’de Osmanlı hâkimiyeti başlıyor, Bodrum dışında. Halikarnasos 15. yüzyılda Rodos şövalyelerine üs oluyor ve ancak Kanuni döneminde Osmanlı sınırlarına katılıyor, Rodos’la birlikte.
Halkının bir bölümü Rum olan bölge 19. yüzyıl sonlarında Aydın vilayetine bağlı Menteşe sancağının sınırları içinde bulunuyor. 11 mayıs 1919 ve 5 Temmuz 1921 arasında İtalyan işgaline uğruyor, Cumhuriyet’ten sonra da tüm sancaklarla birlikte il yapılan Menteşe’nin adı Muğla olarak değiştiriliyor.


MÖ 6000'lere kadar neolitik dönem ve çanak çömleğin dahi bilinmediği bir evre olarak geçiyor..Yani bu zır cahiller bu tip Neolitik dönem höyüklerinde(yerleşkelerinde) çanak çömlek bile çıkmayacağını dahi bilmeden 40 deve yükü altın peşinde koştuklarından dolayı, höyüklerin anasını ağlatıyorlar...

NEOLİTİK çağ... yani (M.Ö. 8000-5000) yılları arasında.. Son buzul çağının bitişiyle iklimde meydana gelen değişim daha ılıman ortamda yaşayan bitki ve hayvan türlerinin çoğalmasına olanak vermiş, günümüzdekine benzer doğal bir ortam oluşmuştur. Arpa, buğday gibi bitkilerle koyun, keçi ve domuz gibi hayvanların yabani ataları bu ılıman ortamın flora ve faunasının arasına girmiştir.Bu olumlu değişimin sonucunda insanlık tarihinin ilk büyük devrimi olarak kabul edilen NEOLİTİK DEVRİM yaşanmıştır. Yani insanlar MAĞRA lardan çıkıp arazide yerleşime başlamış... bundan 7-8 bin yıl evel insanların kafası bişeylere basmaya başlamışken 2010 yılında hala kafası basmayan insanların var olduğunu paranın ve metal objenin olmadığı bir çağda definecinin define aradığını anlatmaya çalışan ve tarihi önem taşıyan höyüklere zarar verildiğini anlatmaya çalışan bir başlıkta yazılan bilgilere hala gereksizce muhalefet olmayacak kadar akıllı bir toplumun var olduğunu ve yaşadığını anlatmaya çalışan ve günümüzdeki bazı insanlardan daha akıllı ve mantıklı uygarlıkların yaşadığını ispatlayan bir başlıktır....

Alan tarama,çubuk v.s. 20 yıl önce ilk başlarda bizde kullandık.yazacak çok şey varda kısaca özetlemek gerekirse çubuk veya alan tarama kullanan kişi hayalcidir ve kendini kandırıyordur.hatta kendini kandırmakla kalmayıp çevresinide inandırmaya çalışır. definecilik ve arazi okumaktan tarihten,arkeolojiden zerre kadarda anlamaz, anlamadığı için kıvırdığı iki telin ,yada kimyadan zerrece çakmadığı halde,içine kafasına göreçeşitli kimyasal maddeler doldurduğu boruların gelişi güzel hareketine bırakır tüm umudunu...
Birşey daha çubukçu tipler,tılsım, büyü ve cinci hocalara acayip inanırlar...çubuk kullanırken bizde az içli-dışlı olmadık bu üfürükçülerle

çubuk dediğiniz olay suyada gider boşluğada gider mineralede gider madenede gider gider oğlu gider.. Yeri geliyo makineyle bi halt bulunmuyo çubukçulara cincilere tonculara allah sabır versin...

Arkadaşlar başlıklar ne kadar büyürse küçük metallere olan hassasiyet o kadar düşük oluyor.
Pulse kullanan arkadaşlar bunu çok iyii bilirler bazan 5x5 ebatındaki bir obje çok nadir vede deyerlimetalden olabiliyo.dikkat edin burda yazan her arkadaşın bilgisi vardır deyerlimetalden olan objeler genelllikle küçük ebatta olurlar.çok büyük olmamak kaydıyla orta kare başlıklar daha verimli
stabil oluyo tabi bunu tasarlayan insanlar bunun testlerini yapmıştırlar mutlaka hangi ebattaki başlıkta daha stabilize çalışıyosa başlık o olmalı bu benim fikrim tabi herkesin fikrine saygı duyarım umarım gerçektende iş yapar farmetin adına şimdiden hayırlı r

1,5 metre derinlikte sinyal aldıysanız kazacaksınız... Bunun başka bir alternatifi yoktur... Demirde olsa kazıcaksınız kömürde olsa... Defalarca yazmışızdır diyoruzki bu iş kolay değil emek ister tecrübe ister çalışma ister sabır ister... ama hala gördüğüm kadarıyla herşeyi hazır istiyorsunuz.. 1.60 derinlikten Lorenz ile demir sinyali olma şüphesine rağmen kazıp ve o derinlikte büyük bir küpün içinde demirden orak çapa ve başka tarım aletlerinin yanından aynı küpün içinde değerli bronz obje alan var... Demir deyip geçilmez diye defalarca söyledik sayın oflu siz bana kalırsa 1,5 mt derinlikten bu sinyal demir bunu kazmayın diyen bir cihaz çıkana kadar cihaz almayın..


Başlık büyüdükçe derinlik artar... Başlığın dört bir yanındaki bobin kablolarından çıkan sinyal yatay şekilde aşağı iner ve orta noktada buluşur.. Başlığın çapı nekadar büyürse sinyal okadar derinde birleşip son bulur... 2x2 başlığın derinliği diğer başlıklara göre daha fazladır mutlakki ancak arazi yapısı ve yaşantıdaki hedef konumuna göre başlık tercihleri fark edebilir elbette.. Tüm başlık çeşitlerine hakim olabilmek ve gereken yerde gereken başlığı açıp kullanabilmek bence en güzelidir


3.'sü tespit derinlikleri birçok faktöre bağlıdır. O yüzden test sonuçlarına göre heryerde bu mesafeden çeker demek yanlış olur. Bazı topralarda 90cm'den tespit ettiği metali, bazı yerlerde 120cm'den bazı yerlerde 70cm'den tespit durumu oluşabilir. Testlerin hepsi bir öngörü sunmak içindir. Aynı şartlarda diğer makinalar ile ilgili karşılaştırma öngörüsü sunmak için yapılmaktadır.

