Yükleniyor...
Farmet Teknoloji, Phanes, coskun, Ercan_Usta, sezgin64, caponali

Go Back   Farmet Forumları > Profesyonel Defineci Bölümü > Haritalar ve Aranan Bölgeler

Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 07-06-2010
Ronin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.360
Wink Sivas, Tokat, Erzincan, Malatya Define aranacak yerler!!

Arkadaşlar güzel bir makale buldum. Burada kervan yolları ve hiç bilmediğimiz yerlerdeki geçit güzargahları üzerinde antik yerler yazıyor. Buraları araştırmakta fayda olabilir..

Doç.Dr. A. Tuba ÖKSE

1. Giriş
Kervan yolları binyıllar boyunca toplumlar arasındaki ilişkileri sağlayan
bağlantılar olmuştur. Bu yolları ticaret kervanları ve ordular kullanmış,insanlar bu yollar üzerinden başka ülkelere yürüyerek ya da binek ve yük
hayvanları kullanarak ulaşmışlardır. Eski yollar, aşılan bölgenin coğrafi
koşullarının olanak verdiği güzergahları ve doğal geçitleri izlemiştir. Hayvanların
çektiği tekerlekli arabaların kullanıldığı dönemlerde arazinin
düzgün olduğu kesimler yol güzergahı olarak tercih edilmiş, güzergahın
bu tür arabalara uygun olmayan bölümleri insan gücü ile düzeltilmiş ve
prülerle geçilmesi kolay hale getirilmiştir.

Bir bölgeden geçen eski kervan
yollarının belirlenmesi, özellikle yolların taş gibi kalıcı kaplama
maddeleri ile döşenmemiş olduğu durumlarda güçtür. Anadolu’da halen
kullanılan eski köy yolları ile geçen yüzyıllarda inşa edilmiş demiryollarının
büyük bölümü topoğrafik yapı değiştirilmeden yapıldığından,
çoğunlukla eski yol güzergahlarını izlemektedirler.

Doğal yollar ve geçitler üzerinde yer alan eski yerleşim birimlerine ait
kalıntılar, bu yolların hangi çağlarda kullanılmış olabileceklerinin anlaşılmasında
anahtar rolü taşırlar. Eski yerleşim birimleri yüzeyinden toplanan
buluntular arasında bölgeye yabancı kültürlerin malzemelerine rastlanması,
bir yolun ticari amaçlı kullanılmış olabileceğini gösterir. Yerleşim
birimlerinin stratejik mevkilerde yer almaları ve surlu olmaları ya da birbirini
izleyen kalelerin yolun tamamını görecek biçimde yerleştirilmiş olmaları,
yolun bir tür kaleler dizisiyle korunduğunu gösterir.

Bir doğal yol güzergahında yerleşim birimlerinin yoldan kolay ulaşılabilecek
mevkilerde yer almaları ve aralarında bir günlük mesafe bulunması,
bu yolu kullanan kervanların buralarda konaklayabildiklerini düşündürür.


Yük taşıyan bir insanın yürüyerek bir günde ortalama 20 km’lik bir
mesafeyi kat edebileceği ve bu mesafenin at sırtında ya da atların çektiği
arabalarla ortalama iki katı olabileceği temel alındığında, aynı döneme
ait konaklama yerlerinin aralarında en fazla 40-50 km mesafe bulunması
gerekir. İki merkez arasında aşılması güç dağlar bulunduğu taktirde, her
iki merkezin en yakın doğal geçide uzaklığı hesaplanırken, engebeli arazide
bir günde aşılabilecek mesafe göz önünde tutulmalıdır.

İki merkez arasında geniş bir nehir yatağının bulunması durumunda nehrin bir yayanın ya da atlının geçmesine olanak tanıdığı noktaların en yakın merkeze
olan uzaklığı ölçülerek eski yol güzergahı tahmin edilebilir. Mesafenin
gereğinden uzun olduğu durumlarda kervanın açık alanda konaklaması
gerekeceğinden, yol üzerinde konaklamaya uygun koşullar sunan korunaklı
bir alanın bulunabileceği göz önüne alınmalıdır.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Okunmamış 07-06-2010
Ronin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.360
Standart

