Yükleniyor...
Farmet Teknoloji, Phanes, coskun, Ercan_Usta, sezgin64, caponali

Go Back   Farmet Forumları > Kategorisiz Bölüm > Değerli Madenler

Beğeni şeması1Beğeniler
  • 1 Post By Akcakaya
Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 25-12-2010
Akcakaya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gelişmiş Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2010
Mesajlar: 2.511
Standart Altın

Altın


ALTIN İLE İLGİLİ KAVRAMLAR :

ASCED: Halis, karışıksız altın.

ATEŞ-BESTE: Halis altun, kırmızı altun. Donmuş ateş.

BALİŞ: Yastık. Altın. Nakit.

BEDRE: Kuzu ve oğlak derisi. İçi altun dolu olan kese. Onbin dirhem.

BENDİŞ: Altın ve gümüş üzerine işlenen nakış.

BİŞAR: Esir, kul, köle. Harpte teslim alınan kimse. Altın, gümüş kakmalı işlemeler. Takatsiz, dermansız, hâlsiz.

CİRYAL: Altının kırmızılığı. Bir cins kırmızı boya. Temiz renk şarab.

DALİS: Yumuşak berrak şey. Altın suyu.

DEHDEHÎ: Halis altın.

DİHDAR: Altın. Bir çeşit kıymetli elbise.

DİNAR: Eksiden kullanılan altın ve sikkeli para.

FİLİZ: Ağaç ve çiçek fidanı, taze sürgün. Eritilip temizlenmemiş olan altın, gümüş, demir gibi külçe, ham maden. Erimiş bakır.

FİTNE: İnsanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya, hak ve hakikatten saptıracak şey. Muharebe. Ara bozmak. Küfr. Fikir ihtilafı. Şikak. Kavga. Delilik. Mihnet ve beliye. Mal ve evlâd. Potada altın ve gümüşü eritmek. İmtihan ve tecrübe etmek.

HALY: Altından ve gümüşten olan süs eşyâları.

HASENE: İyilik. Güzellik. Hayırlı amel. Allah rızasına çok uygun iş. Eski altun paralardan biri.

HÂŞ: Altınla kaplamak.

HAVK: Altın veya gümüşten halka. Kulak küpesi.

HEMR’: Kan rengi. Kırmızı. Kırmızıya boyanmış. Silâhsız. Altın. Safran.

HIRS: Takdir, kıyas. Altın veya gümüşten halka.

IKYAN: Halis, iyi altın. İnci parçası.

İBRİZ: Halis altun, saf altun.

KENZ: Define, hazine. Yeraltında saklı kamış kıymetli eşya, para veya altın gibi şeyler.

KINTAR: Yüzyirmi rıtıl veya yetmişbin dinar. Çok mal. Bir sığır derisi dolu altın ve gümüş.

KİBRİT: Kükürt. Kırmızı yakut, altın. Ucu kibritlenmiş yakacak madde. Kibrit-i Ahmer: Kırmızı kibrit. Cisimleri altun hâline koyacak derecede te’sirli olduğu söylenen şey. İksir. Tas: Mürşid. Kıymeti çok yüksek olan.

KURAZE: Altun ve gümüş kırıntısı. Kumaş parçaları.

LAKAT: Yabandan toplanan nesne. Mâdende bulunan gümüş ve altın parçaları.

MEHENK: Ölç, miyar. Altın ve gümüş ayarını anlamaya mahsus taş. Üzerinde altın tecrübe edilen siyah taş.

MEVDUNE: Altun, inci veya elmasla işlemeli şey. Murassa.

NADAR (Nadâret): Altun.

NATIK: Konuşan. Söz eden, söyleyen, beyan eden İdrak eden. Bildiren. Fikrederek düşünen. Altın ve gümüş gibi olan mal.

NAZAR (Nazaret): Altın. Tâzelik.

NAZİR: Tâze. Altın.

NAZR: Altın.

NAZZ: Dirhemler ve dinarlar.

NEHAR: Fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar olan aydınlık. Toy kuşunun yavrusu. Altın.

NESİKE: Hak yoluna kesilen kurban. Altın veya gümüş külçesi.

NEVAT: Çekirdek, hurma çekirdeği. Yirmi veya on adet. Bir veya on okka altın. Beş dirhem altun. Düşman.

PERİZE: Ateşte pişirilen ekmek. Kırmızı altun.

PERVAZE: Kır gezisi için hazırlanan yemek. Altun ve gümüş yaprakların kırıntısı.

RİKÂZ: Yeraltında bulunan mâdenler. Altın ve gümüş cevheri. Hazine. Maden. İslâm’dan önce gömülü mal.