4. Farmet X1 için opsiyonel 32cm çapında ayrı bir başlık bulunmaktadır. Büyük kütlelerde standart başlığa nazaran, aynı şartlarda 15-20 cm arası mesafe farkı vardır. Küçük paralarda ise 26cm çaplı başlık daha verimlidir.

pers var (iran) konuya bu şekilde bakarsanız işin içinden çıkamazsınız.greek yunan demektir iyonlarda yunandır ama iyon dönemi denmez arkaik dönem denir,
200 yıllık pers egemenliğinde kalan zaman dilimide arkaik dönemdir,iskenderle beraber bu dönem bitmiştir klasik dönem başlamıştır ama iskenderde bir greek'tir yani yunan dır ama buna greek dönem denmez.bu kalasik dönemdir.
daha sonraki helenistik dönemde yunandır yani greek tir ama gereek dönem denmez,roma ve helen kültürleri aynıı zamanda diliminde oldukları ve etkileri büyük olduğu için birlikte anılır ve buna greek roma dönemi denmez halenistik dönem denir.
daha sonrası roma,bizans,osmanlı dır.
ona bakarsak bizde osmanlıyız ama dönemimiz cumhuriyet dönemidir.
yani bir dönemin kapanıp bir dönemim başlaması farklı bişeydir.pers ve selçuklu lar da birer dönemdir ancak çağ dediğimiz anlamda dönemi ifade etmezler.

valla dilim döndüğünce ve bildiğim kadarı ile benim dönemden anladığım budur,yanlış biliyorsam düzeltin lütfen..



. Pers bir medeniyettir.. Arkaik yunan dan başlayın Bizansa kadar vardılar.. Şu andada var iran demişsiniz.. Evet pers lilerin irandan geldiği bilinir doğrudur.. Ona bakarsanız Suriyede hala var.. Seleukoslar suriyeliydiler... Greek elbetteki yunan demek ancak oluşum yerleşim yönetim ve paylaşım açısından bu medeniyetler arasında ve dönemler ve özellikle dönemler arası geçişlerde farklılıklar var.. Ion yalılar makedonya ( Filip kırallığı ve iskender ) yunanistan ( atina ) Karya kırallıkları...... Bu başlıkta paylaşımı yapılan eserler arasında helenistik dönem sonuna ve romaya geçiş yani artık roma olarak anılan bazı eserler vardı onun için bu açılımı yapıp biraz tartışalım bilgi alış verişi yapalım istedim.. Helenistik dönem sonu romaya geçiş dönemi Greek Roma diye adlandırılır...


Satraplık, İran medeniyetinde ülke topraklarının ayrıldığı idari birimlere (eyaletlere) verilen ad veya Persler'in valilik atamaları olarak da adlandırabileceğimiz sistemdir. Pers imparatorluğu mutlakiyetle yönetilmiştir. Pers hükümdarının yetkileri sınırsız olup istekleri kanun niteliği taşımıştır. Ülke satraplık adı verilen eyaletlere bölünmüştür. Satraplıklar satrap adı verilen ve Pers soyluları arasından seçilen kişiler tarafından yönetilmiştir. I. Darius tarafından geliştirilmiş sistem M.Ö. 340 yıllarında kullanılmaktaydı. Persler Ege Denizi’nden Hindistan’a kadar olan topraklarını yönetebilmek için bu satraplıkları kurdular. İskender'in işgalinden sonra ise bu sistem ortadan kalktı.

Yunan satraplıklarından bahsediyorum ben...

Örnek : İskenderin Generalleri imparatorluğun değişik bölgelerinde çok büyük yetkilerle satrap olarak seçilmişlerdi. Ptolemaios böylece Mısır'ın satrapı oldu. İskender'in şahsen satrap olarak atadığı Yunanlı Cleomenes de Ptolemaios yanında yardımcı satrap olarak kaldı. Ptolemaios imparatorluk merkezinden hiç izin almadan harekete geçerek Libya (Cyrenica)'yı da eline geçirip kendine bağladı.
İskenderin ölümünden sonra en önemli ve en büyük imparatorları arasında bir güç savaşı başladı.. Ve bu savaşlarda ele geçirilen ve iskender tarafından satraplık verilen bazı şehirler satrapın öldürülmesi ve şehrin ele geçirilmesiyle bitirildi..

Soruyorum Bodrumda Yunan satraplığımı yoksa pers satraplığımı vardı ??

Satraplık nedir ?? Ufak yerleşimlere atanan idari kişi yani şu anki valiyi düşünün.. Aynen onun gibi.. Şu andada her ülkede valilikler yokmu ? Özellikle muğla bölgesinde çıkan şu bodrum satrapları ( Gümüşler ) nasıl olduda gözümüzden kaçtı Bana yunan gibi geldi o satraplar

evet adlandırılır ama dönem olarak değil, arkaik,kılasik,helenistik gibi dönemler asıl belirgin olan
(dünyaca bilinen) dönemler bunlardır.
eğer bu dönemleri dilimlersek karşımıza dediğiniz gibi medeniyetler çıkar iş karışır bunu anlatmaya çalıştım.
aslında dediğimiz şeyler aynı ama karışıyor dilimlemezsek medeniyetler le dönemler ayrılır.
dönemler çağ dediğimiz zaman diliminin bölünmüş halidir.

Sorun dönemle medeniyeti karıştırmakta başlıyo zaten...... Evet Yunanda ana 3 dönem vardır Arkaik / Klasik / Helenistik

Bunlar dönemdir medeniyet aynıdır... Roma helenistik dönemin bitimiyle başlar Bu geçiş dönemindeki roma Greek roma olarak adlandırılır.. Medeniyet demiyorum Dönemmm Romaya geçiş dönemi önemli bir dönemdir.. Yazı karakterleri oluşmuştur ve sanat zenginleşmiş tir... Bu geçiş dönemine rastlayan bazı eserler ( Para obje vs... ) Greek olarak adlandırılır ama roma sanatıdır bunu nasıl göz ardı edicez ? Bu önemli ve gerekli bir ayrıntı bence..


Satraplık Perslere özgü bir valilik biçimidir üstadım.. Hellenlerin adlandırdığı valiler satrap adıyla anılmazdı... Bu yukarıda alıntıladığın yazıdaki eleman hepsine satrap demiş geçmiş.. Hellenlerde İskender'in komutanları otonom devletçikler kurmuşlardır.. Bunlar satrap değil... İskenderin atadıkları ise vali niteliğindedir.. Satraplık terim karmaşası olarak alıntıladığın yazıda yazılmış.. Satraplık Perslere özgüdür..


evet dünya tarihinde medeniyetler büyük izler bırakmıştır,mesela hitit'lerle mısır'lılar aynı dönemde yaşamıştır,ama buna ne mısır nede hitit dönemi denmez miken dönemi denir,bunu alatmaya çalışıyorum.

asurlulardan ve yazıyı bulan sümer lerden bahsetmiyorum bile.

evet doğru ve bu satraplık olayına bende bişey daha eklemek istiyorum belki satraplık konusunun aydınlanmasına katkım olur.
iskender bazı satraplık altındaki bölgeleri hiç savaşmadan almıştır ve onunla savaşmadan teslim olan satrapları görevi başında bırakmıştır bunların başında da bodrum satraıpı gelir.
iskender günümüz amerikasında olduğu gibi zaptettiği bölgeleri eyalet sisteminde yönetilmesi için valiler atamıştır bu valilerin bazıları yönetimine devam eden satraplar olduğu için satraplık konusu yanlış anlaşılıyor,ünvanı satrap ta olsa artık iskenderin bir valisidir..
..saygılar..