2. Bölgenin Coğrafi Yapısı

Sivas il sınırları içerisine giren bölge (Şekil 1), Orta Anadolu yaylası ile
dağlık Doğu Anadolu arasında bir coğrafi geçiş bölgesidir ve oldukça
engebeli bir topoğrafik yapıya sahiptir (Şekil 2). Kulmaç-Tecer dağ silsilesi
coğrafi olarak Kızılırmak ve Fırat havzalarını birbirinden ayırır.
Kızılırmak, bölgenin kuzeydoğusundaki Kızıldağ’dan doğan derelerle
batı-güneybatıya doğru dar bir vadi içinden akar. Vadi kuzeyden ve
güneyden 2500-3000 m yükseklikte dağ sıralarıyla çevrelenmiştir. Yukarı
Kızılırmak havzasını kuzeyden Tekeli Dağı, Dumanlı Dağ, Yıldız Dağı,
Çamlıbel Dağı ve Akdağlar, güneyden Beydağ, Karababa Dağı, Gürlevik
Dağı, Tecer Dağı, Kulmaç Dağları, Sekidede Dağı ve Hınzır Dağı çevreler.
Kızılırmak havzasının kuzeyden sınırlayan dağlar, Doğu Karadeniz
dağlık kesimi ve Kelkit havzasını bakır, gümüş, kurşun ve çinko yataklarının
güney uzantılarıdır ve buralardaki bazı maden yatakları MÖ. 3. binden
itibaren kullanılmıştır (De Jesus 1980: 253-254, 275; Kaptan 1995:
191-195). Kızılırmak havzasını güneyden sınırlayan dağlar da Divriği-
Kangal-Gürün demir yataklarının kuzey uzantılarıdır.

Bu dağlardan doğan dereler Kızılırmak vadisine ulaşmak için platoları
yararak küçük ovalar ve doğal geçitler meydana getirmişlerdir. Akdağlar
ile Çamlıbel dağları arasından akan Yıldızeli ırmağının oluşturduğu ova,
Kalınırmak ile Yıldız Dağından doğan Yıldızırmak ve kollarının oluşturduğu
Yıldız Ovasına bağlanır. Sivas kentinin yer aldığı dar ovayı Kızılırmak
ile Nısmılırmak’ın kolları besler.

Vadinin doğu kesimindeki Hafik ve Zara ovaları da Kızılırmak’ı besleyen küçük dereler ve karstik göllere sahiptir.

Kızılırmak vadisinin güney kenarındaki İncebel Dağları Kızılırmak’ın
kolları ile bölünmüştür. Bunlardan batıdaki Acısu Sekidede Dağı’ndan
doğan derelerden, Üçgülüç Deresi Kulmaç Dağları ve
Altınyayla’dan doğan derelerden oluşmuştur. Bu kesim ile Tecer ve
Gürlevik dağlarının oluşturduğu silsileyi birbirinden ayıran Tecerırmak
vadisi ise Tecer ve Kulmaç Dağlarından doğan derelerle birleşerek Ulaş
ovasını suladıktan sonra dar bir kanyon, vadiden (Taşlıdere) geçerek
Sivas kenti yakınlarında Kızılırmak’a kavuşur. Kayseri ile Sivas arasındaki
dar ovalar dizisi yer alır. Bunlar Kızılırmak vadisinin güneyindeki ovalar
ile İncebel ve Kulmaç dağları arasında yer alan Gemerek, Şarkışla ve
Hanlı ovalarıdır.

Kulmaç, Tecer ve Gürlevik dağlarının oluşturduğu silsilenin güney yamaçlarından
doğan dereler, Akdeniz ve Basra Körfezine akan büyük
nehirleri besler. Sekidede ve Kulmaç dağlarından doğan dereler Uzunyayla’yı geçtikten sonra Seyhan Nehrinin önemli kollarından Zamantı (Yenice) Irmağına birleşir. Kulmaç Dağlarından doğan çeşitli pınarların oluşturduğu Balıklıtohma Deresi, güneyde Gürün Ovasını sulayan Tohmaçay’a, Eskiköprü Çayı Kuruçay’a birleşerek, Yılanlıdağ’dan doğan Kavak ve Kangal çaylarının beslediği Çaltı Çayı da Karasu ile birleşerek Fırat Nehrine karışır
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Okunmamış 07-06-2010
Ronin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.360
Standart

3. Bölgenin Tarihi Gelişimi
Sivas il sınırları içerisinde kalan bölgenin Eskiçağ tarihi, yakın zamana
kadar, 1930’lu yıllardan beri çeşitli bilim adamlarının ana yol güzergahlarında
yaptığı bilimsel geziler, yüzey araştırmaları ve sondaj niteliğindeki
küçük çaplı kazıların verdiği bilgilere dayanmaktaydı. Bölgede 1992-
2000 yılları arasında yaptığımız yüzey araştırmaları, burada Kalkolitik
Çağdan itibaren yoğun bir yerleşim dokusunun varlığını ortaya çıkartmıştır.
Kalkolitik Çağda Kulmaç-Tecer dağ silsilesinin kuzeyinde Orta Anadolu
Kalkolitik Çağ kültürlerinin, bu silsilenin güneyinde ise Güneydoğu
Anadolu ve Kuzey Suriye kültürünün egemen olduğunu ortaya çıkartmıştır
(Ökse 2003a). Güney kesimde bulunan Obeid Çağı boyalı kaplarına
ait parçaların bu dağ silsilesinin kuzeyinde görülmemesi, Yukarı Kızılırmak
ve Yukarı Fırat havzalarında yaşayan insanların birbirleriyle ticari
ilişki kurmadıklarını göstermektedir.