SACE: Hatıl ağacı. Altun ve gümüş ayarını astıkları ağaç.

SAGA: Kuyumcu.

SAM: Ölüm, mevt. Yeraltındaki altın damarı. Gök kuşağı. Ateş. Sersemlik hastalığı. Hz.Nuh’un (A.S) oğullarından birisinin ismi.

SEBİKE: Eritilerek kalıba dökülmüş şey. Külçe. Kalıba dökülmüş altın veya gümüş. Hafif, küçük.

SECENCEL: Ayna. Altın. Safran.

SEHALE: Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kırıntıları.

SİMYA: Adi madenleri altın madenine çevirmek gayesi güden bir çalışma.

SÜNDÜS: Sırmadan kabartma deseni. Eski bir çeşit ipekli kumaş. Parlak renkli, çiçekli, işlemeli, nakışlı olarak dokunmuş ipek kumaş. Altun veya gümüş tellerle işlemeli ve nakışlı olarak dokunmuş ipek kumaşlardan biri.

ŞAHÎ: Şaha, hükümdara âit. Şahla ilgili. Hükümdarlık, şahlık. Eski topların bir çeşidi. Nişastalı, yumurtalı bir helva. Yavuz Sultan Selim Han’ın bastığı altun para. (Bu ismin verilmesi, üzerinde “şah” kelimesinin yazılı bulunmasından dolayıdır.)

ŞEZERAT: İşlenmeden mâdenin içinden toplanılan altın parçaları. Süs için kullanılan altın ve inci tâneleri.

ŞEZR: Altın mâdeninden toplanan altın ufağı. İnci parçaları.

ŞEZRE: İşlenmemiş ham altun. Süs için asılan inci ve altun.

TENVİH: Sulandırma. Yaldızlama. Haksız bir şeyi yapmacık şeylerle süsleyip haklı gösterme. Başka bir madeni altun veya gümüş suyuna daldırma. Bir kimsenin namını şânını yükseltme.

TİBR: Altın parçası. Altın ve gümüş tozu.

TİLLE: İşlenmemiş altın. (Bu kelimeye Hindçe diyenler de vardır.)

USTAM: Güvenilir, emin, itimad edilir. Altın veya gümüşten yapılmış at eğeri.

ZEHEB: Altun.

ZER: Sarı. Altın, akçe. Nöbet. Oruç. Çile.

ZİNAK: Çene altının derisi. Altundan veya gümüşten yapılan ve kadınların boyunlarına taktıkları boğmak.

ZUHRUF: Yaldız. Yalancı süs. Gösteriş. Zinet. Altın.

BÜHARİSE: Altun ve gümüşten üç kıntar veya üçyüz rıtıl.

CENA(Y): Toplanmış meyve veya bitki. Üzüm. Mantar. Ot. Yaş hurma. Bal. Altun.

CEZAZE-CÜZÂZ: Altın taşı.

CESED: Cisim. Beden. Kurumuş kan. Safran. İsrailoğullarının taptığı buzağı.

DELAS: Altın suyuna bastırıp parlatmak.

DİHDAR: Altın. Bir çeşit kıymetli elbise.

DÛCAL: Altın veya altın suyu.

DULAMİS: Parlak altın. Parlayan.

EHÂDIR: Altın, et ve şarap.

EVŞÂ(Y): Madende biraz altın bulunmak.

FİLZE(T): Ciğerden bir parça. Altın, gümüş ve et parçası.

GAREB: Altın. Gümüş. Şarap. Kadeh. Mızrak yapımında kullanılan bir ağaç. Akçaağaç. Havuzla kuyu arasına kovadan düşen su. Çamur vs. su kokusu. Ata veya koyuna isabet eden bir hastalık olup gözlerinin kıllarını döker.

HILAS: Eser. Yağ hülasası. Ateşle hülasası alınmış altın ve gümüş vs. Bir şeyin misli.

HİBRİZİ(Y): Arslan. Hoş, latif şey. İyi çizme. Halis altın, yeni dinar.

HUZEYBE: Altın madeni.

HAVK: Altın veya gümüşten halka. Kulak küpesi veya salkım küpesinin halkası.

KUZAZAT: Ok yeleği kırpıntısı. Altın parçaları.

LÛHVE: Değirmen çekerken öğütmek için boğazına konulan tâne. Bahşiş. Bir avuç dolusu mal. Bahşişin efdali. Bin altın ve akçe.

MÜMEVVEH: Altın veya gümüşle yaldızlanmış şey.

NAZZ: Gümüş veya altın para.