Greek Roma.. Evet böyle bir tabir veya sınıflandırma diyeyim Vardır... Helenistik dönemin sonlarına doğru Romaya geçiş dönemi Yazı karakterleri oluşmuş sanat ve zenginlik tavan yapmıştır... Benim özellikle ilgilendiğim ve en çok beğendiğim dönemlerden biridir... Ve bu dönem itibariyle basılan paralara veya objelere biz greek deriz daha doğrusu Greek Roma denir... Roma döneminin başlangıcı ve en önemli geçiş dönemlerinden biri olan bu dönemi nasıl göz ardı edicez.. Siz greek roma yok diye durun Ben bu dönem her şeye Greek Roma demeye devam edeyim bilgi anlatılır anlanan karşıdakinin anlayabildiği kadardır...!!

Gelelim Satraplığa.. Konu itibariyle ben Greek romayı anlatmaya çalışırken bi şekilde satraplık tartışmasına dönen konuyu toparlamak ve son kez bişeyleri anlatabilmek adına bir şeyler paylaşmak istiyorum... Ben bildiğim ve doğru olduğuna emin olduğum halde mecburen sadık dostumuz google dan yardım almak zorunda kalıcam... Başka türlü de anlatırım ama forum ortamında forumun gerektirdiği şekilde davranmak gerekli küçükken çaldığım eriklere varana kadar anlatacak halim yok elbette...!!!
Ben satraplık sadece yunana aittir demedim... Pers imparatorluğuna ait değilde demedim... Yunan satrapları vardır dedim inandıramadım... Kaynak gösterdim kaynak beğenilmedi sallamış dendi... Dedimki muğla tavas sınırında bodrum satrap gümüşleri çıktı onlar yunan pers parası değil dedim yine olmadı..
Satraplık sadece pers te olmaz.. Yunan satraplarıda vardı ve iskenderin satraplık verdiği satraplar da vardı ve iskenderin ölümünden sonra komutanlarının hiç biri tek başına imparatorluğun başına geçmeye cesaret edemedi ve bir birleri arasında güç ve üstünlük savaşına girdikleri dönemde iskenderin satraplık verdiği bazı şehirleri ele geçirdiler ve hatta satrapları öldürdüler... Bunu google da satraplık diye aratırsanız karşınıza genel ve klişe kalıp anlatımlar çıkar ve işi perse mal edersiniz.. İskenderin komutanlarını ve bu komutanlar hangi bölgelerde ve hangi şehirlerde savaş geçirdi kim hangi parayı bastı bilir görür somut öğrenirseniz ayrıntılarıda bilirsiniz... Şimdi ismini duyduğunuz ve kendi adına parası basılan birini paylaşıcam bu mesajda bu kişide satraptı ve bakın bakalım nereli ve ne satrapı sonrasında yorum sizin ancak benim daha fazla tartışacak tahammülüm kalmadı...

Mausolos

Pers satraplarının tümü Büyük Kral tarafından anayurttan gönderilen Persli yüksek memurlardır.

Bu kurala uymayan tek satraplık Karia satraplığıdır. Karia satrapları öz be öz Karialı bir sülaledir.


Bu hanedan ailesi Hekatomnos oğulları ya da Hekatomnid sülalesi olarak adlandırılır. Bu sülalenin en önemli ismi kuşkusuz Mausolos (MAUSSOLLOS)'dur. Kyndia'lı Hyssaldomos M.Ö.392'de ölünce yerine geçen oğlu Hekatomnos hanedanlığını bir şekilde güçlendirerek Lydia satraplığından koparatıp Karia satraplığını ele geçirmiştir.

Bu dönemde Hekatomnos'un tam 100 parçalık dönemine göre oldukça büyük bir donanması bulunmaktaydı. Ancak Karia tarihindeki en önemli isim kuşkusuz Hekatomnos'un en büyük oğlu olan Maussollos'dur. Satrap Maussollos agresif ve yayılmacı bir politika güderek satraplık sınırlarına Lykia bölgesini de katmıştır.

Yani Mausolos Karya satrabıdır.. Mausolos paralarını görmeyen varsa ve istenirse onlarıda bilgi olsun diye paylaşa bilirim değerli ve nadir paraları vardır.. Saygılar..