Orta Anadolu ile Yukarı Fırat havzası arasında bağlantı sağlayan, Kulmaç
ve Tecer dağ silsilesinin geçit verdiği doğal yolların kullanıldığına ilişkin
en eski kanıt, Orta Anadolu kökenli Intermediate boyalılar (Orthmann
1963: 21-22) ve Malatya Ovasında üretilen boyalı kap parçalarıdır. Bu
seramiklerin ele geçtiği merkezlerin konumu, bu doğal yolların MÖ. 3.
binin ortalarından itibaren ticari amaçlı olarak kullanıldıklarına işaret
etmektedir (Şekil 3). Bu merkezler arasında büyük mesafeler bulunmakla
birlikte, ithal kaplara ait parçalar yerleşim birimlerinde az sayıda bulunduklarından, bunlar her merkezde yüzeye çıkmamış olmalıdırlar. Doğal
yolların bu dönemde kullanılmaya başlaması, MÖ. 2400’lerde Önasya
ticaretini yönlendiren Ebla Krallığı ile Kayseri’deki Kültepe (Kaneša) arasındaki
ticaret (Pettinato 1981: 106, 226; Kontani 1995) ile ilişkili görünmektedir.
MÖ. 2. bin başlarında Eski Assur krallığının kontrolüne geçen Anadolu-
Suriye ticaret ağının Anadolu’daki merkezi Kayseri yakınlarındaki
Kültepe-Kaneš’dir (Özgüç 1972; Mellaart 1982; Nashef 1987; Oguchi
1999; Marro 2004). Çeşitli bilim adamlarının Sivas il sınırları içerisine
giren bölge için önerdikleri ticaret yollarının varlığı, bölgede yaptığımız yüzey araştırmaları ile doğrulanmıştır (Ökse 2003b). Bu yolların üzerindeki
merkezlerin birbirine olan yakınlığı, kervanların geceleri konaklayabilecekleri
yerleşim birimlerinin oldukça yoğun olduklarını göstermiştir.
Bu yoğun ticaret ağının bölgenin zengin gümüş ve kurşun yatakları ile de
ilgili olabileceği ve büyük boyutlu merkezlerin yazılı kaynaklarda geçen
karum ve wabartumlara aday olabileceği düşünülmektedir.
Hitit İmparatorluk Çağında genellikle plato kenarlarında yer alan yerleşim
birimleri arasında 20-35 km arasında değişen mesafeler bulunmaktadır
(Ökse 2000; 2001).

Genellikle doğal yol güzergahları üzerinde bulunan
surlu merkezlerin aralarında bir günlük yol mesafesinin bulunması,
Hitit Çağında kervanların ve ordunun (Faist 2001: 57-63) yol üzerinde
konaklayabilecekleri yerleşim birimlerinin varlığına işaret etmektedir.
Yolun Divriği-Gürün demir yataklarına olan yakınlığı, Hitit demircilerinin
Kizzuwatna ülkesinde demir ergitmeleri (Muhly ve diğ. 1985) ile ilişkili
görünmektedir. Hitit yol güzergahlarının Sivas il sınırları içerisine giren
kesimi için çeşitli bilim adamlarınca yapılan öneriler (Garstang 1943;
Cornelius 1955; Forlanini 1992), yüzey araştırmaları ile kısmen doğrulanmıştır.
MÖ. 9.-5. yüzyıllara tarihlenen merkezlerde üretilen boyalı kap parçalarının
Kulmaç-Tecer Dağ silsilesi güneyinde sadece ithal birkaç parça ile
temsil edilmeleri (Ökse 1999), MÖ. 9. yüzyılda Assur kralı III.
Salmanasar'ın Anadolu devletlerine karşı savaşması ve 8. yüzyıl sonlarına
doğru Anadolu devletlerinin II. Sargon’a karşı koalisyon kurmaları, bu
yolların Demirçağda kullanılmış olabileceklerini düşündürmektedir.
Demirçağda Batı Anadolu’yu doğuya, Orta Anadolu’yu güneye bağlayan
yol güzergahlarının Sivas’tan geçtiği önerilmiştir (Birmingham 1961).
Pers döneminde Sardes’den başlayan “Kral Yolu”, Kayseri-Sivas güzergahından
geçip güneye dönerek Melitene (Malatya) üzerinden Susa’ya
yönelmiştir (Edens 2003: 130-131).

Hellenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen merkezlerin gösterdiği dağılım
ve bazı kesimlerde yolun birbirini gören sık kaleler zinciriyle korunması,
bu güzergahların kullanılmaya devam ettiğini göstermiştir. Bu
dönemlere ait kervan yollarının bölgeden geçtiği bilinmektedir (Gill 2003:
102-103). Roma ve Bizans yolları da aynı güzergahtan geçmiştir (Hild
1977: Harita 5.8.9.13). Bölgenin Selçuklu döneminde (13. yüzyıl) parlak
bir ticaret merkezi olduğu, yollar üzerindeki köprü, kale ve han kalıntılarından
anlaşılmaktadır (Erdmann 1961; İlter, İ. 1969; İlter, F. 1978: 27;
Ünal 1978) (Şekil 4). Bu dönemde batıyı doğuya bağlayan “İpek Yolu”
bu güzergahtan geçmekteydi. Yeni keşiflerden sonra bu ticaretin okyanuslar
üzerinden yapılmaya başlaması nedeniyle bölge, önemini yitirmiştir
(Acun 2003). Osmanlı döneminde (16. yüzyıl) Tokat-Sivas-
Malatya güzergahından “Anadolu Orta Yolu” (Sefer Yolu) geçmiş
(Täschner 1924; 1926; Acun 1994; Müderrisoğlu 1995) ve güzergah
üzerine hanlar inşa edilmiştir (Erdmann 1961; İlter 1978: 27; Acun
1994). 19. yüzyılda onarılan ve genişletilen karayolu ağı ile doğal güzergahlara
inşa edilen demiryolu, halen ulaşımı sağlamaktadır
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Okunmamış 07-06-2010
Ronin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.360
Standart

4. Doğal Yol Güzergahları

Araştırılan bölgede halen kullanılan kara ve demiryollarının geçtiği beş
ana yol güzergahı bulunmaktadır. Orta Anadolu’yu Doğu Anadolu’ya
bağlayan iki yol, doğu-batı yönünde uzanır. Bunlardan birisi Orta Anadolu’nun
kuzey kesimini, diğeri güney kesimini Sivas’a bağlar ve burada
birleşerek Doğu Anadolu’ya yönelir. Orta Anadolu’yu Yukarı Fırat havzasına
bağlayan iki yol, kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanır. Bunlardan
batıdaki Yıldızeli, Şarkışla ve Altınyayla üzerinden, doğudaki ise
Sivas, Ulaş, Kangal ve Alacahan üzerinden Malatya’ya ulaşır.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Okunmamış 08-06-2010
Ronin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.360
Standart

Tokat-Sivas Güzergahı

Çekerek’e güneyden kavuşan vadiler ile Kızılırmak’a kuzeyden kavuşan
Yıldızeli vadisi, bu iki dağ silsilesi arasından geçen bir doğal yol oluşturur.
Bu güzergah Orta Anadolu’nun kuzeyini Yukarı Kızılırmak Havzasına
bağlar. Intermediate boyalılarının Yıldız Ovasında ve Tavra Boğazında
ele geçmesi, bu güzergahın Erken Tunç Çağında da kullanıldığını göstermektedir.

Yıldızeli ve Yıldız ovalarındaki küçük boyutlu merkezlerin bu
güzergahda yer almaları ve Kalkankaya’da büyük boyutlu bir yerleşimin
varlığı, bu yolun Assur Ticaret Kolonileri Çağında kullanıldığına işaret
etmektedir. Yıldızeli ovasına hakim konumdaki Gerdekkaya, Yıldız ovasına
hakim Kalkankaya ile Kızılırmak’ın kuzey kıyısındaki Kayalıpınar
Harabesi, bu güzergahın Hitit İmparatorluk Çağında önemli bir yol olduğuna
işaret etmektedir. Kalkankaya ile Kayalıpınar Harabesinin büyük
boyutlu merkezler oluşları ve Kayalıpınar yakınında Kızılırmak’tan atlıların
geçebilmesi, bu yolun Hititlerce önemsendiğini göstermektedir.
Erken Demirçağda üretilen el yapımı, boyalı kaplara ait parçaların Yıldızeli
ve Kalınırmak vadilerine bakan plato yamaçlarında birbirine yakın
mesafelerde bulunan altı merkezde ele geçmesi, bu güzergahın Hitit İmparatorluğunun yıkılışından sonra da kullanılmaya devam ettiğini göstermektedir.