NİKÂR: Erimiş altın veya gümüş parçası.

SAKİL: Tam (ayarı) olan dinar.

SECANCEL: Ayna. Altın. Safran.

ŞEZR: Altın talaşı. Küçük inci. Dizilmiş dizinin aralıklarını ayarlamak için geçirilen boncuk.

ZİBRİC: Süs. Altın. İçinde kırmızılık bulunan ince bulut.

ZİRYAB: Altın. Altın suyu. Sarı şey.

AKREBÂN: Altun otu.

BÛTE: Gözdesiz, sapı kısa nebatlar. Deve yavrusu. Ok amacı. Kuyumcuların altın ve gümüş erittirdikleri kab.

DEVÂRÎ: Beş şiyani kıymetinde bir nevi altın.

DURUST: Sağ, salim, bütün, doğru, gerçek. Ayarı tam, sikkeli altın.

EHÇE: Akça. Altın veya gümüş para.

EYÜHŞÜT: Altın, gümüş, vs. madenler.

GAH: Taht. Vakit. Büyük zevatın oturmaları için tahtın önüne konulan altın sandalye. Kuyumcu potası. Cedi yıldızı. Gerçek sabah mânâsınadır. Mekan edatı.

GEHLE: Altın ve gümüş kırıntıları.

GENC: Yere gömülmüş mal, define. Altın, gümüş mal saklanan yer, hazine. Kenz.

HANÎ: Havuz, çeşme. Halis altın. Dârâ’nın kızı. Padişaha mensub.

HEMRES: Akçe, altun.

HİFÇE: Eritilip demirden küçük oluk gibi bir kalıba dökülen altın ve gümüş külçesi, çubuğu, sübekesi. Dilberin yüzüne dökülen zülüf. Çok nazik ve düzgün ağaç dalı, fidan. (hufce, hifçe).

HİRİVE: Herat şehrine mensub. Hirevî. Hirî. Halis altun. Fahişe.

HİRTAL: Bir öküz yahut bir devenin boyun derisi dolusu altın.

HÜSREVÂNÎ: Padişahlara layık olan güzel şey. Bir nevi altın para. Güzel nağme.

KEHLE: Altın ve gümüş hurdası. Akçe.

KUMKUM: Yer kazılırken, duvar ve dağa delik açılırken çıkan ses. Altın sayarken çıkan ses. Kumsal yer.

MAHÇE: Ay şeklindeki sancak alemi. Yeni ay. Altın toplu iğne. Tartılardan sekiz habbe miktarı.

MEHY: Altın yahut gümüşle yaldızlamak.

MUHRÎ: Ağzı mühürlü altın ve gümüş surresi (kesesi).

PETER: Altın, gümüş, demirden yapılmış küçük yassı levhalardır ki üzerlerine duaya dair şekiller resmedip çocuklara nazarlık yaparlar.

RES: Erişmek. İp. Altın, gümüş, kurşun gibi eritilmiş madenler.

RUKNİ: Bir cins halis altındır ki ismini Rükn ismindeki kimyagerden almıştır. Şiraz yakınında bir suyun adı. Çıktığı yere ‘teng’ denir.

SENAD (Senav): Çok, kalabalık. Eğe ve törpü ağzında dökülen altın, gümüş, pirinç gibi madenlerin kırıntısı. Kafiyenin uygunsuz ve kusurlu olması. (Suniş)

SÂV(E): Vergi, haraç. (Kuvvetli padişahların, zayıflardan aldığı) Halis altın kırpıntıları, eklentileri. Dikenli beyaz bir ot. Bıçak biledikleri demir masat. Peygamberimiz doğduğunda kuruyan bir gölün bulunduğu Irak ile Rey arasında bir şehir.

SELÂK: Altun ve gümüş külçesi.

SERE: Geçer akçe, halis altun. İyi doğru, seçkin.

SUFTE: Delinmiş. Altı küpe halkası. Hediye. Erkek görmüş kadın. Ucu törpü ile keskinleştirilen ok ve mızrak temreni. Her güzel ve taze şey.

SÜFÇE: Altın külçesi.

ŞİFŞE: Altın ve gümüş külçesi.

ŞUMŞ: Altın ve gümüş çubuğu.

ŞUŞE: Altın külçesi.

TELK: Acı. (Telh) İlâçlarda ve cam yerinde kullanılan taşa benzer bir maden. Ören pulu. Altın varak.

TENGAR: Kuyumcuların altın ve gümüş kırıntıları yapıştırdıkları borak, lehim.