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

İL İLÇE BELDE KÖY BASILAN SİKKE TİPİ/RESİM

ADANA MERKEZ İLÇE Zeus, Apollon, Artemis, Dionysos, Hermes, Nike, Serapis
ADANA Kozan / Dllekkaya köyü mevkii Tykhe, Seuz, Serapis
ADANA Karataş / Kızıltahta Köyü Kanatlı Herakles, Koç, Strap Başı, Kuğu, Atehma, Tykhe
ADANA Misis / Yakapınar Herakles, Zeus, Artemis, Mopsos
AFYON Emirdağ / Hisarköy mevkii Zeus, Aphrodite, Etehna, Demeter, Isis, Nemesis, Serapis
AFYON Dinar Hekate
AFYON Sandıklı / Koçhisar Köyü Bronton, Zeus, Kybele, Roma Darphanesi
AFYON Şuhut / Karacaören Zeus, Demeter, Kybele Roma Darphanesi
AFYON Bolvadin / Dura Köyü Meb, Apollon, Demeter Roma Darphanesi
AFYON Dazkırı / Sarıkayak Köyü Apollon
AFYON Sandıklı / Menteşe Beldesi Zaus, Atehna, Sionysos, Herakles
AFYON Şuhut / Merkez Zeus, Demeter, Kyble Roma Darphanesi
ANKARA Merkez Gemi Parçası
ANKARA Polatlı / Karahöyük Kyble, Hades, Asklepios, Hygeria, Zeus, Pan, Tykhe, Demeter
ANTAKYA Merkez “AN” “ANT” “ANTOB” “SMN” harfleri kullanılmıştır.
ANTALYA Kumluca Apollon, Herakles, Tykhe, Dioskurlar
ANTALYA Kaş Apollon, Yunus Balığı, Tykhe
ANTALYA Kaş / Kılınçlı Köyü Tykhe
ANTALYA Finike Bizans Darphanesi
ANTALYA Finike / Arif Köyü Apollon, Ares, Herakles, Tykhe
ANTALYA Kale / Serci / Karabayır Apollon, Atehna, Tykhe
AYDIN Çine / Doğanyurt Köyü Mevkii Pegasos
AYDIN Koçarlı / Akmescit Köyü Çevresi Artemis, Genç Kadın Başı, Meşale
AYDIN Karacasu / Geyre Beldesi Aphrodite, Üç Kadın, Eros, Labrys
AYDIN Karacasu Aphrodite, Zeus
AYDIN Nazilli / Esenköy Apollon, Zeus
AYDIN Germencik / Ortaklar – Tekin Köyleri Themistokles
AYDIN Didim / Balat Köyü Aslan
AYDIN Söke / Güllübahçe / Turunçlar Atehna
BALIKESİR Edremit Zeus, Apollon, Dionysos
BALIKESİR Edremit / Altınoluk / Avcılar Köyü Artemis, Astyrene, Apollon
BALIKESİR Edremit Civarı Zeus, Atehna
BALIKESİR Ayvalık Demeter, Koşan At, Süvari
BALIKESİR Erdek / Belkis Ton Balığı – Roma Darphanesi
BALIKESİR Manyas Tykhe, Zeus
BALIKESİR Dursunbey Atehna, Zeus, Artemis, Hermes
BARTIN İlçe Amisos
BATMAN Hasankeyf Artuklu Darphanesi
BURDUR Yeşiloba
BURSA Gölyazı Zeus, Demeter, Artemis, Hermes
BURSA Mustafa Kemal Paşa Baykuş, Boğa
BURSA Karacabey / Yeniköy Kyble, Boğa, Aslan
ÇANAKKALE Ezine Bronz Sikke
ÇANAKKALE Ayvacık / Arıklı Köyü Koç Başı, Koşan At, Boğa, Apollon
ÇANAKKALE Ayvacık / Gülpınar Simintheus, Apollon, Iyra
ÇANAKKALE Bayramiç / Akpınar Köyü Koç Başı, Apollon
ÇANAKKALE Ezine / Tavaklı Civarı Sekiz Köşeli Yıldız, Miğferli Atehna
ÇANAKKALE Ayvacık / Kösedere Hermens, Amphora, Apollo Kartal
ÇANAKKALE Ezine / Çağrı Köyü At, Koç, Apollon, Buğday
ÇANAKKALE Biga / Balık Çeşme ve Kemer Köy Medusa, Boğa Başı
ÇANAKKALE Biga / Karabiga Beldesi Dionysos, Apollon, Artemis
ÇANAKKALE Yenişehir Baykuş, Atehna Başı
ÇANAKKALE Bayramiç / Kurşunlu Tepe Köknar Ağacı
ÇANAKKALE Bozcaada Üzüm Salkımı
ÇANAKKALE Ayvacık Athena, Grifon
ÇANAKKALE Mekez, Aydos, Nara Burnu Kartal, Nike, Artemis, Apollon
ÇANKIRI Gemi Parçası
DENİZLİ Çivril / Işıklı Beldesi Nike, Zeus, Atehna, Dionysos
DENİZLİ Çivril / Işıklı / Karayahşiler Helios, Asklepios, Herakles, Dionysos, Atehna
DENİZLİ Güney İlçesi Roma Darphanesi, Demos, Herakles
DENİZLİ Çivril / Gümüşsuyu Roma Darphanesi, Zeus, Atehna, Hermos, Herakles, Demos,
EDİRNE Enez Hermes Başı, Kerkeion ve Keçi
ELAZIĞ Harput Osmanlı Darphanesi
ESKİŞEHİR Seyitgazi Tykhe, Asklepios, Herakles, Hermes ve Roma Darphanesi
ESKİŞEHİR Sivrihisar / Babadat Köyü Galatia
GAZİANTEP Nizip İlçesi Kadın Figürü
HATAY Dörtyol / Yeşilkent Apollon, Zeus, Baal Ahuramazda, Herakles
İSTANKÖY ADASI Üç Ayaklı Kazan, Yengeç, Herakles, Atlet
İZMİR Bergama / Zeytindağ Zeytin Dalı, Athena Başı
İZMİR Çeşme / Alaçatı / Ildır Köyü Herakles, Rozer Motifler
İZMİR Kınık / Pazarcık Apollon
İZMİR Urla Kanatlı Yaban Domuzu
İZMİR Menderes / Değirmendere Lyra, Üç Ayaklı Kazan, Kolophon, Apollon
İZMİR Aliağa /Nemrut Köyü Kartal, Kartal Başı, At
İZMİR Bergama Apollon, Boğa Başı, Yaban Domuzu
İZMİR Eski Foça Fok Balığı, Kartal, Boğa, Koç Aslan, Grifon Başları
İZMİR Dikili / Candarlı Ammon Başı, Kadın Başı
İZMİR Seferhisar Oturan Griffon
İZMİT Başiskale İstakoz, Olbia
İZMİT Merkez Nikomedes
KARAMAN Akrep, Krut, Balık Tykhe
KARAMAN Kızıklar / Adaköy Athena, Zeus, Demeter, Nike, Tykhe
KARAMAN Sudurağı Mevlii Herakles, Dianysos ve Herakles
KARAMAN Ermenek Herakles, Atehna, Dionysos, Zeus, Demeter, Kronos
KONYA Seydişehir / Kızılca Köyü Mevkii Pisidia
KONYA Karasinir Mevkii Herakles, Athena ve Zeus
KONYA Akşehir / Doğanarslan Men, Nİke, Atehne, Nemesis, Tykhe
KONYA Karapınar Hermes, Kybele
KONYA Meram / Hatunsayar Tykhe, Atehna
KONYA Yağlıbayat Kurtbaşı
KONYA Kadıhan / Halıcı Nike, Kybele
KONYA Merkez Dionysos, Medusalı Pergeus, Zeus, Atehna
KÜTAHYA Simav / Boğazköy Zeus, Atehna, Artemis, Demos
KÜTAHYA Simav Roma Darphanesi, Loadikeus, Apollon, Artemis, Ephaise, Zeus
KÜTAHYA Merkez Kybele
KÜTAHYA Emet / Eğrigöz Roma Darphanesi
MANİSA Karaoğlanlı Demeter, Zeus
MANİSA Alaşehir Dioskur, Zeus, Dionysos, Ephesos, Daldis, Smyrna
MANİSA Salihli / Sart Köyü Lydia Darphanesi
MANİSA Roma Darphanesi
MANİSA Akhisar / Göçek Köyü Roma Darphanesi
MERSİN Silifke / Kızkalesi Apollon, Artemis, Zeus, Dionysos, Poseidon, Cauceus, Aphlaston
MERSİN Anamur / Bozyazı Köyü Dionysos, Aphrodite, Eros
MERSİN Silifke Zeus, Artemis, Apollon, Dionysos, Isis, Hermes, Tykhe
MERSİN Silifke / Viranşehir Zeus, Baal, Hygicia, Amazon, Herakles, Athena, Apollon, Helio, Dionysos, Artemis
MERSİN Tarsus Ata Binen Adam, Kılıç, Kalkan, Geyiğe Saldıran Adam, Zeus, Boğaya Saldıran Adam, Tarsos, Baal
MUĞLA Fethiye / Ören Köyü Roma Darphanesi
MUĞLA Marmaris / Fenike Köy Helios, Apollon, Aphrodite, Amphora Oinokhoe
MUĞLA Güllük Burnu Pegasos, Kindyas ve Artemis
MUĞLA Selimiye / Ayaklı Köyü Labraundenos, Dionysos, Labirys, Zeus
MUĞLA Bodrum Apollon, Kartal, Keçi
MUĞLA Milas / Karacahisar Köyü Athena
MUĞLA Milas / Kıyıkışlacık Köyü Yunus Balığı Hermais, Apollon
MUĞLA Ortaca Athena, Büyük İskender, Apollon
MUĞLA Datça / Örencik Köyü Boğa Başı, Aslan Başı
MUĞLA Datça Aslan, Apollon
MUĞLA Milas Çevresi Makedonya Kalkanı, Şahlanan At, Zıpkın
MUĞLA Bodrum / Gümüşlük Isis, Zeus
MUĞLA Bodrum / Çeşmebaşı Diz Üstü Çömelmiş Ok Atan, Aslan Başı
MUĞLA Fethiye / Kemer / Düğer ,Köyü Pan, Nİke, Tykhe
OSMANİYE Tecirli / Bahçe ve Kamancılar Beldesi Meşale, Helios, Hekta, Tykhe, Zeus, Artemis, Dionysos
SAMSUN Kara Samsun Kesimi Tykhe, Amastris
SİNOP Nymhe, Tykhe
SİVAS Merkez ve Çevresi Athena, Tykhe
TEKİRDAĞ Çorlu / Ereğli Demeter, Zeus, Athena, Apollon
TOKAT Gümenek Köyü “MA” yazılı sikkeler
TOKAT Artova / Sulusaray Beldesi Herakles
TOKAT Zile Anaitis, Tanrıça Adına Yapılan Tapınak
TRABZON Merkez ve Çevresi Masa, Erkek Başı
URFA Atınbaşak Hilal, Yıldız
UŞAK Sivaslı Men, Zeus, Kybele, Herakles, Asklepios, Sionysos, Ganymedes
UŞAK Merkez / Ortaköy Zeus, Laodikeus, Kybele, Artemis, Athena, Demeter, Nike, Demos, Baltalı Asker
YOZGAT Musabeyli / Büyüknefes Köyü Boğa
TEK TEKÇİLERE FAYDASI OLUR BELKİ