MÖ. 9.-5. yüzyıllara tarihlenen boyalı seramiklerin yoğun
olarak ele geçtiği Çekerek-Yıldızeli-Kalınırmak havzalarındaki merkezler,
bu güzergahın kullanıldığını göstermektedir.
Hellenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen merkezlerin gösterdiği dağılım,
bu güzergahın yoğun olarak kullanıldığını göstermiştir. Bizans Döneminde
de Orta Anadolu’yu Sebastia’ya (Sivas) bağlayan yol,
Bathyrryax (Yıldızeli) üzerinden geçmekteydi. Osmanlı döneminde Tokat
ve Sungurlu’dan gelen yol Yıldızeli’ne 18. yüzyılda yapılan Yeni
Han’dan geçerek Kızılırmak vadisine ulaşmaktaydı. Yol, Yıldızırmak üzerindeki,
temelleri Roma döneminden kalma, Selçuklu döneminde tekrar
inşa edilmiş bir köprüden geçer. Köprünün yanındaki Saray Han, l8.
yüzyıla aittir. Bu güzergahtan halen Yozgat-Sivas karayolu ile Samsun-
Sivas demiryolu geçmektedir. Sivas’ın 15 km kuzeydoğusunda, Tavra
Suyu kenarında yer alan Paşa Han ile Yıldızırmak kenarındaki Porsuk
Han, Sivas’ı kuzeye bağlayan ikinci bir kervan yoluna aittir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Okunmamış 08-06-2010
Ronin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.360
Standart

Kayseri-Sivas-Erzincan Güzergahı

Kızılırmak vadisini güneyden sınırlayan İncebel Dağları’nın güneyindeki
Gemerek-Şarkışla-Hanlı ovaları, Kayseri-Sivas kara ve demiryolu güzergahının
geçtiği doğal bir yol oluşturur. Bu güzergah Orta Anadolu’nun
güneyini Yukarı Kızılırmak havzasına bağlar. Bu kesimde Intermediate
boyalıları Gemerek Ovası’nda, saptanmıştır. Assur Ticaret Kolonileri Çağında
bu yolun Gemerek Ovasından Zara’ya kadar uzandığı anlaşılmaktadır.
Orta boyutlu Hitit İmparatorluk Çağı merkezleri arasında yer alan
Kızılcakışla Kalesi ile Sur Tepesinin ve Sivas Kalesi’nin konumlarına göre
bu güzergah, Hitit Çağında da kullanılmıştır. Güzergahın doğu kesiminde
Hitit merkezlerine rastlanmaması, Sivas’ın Hitit İmparatorluğu’nun doğu
sınırında yer aldığını göstermektedir.

Erken Demirçağda üretilen el yapımı, boyalı kaplara ait parçaların Kızılırmak
vadisi boyunca Gemerek'ten Zara'ya kadar uzanan bölgede ele
geçmesi ve MÖ. 9.-5. yüzyıllara tarihlenen boyalı seramiklerin Çekerek-
Yıldızeli-Kalınırmak havzalarında yoğun olarak bulunması, bu güzergahın
Hitit İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra da kullanılmaya devam ettiğini
göstermektedir. Kral yolunun da geçtiği bu güzergahın Hellenistik ve
Roma dönemlerinde yoğun olarak kullanılmaya devam ettiği anlaşılmıştır.
Bizans döneminde de Kaisareia’dan (Kayseri) Sebastia’ya (Sivas)
giden yol, Malandara (Şarkışla) üzerinden geçmektedir.

Kayseri’den Kelkit vadisine giden Osmanlı yolu da Kayseri yönünden
gelerek İncebel Dağları’nın güneyinde Gemerek Ovası’nda Lisanlı Köyü
yakınındaki Hanyeri mevkinden geçmektedir. Hanyeri mevkiinde 120 x
80 m boyutlardaki han kalıntısına ait temeller ile bunların batısında taş
döşeli bir yol yüzeyden görülebilmektedir. Yıkıntılarından Osmanlı
dönemine ait seramik parçaları toplanan bu yapının bir han olduğu
düşünülmektedir. Yol buradan 16. yüzyılda Kızılırmak üzerine kurulan
Şahruh köprüsü ile Akdağ çevresine bağlanıyordu. Köprü yakınında
küçük bir Osmanlı hanına ait kalıntılar bulunmaktadır. Yolun doğuya
devamında Acısu üzerinde Şarkışla’daki Gedik Han, günümüze kalmamıştır.
Üçgülüç Vadisi geçildikten sonra yolun kuzeydoğuya yöneldiği
kesimde Tatlıcak Köyü yakınına 18. yüzyılda inşa edilmiş Latif Han yer
alır. Yol 19. yüzyılın ikinci yarısında Kızılırmak üzerine inşa edilen Kesik
prü üzerinden Sivas’a ulaşır. Sivas kenti içinde 16. yüzyıl Behram
Paşa Hanı ve Geç Osmanlı döneminde inşa edilen Taşhan gibi yapılar,
kentin önemine işaret etmektedir. Buradan Zara’ya giden yol güzergahı
Kızılırmak üzerine 16. yüzyılda inşa edilen Eğri Köprü ve Boğaz Köprüsü
ile Acısu üzerine Geç Osmanlı döneminde inşa edilen köprü geçilerek
ulaşılır. Orta Anadolu’yu Sivas üzerinden Doğu Anadolu’ya bağlayan
modern karayolu da Kızılırmak vadisini doğuya doğru izleyerek Hafik ve
Zara ovalarından geçer ve Kızıldağ geçidini aşarak Erzincan’a yönelir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Okunmamış 08-06-2010
Ronin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.360
Standart