TENGE: Merakeşe bağlı Tanca şehri. Dağ deresi. Vaktiyle Hindistanda geçen altın ve gümüş bir nevi yassı para. Yassı para şeklindeki ufak hamur parçaları.

TÛPÂL: Altın, gümüş, bakır gibi madenler eğelenirken dökülen döküntü.

TÜBNEK: Kuyumcuların altın, gümüş erittikleri pota. İçine erimiş altın ve gümüş döktükleri kalıb. (Telûk)

YERMEK: Akçe, altın.

AURUM: Altın.

BILLION: Metal para imalinde kullanılan altın, gümüş, bakır vb. alaşım.

DOUBLOON: Eski bir İspanyol altın parası.

DUCAT: Eski Avrupa’ya bilhassa Venedik’e mahsus birkaç çeşit altın para. Düka altını. Para.

ELDORADO: Altın ülkesi diye şairlerce hayâl edilen bir Güney Amerika ülkesi; altınlarla donanmış yalancı cennet.

ELECTRUM: Eskiden bulunan değerli bir çeşit altın ve gümüş alaşımı.

GALOON: İpek veya altın sırmadan yapılmış şerit.

GILD: Altın kaplamak, yaldızlamak, tezhip etmek, süslemek, telleyip pullamak; parlamak, parlak göstermek.

GOLD: Altın, altın para; servet, zenginlik; altın rengi, sarı renk, yaldız, dore.

GUINEA: Gine. İngilizlerin 21 şilin kıymetindeki eski altın parası. Afrika tavuğu, beç tavuğu.

HALLMARK: Altın veya gümüşte ayar damgası. Kalite işareti.

KARAT: Ayar, altın ayarı.

MARK: Alman parası; eskiden bir gümüş veya altın tartısı.

MOHUR: 15 rubi kıymetinde eski altın Hint parası, mohur.

MOIDORE: Eski Portekiz altın parası.

NAPOLEON: Potifur. 20 Franklık Fransız altını. Bir iskambil oyunu. Napolyon altını. Napolyon.

NOBLE: Asil, soylu, alicenap, yüce gönüllü; heybetli, yüce, mükemmel. (Eski) Kimyevi değişiklik göstermeyen (kıymetli maden). Asilzade, soylu kimse. İngiltere’nin eski bir altın parası.

NUGGET: (Altın) külçe.

PAN: Toprağı yıkayarak altın çıkarmak; tavada pişirmek; leğende yıkamak; maden cevherini yıkamak; tenkit etmek.

PLACER: Nehir sularının getirdiği altınla karışık alüvyon.

PLATE: Tabak, sahan. Bir tabak dolusu şey. Madeni levha. Altın veya gümüş sofra takımı. Kupa, şilt. Maden baskı kalıbı. Damak, takma diş, protez. Duvar tabalığı. Zırh levhası. Cam negatif. Fotoğraf klişesi. Kale işareti olan levha.

RIFFLE: Altınla karışık kumu ayıran ızgara.

SAMITE: Altın veya gümüşle dokunmuş ipekli kumaş.

SEQUIN: Eski Venedik cumhuriyetinin altın sikkesi. Pul, payet.

SHEKEL: Miskal, İbranilerde bir ağırlık birimi. Altın veya gümüş sikke. Para, servet.
SOLIDUS: Bizans İmparatorluğunda altın sikke. Taksim işareti.

SOURDOUGH: Maya olarak kullanılan eski hamur. Alaska’da altın arayıcısı.

TALENT: Kabiliyet, yetenek, hüner. Allah vergisi. Yetenekli kimseler. Eski İbrani veya Yunan altın veya gümüş parası; tartı.

AUREUS: Altın. Altından. Altınla işlenmiş. Altın yaldızlı. Altın gibi parlak. Güzel., görkemli, muhteşem. Altın madeni para.

BRATTEA: Altın yaprak, varak.

CHRYSOS: Altın.

CISTOPHORUS: Asya sikkesi.

ELECTRUM: Kehribar. Altın ve gümüşten bir alaşım.

FLAVENS: Sarı, altın renginde.

LAMINA: Levha, tabaka, (maden, ağaç). Bıçak ağzı. Sikke.

LIBELLA: Küçük sikke. Dinarın 1/10 değerinde, as para birimi. Su seviyesini ölçen âlet.

MIDAS: Dokunduğu her şeyi altına çeviren Phrigis kralı.

NOMISMATIS: Sikke.

OBRUSSA: Altının ateşle sınanması, denetlenmesi, denek taşı.

PACTOLUS: Altınıyla ünlü Lydia ırmağı.

PHILIPPUS: Makedonia kralı. Altın sikke.