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Okunmamış 06-10-2013
vatan61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvrak Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 1.340
Standart

ANADOLU MEDENİYETLERİ
ANADOLU: (Küçük Asya) Tarih boyunca bir çok göç ve istilaya uğramıştır. Neden?:
1- Üç tarafının denizlerle çevrili oluşu, Avrupa ve Afrika arasında deniz ve karadan kolayca bağlantı kurulması
2- Olumlu iklim şartları, verimli toprakları bol su kaynaklarına sahip olması

ANADOLU'DA UYGARLIK NEDEN GELİŞMİŞTİR?

1- Göçler ve istila amacıyla gelen topluluklar sahip oldukları kültür ve medeniyeti Anadolu'ya taşıdılar.
2- Anadolu'nun Mısır, Ege ve Yunan Medeniyetlerine yakın bir konumda olması bu medeniyetlerden etkilenmesini sağlamıştır.

ANADOLU MEDENİYETLERİ: Anadolu'da kurulan uygarlıklar sırasıyla şunlardır:

1) Hititler, Frigler,Lidyalılar, İyonlar, Urartular (MÖ 2.bin-Mö.600 yılları arasında)
2) Persler (M.Ö 543-333)
3) İskender İmparatorluğu
4) Roma İmparatorluğu
5) Bizanslılar (395-1071)
6) Türkler (1071-....)

1)-MÖ.2.BİN- MÖ.600 YILLARI ARASINDA ANADOLU MEDENİYETLERİ

A)-HİTİTLER:
* Anadolu'ya Kafkaslar'dan geldikleri tahmin edilmektedir.
* Kızılırmak çevresinde kurulmuştur. Başşehirleri HATTUŞAŞ (Boğazköy)'dır.
* Hititler Suriye toprakları için Mısır ile yaptıkları savaş sonucunda KADEŞ ANTLAŞMASINI imzaladılar. Kadeş Antlaşması tarihte bilinen ilk antlaşmadır.
* Hititler'de asillerden oluşan PANKUŞ denilen bir meclis vardı. Bu meclis kralın yetkilerini kısıtlıyordu.
* Hititlerde kraldan sonra en yetkili kişi TAVANANNA denilen kraliçeydi.
* Hititler krallarının hayatlarını anlatan ANAL adını verdikleri yıllıkları hazırlayarak, tarafsız TARİH YAZICILIĞI'nı başlatmışlardır.
* Hititler kayaları düzleştirerek, tanrı kabartmaları yapmışlardır.( İvriz ve Yazılıkaya Kabartmaları Hititlere aittir.)
* Hititler Asurlular tarafından yıkıldılar.

B)-FRİGYALILAR(FRİGLER):
* Orta Anadolu'da(Sakarya nehri çevresinde) MÖ. 800 yıllarında devlet kurdular. Başşehirleri GORDİON'du.
* Kimmerler tarafından yıkıldı.
* Friglerin en büyük Tanrıları KİBELE 'dir.
* Frigler dokumacılıkta ileri gitmişlerdir. Frigyalılar TAPETES adı verilen halı ve kilimleri ile ünlüdürler.

C)-LİDYALILAR:
* Bugünkü Gediz ve Menderes ırmakları arasındaki bölgeye eski çağlarda LİDYA deniliyordu.
* Başkentleri SARDES(Sard)'dır.
* Lidyalılar ticarette geliştiler. Tarihte PARA'yı ilk kez kullanan Lidyalılar'dır.
* Lidyalılar Efes'ten başlayıp, Mezopotamya'daki Ninova'ya kadar uzanan KRAL YOLU'nun açılmasında etkili oldular.
* Lidyalılara Persler son vermiştir.
* Lidyalıların kısa zamanda yıkılmasının sebebi, ordularının çeşitli kavimlerden toplanan ücretli askerlerden oluşmasıdır.(Düzenli ve sürekli milli ordusunu oluşturamamıştır.)