Tokat-Şarkışla-Malatya Güzergahı

Kızılırmak’ın önemli kollarından Yıldız Nehri’nin oluşturduğu ova ile
Akdağ arasındaki platolar arasından geçen dağ yolu Çekerek Ovasını
Yukarı Kızılırmak vadisine bağlar. Bu kesimde Kızılırmak’ın yaya ve atlı
geçişine izin verdiği noktalar vardır. İncebel Dağı’nı aşan Sulakdere geçidi
üzerinden Şarkışla Ovasına ulaşan yol, Acısu vadisi ve plato üzerinden
Altınyayla’ya ulaşır. Yol buradan Kulmaç Dağları’nın geçit verdiği
Cücükşar tepesini aşarak güneye iner ve Balıklıtohma vadisi üzerinden
Tohmaçay vadisine ve Malatya Ovası’na ulaşır. Bu güzergah Orta Anadolu’yu
Yukarı Fırat havzasına bağlayan ana yoldur.

Bu güzergahta MÖ. 3. bine tarihlenen Intermediate boyalıları sadece
Kızılırmak’ın kuzey kıyısındaki Kayalıpınar Harabesi ve Altınyayla’nın
doğusundaki Kayanın Ucu mevkii’nde ele geçmiştir. Aralarında çok mesafe
olan bu iki merkezin arasındaki güzergahta başka parçaya rastlanamamış
olmasına karşın, bu yolun MÖ. 3. binden beri kullanıldığı düşünülmektedir.
Yıldızeli ile Kızılırmak arasındaki dağ yolu üzerinde yer alan
bir küçük yerleşim birimi, büyük olasılıkla bu güzergahın MÖ. 2. binin ilk
çeyreğine tarihlenen Assur Ticaret Kolonileri Çağında kullanıldığına işaret
etmektedir. Bu yolun Kızılırmak vadisinin kuzey kenarındaki büyük boyutlu bir yerleşim olan Kayalıpınar Harabesindeki kente ulaştığı, Kızılırmak’ın
bu kesimde at sırtında geçildiği anlaşılmaktadır. Şamadağ
geçitindeki Kahvepınar’daki küçük kale, kervan yolunun buradan Şarkışla
Ovası’na ulaştığını göstermektedir. Acısu vadisindeki iki yerleşim birimi
ve Altınyayla’daki bir küçük merkez ile Balıklıtohma vadisi ve batısındaki
yaylalarda bulunan küçük yerleşim birimleri, bu güzergahın Malatya
Ovası’na kadar devam ettiğini kanıtlamaktadır.

Kızılırmak’ın atla geçilebildiği Kayalıpınar Harabesi yakınlarından
Şamadağ geçidini oluşturan Sulakdere vadisi üzerindeki Kahvepınar’da
küçük bir surlu Hitit yerleşiminin yer alması, bu güzergaha Hitit Çağında
önem verildiğine işaret etmektedir. Buradan Şarkışla ovasına inen bir
kervan ya da askeri birlik, plato yolu ile Altınyayla’daki Kuşaklı (Sarissa)
kentine varabilecektir. Buradan güneydeki Kulmaç Dağlarının geçit verdiği
Cücükşar tepesinden geçilip Aşağı Kalaca üzerinden Karaseki Düzü’nün
kuzey kenarında yer alan Havuzköy’e, oradan Balıklıtohma vadisi
izlenerek Malatya Ovası’na ulaşılabilir.

Orta Anadolu’da MÖ. 9.-5. yüzyıllara tarihlenen boyalı kap parçalarının
bulunduğu çok sayıdaki merkez, bu güzergahın Yıldızeli ile Altınyayla
arasındaki kesiminin Demirçağ boyunca yoğun olarak kullanıldığına
işaret etmektedir. Kulmaç Dağları’nın güney kesiminde Orta ve Geç
Demirçağa ait boyalı kap parçaların sadece Balıklıtohma havzasının batısındaki
platolarda ve Tohma vadisinde bulunması, bu yolun Demirçağ
boyunca kullanıldığını göstermektedir.