D)-İYONYALILAR(İYONLAR):
* İzmir Körfezinden, Güllük Körfezine kadar olan bölgeye İYONYA denilirdi.
* Yunanistan'dan gelen AKALAR buradaki yerli halkla karışarak, şehir devletleri halinde yaşadılar.
Başlıca İyon şehirleri şunlardır: Efes, Milet, İzmir, Foça, Bodrum.
* Efeste'ki ARTEMİS tapınağı İyonlara aittir.
* İyonlar deniz ticaretinde gelişmişlerdi.
* İyon Edebiyatının en önemli eseri Homeros'un "İlyada ve Odesa destanı" dır.
* İyonlar bilim ve sanatta gelişmişlerdir. Matematikte Tales ve Pisagor, Tarihte Heredot, Tıpta Hipokrat, Felsefede Diojen)


E)- URARTULAR:
* Van Gölü ve çevresinde devlet kurmuşlardır. Başşehirleri TUŞBA(Van)'dır.
* Urartular'da kral ülkeyi savaş tanrısı HALDİ adına yönetirdi.
* Urartular madencilik ve maden işletmeciliğinde ileri gitmişlerdi.
* Urartular kaleler ve su kanalları ile ünlüdür. (Toprakkale, Çavuştepe, Patnos ve Kayalıdere kaleleri)

KÜLTÜR VE MEDENİYET DEVLET YÖNETİMİ:

1)- Anadolu'da kurulan bu devletler genellikle krallıkla yönetilmiştir. Kral hem başkomutan, hem baş yargıç, hem de baş rahipti.
NOT: Bu durum kralın siyasi, askeri ve dini gücü elinde bulundurduğunu gösterir. Ayrıca kralın başrahip oluşu laik olmayan bir anlayışı yansıtmaktadır.
2)- Hititlerde asillerden oluşan PANKUŞ denilen bir meclis vardı. Bu meclis kralın yetkilerini kısıtlıyordu.
3)- Hititlerde kraldan sonra en yetkili kişi TAVANANNA denilen kraliçeydi.
4)- İyonyalılar merkezi krallık yerine SİTE denilen şehir devletleri halinde yaşamışlardır.

DİN VE İNANIŞ:

1)- Anadolu'da çok tanrılı inanış mevcuttu.
2)- Hititler kendi tanrılarından başka Ön Asya tanrılarına, Lidyalılar da Yunan tanrılarına tapınmışlardı.
NOT: Bu durum Anadolu'da dini etkileşimi yansıtmaktadır.
3)- Urartular ölümden sonra hayata inanmışlardı. Bu yüzden mezarlarını ev ve oda biçiminde yapıp içine çeşitli eşyalar koyuyorlardı.
4)- Friglerin en büyük Tanrıları KİBELE 'dir.
5) Efeste'ki ARTEMİS tapınağı İyonlara aittir.
6) Urartular'da kral ülkeyi savaş tanrısı HALDİ adına yönetirdi.

SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT:

1)- Halk genellikle Asiller, Rahipler, Hürler ve Köleler olarak sınıflara ayrılmıştı.
2)- Anadolu'da ekonomik hayatın temelini tarım, ticaret ve hayvancılık oluşturuyordu.
3)- Urartular madencilik ve maden işletmeciliğinde ileri gitmişlerdi.
4)- Lidyalılar ticarette geliştiler. Tarihte PARA'yı ilk kez kullanan Lidyalılar'dır.
5)- İyonlar deniz ticaretinde gelişmişlerdi.
6)- Lidyalılar Efes'ten başlayıp, Mezopotamya'daki Ninova'ya kadar uzanan KRAL YOLU'nun açılmasında etkili oldular.

YAZI, DİL VE EDEBİYAT:

1)- Anadolu'ya yazı Asurlular tarafından getirilmiştir. Hititler ve Urartular Asurlulardan aldıkları ÇİVİ yazısını ve kendi buluşları olan HİYEROGLİF(resim yazısı) yazısını kullandılar.
2)- İyonlar ve Lidyalılar Fenike yazısını kullandılar. Fenike yazısını batıya aktaran İYONLAR olmuştur.
3)- Hititler krallarının hayatlarını anlatan ANAL adını verdikleri yıllıkları hazırlayarak, tarafsız TARİH YAZICILIĞI'nı başlatmışlardır.
4)- Hititler, Mısırlılarla tarihte bilinen ilk antlaşmayı (KADEŞ ANTLAŞMASI) imzaladılar.(MÖ.1280)
5)- İyon Edebiyatının en önemli eseri Homeros'un "İlyada ve Odesa destanı" dır.

HUKUK:

Anadolu'da kanunlar Mezopotamyadaki gibi kısasa kısas değildi.

BİLİM VE SANAT:

1)- Hititler kayaları düzleştirerek, tanrı kabartmaları yapmışlardır. (İvriz ve Yazılıkaya Kabartmaları Hititlere aittir.)
2)- Urartular kaleler ve su kanalları ile ünlüdür. (Toprakkale, Çavuştepe, Patnos ve Kayalıdere kaleleri)
3)- İyonlar bilim ve sanatta gelişmişlerdir. Matematikte Tales ve Pisagor, Tarihte Heredot, Tıpta Hipokrat, Felsefede Diojen)
4)- Hititler ve Frigler dokumacılıkta ileri gitmişler- dir. Frigyalılar TAPETES adı verilen halı ve kilimleri ile ünlüdürler.

ANADOLU'YA HAKİM OLAN DEVLETLER

1)- PERS İMPARATORLUĞU: Anadolu M.Ö 543-333 yılları arasında İran'da kurulan PERS İMPARATORLUĞUNUN hakimiyetinde kaldı.
2)- İSKENDER İMPARATORLUĞU: Makedonya kralı II. Filip'in ölümüyle yerine geçen oğlu BÜYÜK İSKENDER Asya seferine çıkarak büyük bir imparatorluk oluşturmuştur.
ASYA SEFERİ: Büyük İskender bu seferle Anadolu, Suriye, Mısır ve Hindistan'ın bir bölümünü ele geçirdi. Pers İmparotorluğuna son verdi. Bu sefer dönüşünde yolda öldü.
HELENİSTİK MEDENİYET: Büyük İskender'in Asya seferi sırasında Yunan Medeniyeti ile Doğu Medeniyetleri birbirlerinden etkilendiler. Böylece doğu ve batı medeniyetlerinin karışımından HELLENİZM MEDENİYETİ ortaya çıktı. İskender'in ölümünden sonra Anadolu'da küçük krallıklar kuruldu. Bunların başlıcaları;
a) BİTİNYA KRALLIĞI: Kuzeybatı Anadolu'da
b) PONTUS KRALLIĞI : Karadeniz'de
c) BERGAMA KRALLIĞI: Batı Anadolu'da kurulmuştur.

Bergama kralları bilim, edebiyat ve sanata önem verdiler. Koyun ve keçi derisinden PARŞÜMEN kağıdını icat ettiler. Bu sayede pek çok kitap günümüze geldi. Yine Bergama Krallığı Döneminde yapılan ZEUS tapınağı meşhurdur.







3)- ROMA İMPARATORLUĞU:

* İtalya'da kurulan bu devlet kısa zamanda Avrupa, Asya ve Afrika topraklarına yayılmıştır. 395 yılında Batı ve doğu Roma imparatorluğu olarak ikiye ayrılmıştır. Batı Roma 476 yılında, Doğu Roma (Bizans) ise 1453'te yıkılmıştır.
* Bozdoğan Kemeri(istanbul), Çemberlitaş(istanbul), Ogüst Mabedi ve Roma Hamamı (Ankara), Aspendos tiyatrosu (Antalya) Romalılardan kalan ünlü eserlerlerdir.
* Romalılar Mısırlılardan aldıkları Güneş takvimini JÜLYEN TAKVİMİ adıyla geliştirdiler.
* Fenikelilerin bulduğu harf yazısı(alfabe), İyonlar yoluyla Yunanlılara ve onlardan da Romalılar'a geçmiş, Romalılar bunu geliştirerek LATİN ALFABESİNİ oluşturmuşlardır.
* Roma'da ilk yazılı kanunlar 12 Levha Kanunlarıdır. Roma kanunları günümüz Avrupa hukukunun temelini oluşturur.

4)- BİZANS İMPARATORLUĞU(DOĞU ROMA İMP.):

* Merkezi İstanbul olan bu devlet 1453'te Fatih Sultan Mehmet tarafından yıkılmıştır.
* Ayasofya, Aya İrini, Hora, Sergios ve Baküs kiliseleri ile Yerebatan ve Binbirdirek Sarnıçları en ünlü eserleridir.

TÜRKİYENİN ÇEVRESİNDEKİ KÜLTÜR VE MEDENİYETLER

MEZOPOTAMYA MEDENİYETİ: Mezopotamya: Güneydoğu Anadolu'dan başlayarak, Basra Körfezine kadar uzanan, Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgeye Mezopotamya denir. Mezopotamya Verimli topraklara sahip olması, iklim şartlarının uygun olması gibi nedenlerden dolayı sık sık istila ve göçlere sahne olmuş, insanlar arasındaki kültür etkileşimi fazla olduğundan medeniyet bu bölgede gelişmiştir.

BAŞLICA MEZOPOTAMYA KAVİMLERİ:
1- Sümerler
2- Akkadlar
3- Elamlılar
4- Babilliler
5-Asurlular

1)- SÜMERLER:
* Birbirinden bağımsız SİTE denilen şehir devletleri halinde yaşadılar. En önemli şehirleri; Ur, Uruk, Lagaş'tır. Bu şehir devletleri ENSİ veya PATESİ denilen Rahip-krallar tarafından yönetiliyordu.
* Çok tanrılı inanca sahip Sümerlerin tapınaklarına ZİGGURAT denirdi.
* Mezopotamya'da evler ve tapınaklar taş az olduğundan kerpiç ve tuğladan yapılmıştır.
NOT: Hem bu özelliğinden hem de sık sık istilalara uğradığından bu yapılar günümüze kadar ulaşmamıştır
* Günümüz Uygarlığının temeli olan yazıyı (ÇİVİ YAZISI) ilk kez Sümerler bulmuştur.(MÖ. 3500)
* Tarihte İlk yazılı hukuk kuralları Sümerler tarafından oluşturulmuştur. Bu özellikleri ile Sümerlere dünyadaki ilk Hukuk devleti diyebiliriz.
NOT: Lagaş Kralı URUKAGİNE tarafından oluşturulan ilk yazılı kanunlar "fidye ve bedel" sistemine dayanıyordu.
* Sümerlerin en önemli edebiyat eserleri; Gılgamış Destanı, Yaradılış Destanı ve Tufan Hikayesi'dir.
* Sümerler Matematik ve Geometrinin temellerini atnışlardır. (Dört işlemi bulmuşlar, dairenin alanını hesaplamışlar, çarpma ve bölme cetvelleri hazırlamışlardır.)
* Sümerler astronomide de gelişmişlerdir. (Burçları bulmuşlar, bir ayı 30, bir yılı 360 gün olarak hesaplamışlardır.
NOT: Dünyada ilk kez AY YILI hesabına dayanan takvimi Sümerler bulmuşlardır.
* Son araştırmalara göre örf, adet,geleneklerine ve dil yapılarına, kullandıkları aletlere bakılarak Sümerlerin Mezopotamya'ya Orta Asya'dan geldikleri Türk olabilecekleri tahmin edilmektedir.
* Akkadlar tarafından yıkılmışlardır.

2)- AKKADLAR:
* Arap Yarımadasından Mezopotamya'ya gelen Sami kökenli bir kavimdir.
* İlk sürekli ve düzenli orduları kurmuşlardır. (Bu sayede kısa zamanda Mezopotamya'nın tamamına sahip olmuşlardır.)
* Tarihte bilinen ilk büyük imparatorluğu kurdular.
* Kurucuları SARGON, başkentleri AGADE'dir. (Tapınaklarına da AGADE denilirdi.)
* En önemli mimari eserleri ZAFER ANITI'dır.

3)- ELAMLILAR:
* Elam güneydoğu Mezopotamya'ya verilen addır.
* Başkentleri SUS'dur.
* Bilim ve teknikte ileri olmamalarına rağmen, güzel sanatlar ve süsleme alanında gelişmişlerdir.

4)- BABİLLİLER:
* İlk "Mutlak Krallık" anlayışı Babil'de ortaya çıkmıştır.
* Ünlü kralları HAMMURABİ, ilk ANAYASA olarak bilinen "Hammurabi Kanunlarını" oluşturdu. (Bu kanunlar Sami geleneklerinden ve Urukagine kanunlarından yararlanılarak hazırlanmıştır.)
* "Babil Kulesi" ve "Babil'in Asma bahçeleri" en önemli eserleridir.

5)- ASURLULAR:
* Yukarı Mezopotamya'da(Güneydoğu Anadolu) kurulmuşlar, Toroslar ve Kapadokya'ya kadar yayılmışlardır.
* Anadolu'da ticaret kolonileri kurdular. (KÜLTEPE'de)
* Çivi yazısını Anadolu'ya öğreterek, Anadolu'da tarih devirlerini başlattılar.
* Tüm çivi yazılı eserleri başkentleri NİNOVA'da toplayarak, ilk KÜTÜPHANECİLİK ve ARŞİVCİLİK faaliyetini başlattılar.