Hellenistik ve Roma dönemlerinde de yoğun olarak kullanılmaya devam
eden bu güzergah, Bizans Çağında Kızılırmak üzerindeki Karakuz köprüsü
geçildikten sonra İncebel Dağları’ndaki Sulakdere vadisini izler. Vadinin
orta kesimlerindeki Kahvepınar yakınlarında bulunan küçük bir Ortaçağ
gözetleme kulesi, bu geçide verilen öneme işaret etmektedir. Yol
buradan Malandara (Şarkışla) ve Tonosa (Altınyayla) üzerinden
Çamurlusuyu vadisini izleyerek Deliktaş’a, oradan da Melitene’ye (Malatya)
ulaşmaktaydı. Günümüzde halen bu güzergahtan ana yolları birbirine
bağlayan yollar geçmektedir. Yıldız ovasından Kızılırmak vadisini
izleyen karayolu, Bozkurt Köyü yakınındaki köprü ile Kızılırmak’ı geçer,
Sulakdere vadisini izleyerek Şarkışla’ya, oradan aynı yolu izleyerek
Altınyayla’ya ulaşır. Yol buradan Kulmaç Dağları’nı aşan köy yolları
halinde Havuz’a, oradan da Malatya’ya ulaşım sağlamaktadır.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Okunmamış 08-06-2010
Ronin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.360
Standart

Sivas-Malatya Güzergahı

Sivas’dan güneye giden, Taşlıdere geçidi üzerinden Ulaş’a yönelen karayolu
ve demiryolunun yer aldığı güzergah Kulmaç Dağları ile Yılanlıdağ
arasındaki Yağdonduran geçidi üzerinden Kangal ovasına ulaşır. Yol
buradan güneye yönelerek Alacahan ve Hekimhan üzerinden Eskiköprü
Çayını ve Kuruçay vadisini izleyerek Malatya ovasına ulaşır.
Kızılırmak’ın güneyinde bulunan Intermediate ve Malatya boyalı kaplarına
ait parçalar, Erken Tunç Çağında Yıldız Ovası’ndan Ulaş Ovası’na
uzanan bir ticaret yolunun varlığına işaret etmektedir. Buna karşın, günümüzde
ana ulaşım yolu olarak kullanılan Tecerırmak vadisinin bu
çağda kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

Kavak ovasında ele geçen ve MÖ. 3. binde Malatya Ovası’nda üretilen bir boyalı kap parçası, bu güzergahın MÖ. 3. binde Yukarı Fırat havzasını Yukarı Kızılırmak havzasına bağladığını göstermektedir. Altınyayla’yı Ulaş Ovasına bağlayan, hafif engebeli platolar üzerinden geçen bir tali yolun Kayanın Ucu Mevkii’nde ele geçen Intermediate ve Alişar III boyalı parçalarına göre, MÖ. 3. binin ortalarından itibaren Kızılırmak’dan Malatya Ovası’na giden iki yolu birbirine
bağladığı düşünülmektedir.

Kavak Çayı’nın suladığı ovada Höyük Değirmeni ve Koçköprü Kalesi’nden toplanan çok sayıda kap parçası, güzergahın güney kesiminin Assur Ticaret Kolonileri Çağında kullanılmış olduğunu göstermektedir. Kavak ve Çaltı vadilerinde Orta ve Geç Demirçağlara ait boyalı parçaların bulunması, yolun bu dönemde büyük olasılıkla Kulmaç Dağları’ndan doğuya yöneldiğini düşündürmektedir.

Kral yolunun da geçtiği bu güzergah, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde
Sebastia’dan Komana’ya giden yol ile bugünkü yollar gibi,
Taşlıdere geçidinden geçiyordu. Osmanlı döneminde Sivas’ı Malatya’ya
bağlayan yol 18. yüzyılda Fadlım Irmağı üzerine kurulan köprüden geçtikten
sonra, Tecerırmak’ın doğu kıyısındaki Selçuk Han üzerinden güneye
yönelir. Bu yol Ulaş üzerinden Kangal’a, oradan da 17. yüzyılda inşa
edilen Alacahan’dan ve Selçuklu döneminden kalma Hekimhan’dan
geçerek güneye yönelir ve Kuruçay vadisini izleyerek Fırat vadisine ulaşır.
Alacahan’dan sonra yol güzergahında Eskiköprü Çayı üzerine 17.
yüzyılda bir köprü (Halil Rıfat Paşa köprüsü) inşa edilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Okunmamış 08-06-2010
Ronin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.360
Standart