MISIR MEDENİYETİ
* Kuzey Afrika'da NİL NEHRİ ve etrafında kurulmuş olan bir medeniyettir.
* Etrafının çöl ve denizlerle kaplı olması, diğer medeniyetlerle etkileşiminin daha az olmasına sebep olmuştur. Bu yüzden Mısır Medeniyeti KENDİNE ÖZGÜ bir medeniyettir.
* Önceleri NOM adı verilen şehir devletleri varken, MÖ.IV. binden itibaren Kral MENES'ten itibaren merkezi krallık haline gelmiştir. Kral Menes'le FİRAVUNLAR DEVRİ başlar.
* Mısır krallarına FİRAVUN denirdi. Firavunlar dini ve siyasi otoriteyi kendilerinde toplamışlardı. Kendilerini Tanrı olarak ilan etmişlerdi.
NOT: Mısır'daki TANRI KRAL anlayışı, Mezopotamya'da ise RAHİP KRAL anlayışının egemen oluşu hem Mısır hem de Mezopotamya'da LAİK olmayan yönetim anlayışını yansıtmaktadır.
* Dinleri çok tanrılıdır. tanrılarını insan veya hayvan şeklinde tasavvur etmişlerdir. Firavunlar için PİRAMİT'ler yapmışlar, ölülerini mumyalamışlardır. Bu durum öldükten sonra dirilme inancının olduğunu göstermektedir. Halk mezarlarına ise LABİRENT denilirdi.
* MÖ. 525'te Persler, MÖ.333'te de Büyük İskender tarafından işgal edilmiştir.
NOT: Büyük İskender'in istilası ile Yunan ve Mısır medeniyetleri birbirini etkilemişlerdir.
* MÖ.1280'de Hititlerle KADEŞ ANTLAŞMASINI imzaladılar.
* Kendilerine özgü HİYEROGLİF (Kutsal resim yazısı) yazısını kullanmışlardır.
* Yazılarını PAPİRÜS adı verilen bitki yapraklarına yazmışlardır.
* Eczacılık, kimya ve tıpta gelişmişlerdir.(Mumyacılık)
* Matematikte Pi sayısını buldular. Astronomide gelişmişlerdi. Rasathaneler kurmuşlar ve Nil nehrinin taşma sürelerini hesaplamışlardı.
NOT: Dünyada GÜNEŞ YILI esasına dayalı ilk takvimi Mısırlılar yapmışlardır. Romalılar Mısırdan aldıkları bu takvimi geliştirerek bugün kullandığımız Milat takvimini oluşturdular.
* Mısır ekonomisi tarım, ticaret ve madenciliğe dayanıyordu.

EGE VE YUNAN MEDENİYETLERİ Girit Adası, Yunanistan, Makedonya, Trakya, Batı Anadolu ve Ege Adalarında yaşayan toplulukların meydana getirdiği medeniyettir.

A)- GİRİT MEDENİYETİ: ege ve Yunan Medeniyetinin ilk ortaya çıktığı yer GİRİT ADASI'dır. Bu medeniyet buradan diğer adalara, Mora ve Yunanistan'a yayılmıştır. En önemli eserleri KNOSSOS SARAYI'dır.

B)- MİKEN MEDENİYETİ (AKALAR): Anadolu'dan MÖ. II. binde Yunanistan'a gelen AKALAR tarafından kurulmuştur.
* Şehir devletleri halinde yaşadılar. En önemli şehirleri MİKEN'dir. (Bu yüzden Miken Medeniyeti diye anılır.)
* Akaların siyasi tarihinin en önemli olayı TRUVA SAVAŞLARI'dır. (Boğazların egemenliği için Mikenlilerle Truvalılar arasında yapılmıştır. Truva Savaşları tarihte ilk defa "Boğazlar Sorununu ortaya çıkarmıştır. Homeros'un İLYADA adlı eserinde bu savaşlar anlatılır.
* Önemli Mimari eserleri Miken ve Tirins Şatoları'dır.
* Miken Uygarlığı DORLAR tarafından yıkılmıştır.

C)- YUNAN MEDENİYETİ: Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.
* POLİS adı verilen şehir devletleri kurdular. Önemli şehir devletleri Atina, Sparta ve Korint'dir.
* Yunan şehir devletleri güç olarak birbirlerine denk olduklarından, birbirlerine karşı üstünlük sağlayamamışlardır. Bu nedenle Yunanistan'da ilk çağda milli bütünlük sağlanamamıştır.
NOT: Sadece ülkelerini ele geçirmeye çalışan Persler'e karşı birlik sağlamışlar ve PELEPONNES savaşlarında Persler'i yenilgiye uğratmışlardır.
* Yunanistan'da Halk; Soylular, tüccarlar, köylüler ve köleler olmak üzere sınıflara ayrılmıştı. Bu sınıf farkları sınıflar arası çekişme ve mücadeleyi doğurmuştur.

FENİKE MEDENİYETİ Lübnan dağları ile Akdeniz sahili arasındaki bölgede yaşamışlar gemicilik ve ticarette gelişmiş bir medeniyettir.
* Doğu Akdeniz ve batı Afrika sahillerinde ticaret kolonileri kurdular. Doğu ve Batı medeniyetlerinin kaynaşmasında TAŞIYICI bir rol oynadılar.
* Mezopotamya Çivi yazısından ve Mısır Hiyeroglifinden etkilenerek HARF YAZISI'nı (alfabe) buldular.
NOT: Fenikeliler'in 22 harften oluşan yazıları, Yunanlılara, onlardan da Romalılara geçerek bugünkü LATİN alfabesini oluşturmuştur.
* CAM'ı icat etmişler, Fildişi işlemeciliğinde ileri gitmişlerdir.

İBRANİ MEDENİYETİ MÖ. 1500'lerde Filistin ve Lübnan dolaylarında yaşayan İbraniler Sami ırkındandırlar.
* Hz. MUSA zamanında birlik haline geldiler, devlet haline gelmeleri Hz. DAVUD zamanında oldu. En güçlü dönemler Hz. SÜLEYMAN zamanıdır.
* Hz. Süleymandan sonra İbrani Devleti İsrail ve Yahudi devleti olmak üzere ikiye ayrılmıştır. İsrail devletine Asurlular, Yahudi(Yuda) devletine ise Babilliler son vermişlerdir.
* Dinleri Tek tanrılıdır. (Yahudilik=Musevilik). İlk çağın tek tanrılı dine inanan ilk kavmidir. Kutsal kitapları TEVRAT 'dır.
NOT: İbraniler Museviliği Milli bir din olarak kabul ettiklerinden bu din diğer kavimler arasında fazla yayılmamıştır.
NOT: Dinlerinin etrafında milli bir birlik oluşturduk larından dünyanın dört bir yanına dağılmış olmalarına rağmen birbirleriyle dayanışma içinde olmuşlardır.
* II. Dünya Savaşı sonunda İngiltere ve Amerika'nın yardımıyla bugünkü Filistin'de İsrail devletini kurmuşlardır.
* En önemli eserleri Kudüs'teki MESCİD-İ AKSA (Süleyman Mabedi)' dir.

BİLGİ AMAÇLI ALINTI PAYLAŞIMDIR
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
eski, faydalı, paylaşımlar, seçme

« HERKES BAKSIN | - »
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Seçme fıkralar serhadlı Farklı Konular 9 06-12-2011 12:15
Eski yapı poyraz Define İşaretleri Çözümleri 20 19-02-2011 01:08
Eski eserler Akcakaya Sanat Tarihi 54 07-01-2011 03:48

Farmet Teknoloji Sistem Bilgisi Site Bilgileri (Alexa)
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 RC 2
www.farmet.net - Tüm Hakları Saklıdır.
kiralık dedektor | Farmet

İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan Farmet Forumları 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Farmet hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler [email protected]t adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Farmet yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve Avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
!-- Yandex.Metrika counter -->