5. Değerlendirme ve Sonuç
Sivas bölgesi bazı dönemlerde kültürlerin sınır bölgelerini oluşturmasının
yanı sıra bazı dönemlerde Orta Anadolu ile Doğu Anadolu arasında bir
kültürel geçiş bölgesi olmuştur. Bölgenin topoğrafik yapısı Orta Anadolu yaylası ile Doğu Anadolu dağlık bölgesi arasında geçiş olanağı sağlamıştır.
Çağlar boyunca Orta ve Doğu Anadolu kültürleri ile Yukarı Fırat Bölgesi
üzerinden Kuzey Suriye kültürleri ile ilişkileri bulunan bu bölgede Selçuklu
ve Osmanlı dönemlerinde yollar üzerine kurulan hanlar ve köprüler, bu
yolların Ortaçağ ve sonrasında da kullanıldığını kanıtlamaktadır. Roma ve
Bizans dönemlerinde de aynı güzergahların kullanıldığı bilinmekle birlikte,
bu yolların daha önceki dönemlerde kullanılıp kullanılmadıklarına ilişkin
bilgiler, yakın zamana kadar tahminden öteye gidememiştir.
Bölgede yapılan yüzey araştırmaları, bu kesimdeki kervan yollarının
MÖ. 3. binin ortalarından itibaren ticari ve askeri amaçlı olarak kullanıldığını
ortaya koymuştur. MÖ. 3. binin ikinci yarısında Kuzey Suriye’li
tüccarların Anadolu’ya mal getirip götürdükleri anlaşılan bu yollar
MÖ. 2. binin ilk çeyreğinde Assurlu tüccarlar tarafından kullanılmaya
devam edilmiş görünmektedir. Hititlerin de ticari ve askeri amaçlı
olarak kullanmaya devam ettiği bu yollar MÖ. 1. binde de önemini
korumuş görünmektedir. Orta ve Doğu Anadolu arasındaki
bağlantıyı sağlayan iki güzergah ile Orta Anadolu ile Yukarı Fırat
Havzası arasındaki bağlantıyı sağlayan iki güzergahtan da halen kara
ve demir yollarının geçmesi, Yukarı Kızılırmak havzasının yol sisteminde
önemli bir konumu olduğunu göstermiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Okunmamış 08-06-2010
eren - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 123
Standart

emeğine sağlık .değerli bilgiler.değerlendirilmesi gerek.
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Okunmamış 08-06-2010
Ercan_Usta - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Administrators / FARMET Yönetimi
 
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 886
Standart

Ronin kardeşim..doğup büyüdüğüm köyümü hatırlatıp beni duygulandırdın..ve aynı zamanda hırslandırdında ..nedenmi çünki bu konuda yazdığın her mesajda köyüm yada eteğinde kurulu olduğu dağların adı geçiyor...
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Okunmamış 08-06-2010
strabon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Bulunduğu yer: caria
Mesajlar: 1.468
Standart

Nefis bilgiler sağol Ronin.Ellerine sağlık.
__________________
Vatanın bütünlüğü, Milletin istiklali tehlikededir. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Okunmamış 08-06-2010
strabon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Bulunduğu yer: caria
Mesajlar: 1.468
Standart

Alıntı:
Ercan_Usta Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ronin kardeşim..doğup büyüdüğüm köyümü hatırlatıp beni duygulandırdın..ve aynı zamanda hırslandırdında ..nedenmi çünki bu konuda yazdığın her mesajda köyüm yada eteğinde kurulu olduğu dağların adı geçiyor...
Ercan_Usta sizin memleket neresi acaba?
__________________
Vatanın bütünlüğü, Milletin istiklali tehlikededir. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Okunmamış 08-06-2010
Ercan_Usta - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Administrators / FARMET Yönetimi
 
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 886
Standart

Sn.strabon memleket Sivas...yanlız Sivas ta ikamet etmiyorum.Emekli olunca köyümüze dönüp,çocukluğumuzda yaptığımız gibi arkeolojik araştırmalara girişmeyi planlıyoruz..

Konu Ercan_Usta tarafından (08-06-2010 Saat 10:30 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Okunmamış 08-06-2010
strabon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Bulunduğu yer: caria
Mesajlar: 1.468
Standart

Allah gönlünüzden geçenleri gerçekleştirmeyi nasip etsin inşallah.
__________________
Vatanın bütünlüğü, Milletin istiklali tehlikededir. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Okunmamış 31-07-2013
venividi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
Mesajlar: 5
Standart

üstat elleriniz ve yüreğinize sağlık..çok güzel bir paylaşım olmuş..allah razı olsun..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
aranacak, aranacak yerler, define, erzincan, malatya, orta anadolu, sivas, tokat, treasure in asia minor, yerler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Malatya Il Grubu Turkey44 Farmet İL Gurupları 2 20-10-2016 04:13
Karadeniz'de Eşkıya definesi aranacak yerler! Ronin Eşkıya Definesi & Eşkıyalık 11 24-08-2012 08:48
Malatya Valiliği kayıp Hitit şehrini arıyor! serhadlı Dünya ve Türkiye'den İlginç & Güncel Haberler 0 18-07-2012 07:11
Erzincan pusu Memleket Tanıtımı 10 03-03-2011 12:49
Sebastopolis- Tokat: Farmet Teknoloji Bölge Bölge Antik Kentler 0 13-05-2010 05:26

Farmet Teknoloji Sistem Bilgisi Site Bilgileri (Alexa)
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 RC 2
www.farmet.net - Tüm Hakları Saklıdır.
kiralık dedektor | Farmet

İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan Farmet Forumları 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Farmet hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler [email protected] adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Farmet yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve Avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
!-- Yandex.Metrika counter -->