SATURNUS: Altın çağın hâkimi. Tohum ekme tanrısı. Satürn gezegeni.


Yunanca’dan

DRAHMI: Drahmi.

ÊLEKRON: Kehribar. Altın ve gümüş alaşımı.

EPIHRUSOSIS: Yaldızlama, altın kaplama.

HRUSOS (KRUSOS): Altın. (Aramca HARA (=Sarı) kelimesinden)

FLORI: Altın.

KIBDOS: Altın hurdası veya alaşımı.

LEROS: Kadınların entarisi üstündeki altın süs.

MALAMA: Altın.

OBRUZ-A: Altın muayenesi.

PLATINI: Beyaz altın, platin.

RHUPAROS: Pis, kirli, temizlenmemiş, çamurlu. Altın veya gümüş alaşımından yapılmış sikke.

SPIÔMA: Bozulmuş, lekeli. İnce altın leke. Doğum işareti.

Formülü: Au
Sertliği: 2,5 - 3
Yoğunluğu: 15 - 19
Kristal sistemi: Kübik sistemde kristallenir.
Bulunuş şekli: Bazen tel halinde, lifsel plaka ve pul pul olarak bulunur.
Rengi ve çizgi rengi: Parlak sarı ve sarı metalik, veya yeşilimtrak sarı. Çizgi rengi aynıdır.
Tanıma özellikleri: Üfleçte erir, kral suyunda soğukta çözünür. Dövülebilir,levha ve tel haline getirilebilir. Madensel parıltılıdır. İçinde Ag ve bazen de Cu bulundurabilir.
Bulunduğu yer: Primer olarak kuvars filonlarında (damar) pirit ve arsenopiritle beraber bulunur. Sekonder olarak da alüvyonlarda ve lateritlerde bulunur.
Kullanım yeri: Para değeri olarak, ziynet ve süs eşyası olarak, tıp ve elektronik sanayisinde ve kimya sanayisinde kullanılır.


a. Fiziksel ve kimyasal özellikleri
Altın (Au), atom numarası 79 olan ve atom ağırlıkları 192 ile 206 arasında değişen 14 izotopu bulunan bir elementtir. En yaygın ve kararlı izotopu 197 Au izotopudur. Özgül ağırlığı 19,3 gr/cm3 dür. 1063 o C de erir. 2970 oC de kaynar. Elektrik ve ısı iletkenliği gümüşün % 70 i kadardır. 0,0001 mm inceliğe getirilebilir.
Altın, hava şartlarından ve tek başına hiç bir asitden etkilenmeyen bir metaldir. Ancak "kral suyu" (1 kısım derişik HNO3 + 3 kısım derişik HCl) ve klorlu su ( HClO) gibi çok kuvvetli oksidasyon araçlarında çözünür. Klor ve brom ile tepkimeye girer, civada ise çözünür. Doğada genellikle elementel olarak bulunur. Bileşikleri 1 ve 3 değerliklidir.
b. Kullanıldığı yerler ve teknolojik özellikleri
Altın ne en kıymetli, ne de pek nadir olarak bulunan bir metaldir. Buna rağmen ticaret hayatının temelini teşkil eder. Metalik özelliklerinden dolayı bir çok yerde kullanılır. Altın insanlar tarafından ilk olarak bilinen ve kullanılan bir metaldir.
Arkeolojik incelemelerden M.Ö. 5000 yıllarından beri kullanıldığı anlaşılmıştır. Altını tabii halde bulan ilk insanlar, yumuşaklığından (2,5) dolayı onu kolay bir şekilde işleyerek değerlendirmişlerdir. Kolay işlenebilme özelliğinden dolayı bugün de kuyumculukta yaygın olarak kullanılmaktadır.
Altının sertliğini ve dayanıklılığını arttırmak için bakır karıştırılır. % 100 saf altın 24 ayar olarak kabul edilir. 18 ayar altın % 75 altın içeren karışım anlamına gelmektedir. 18 ayar altın alaşımları katılan gümüş ve bakır miktarlarına göre değişik renkler alır. % 25 gümüş yeşil altını, % 12,5 gümüş ve % 12,5 bakır sarı altını, % 0,6 gümüş ve % 19 bakır pembe altını, % 25 bakır kırmızı altını oluşturur. 14 ayar altın ise 14/24 yani % 60 altın ihtiva eder. Beyaz altın alaşımı da, Cu, Zn, Ni ve Pd karışımıdır.
Üretilen altının büyük bir kısmı darphanelerde para karşılığı olarak stok edilmekte, yani uluslararası mali işlerde kullanılmaktadır. Geri kalan kısmı ise, kuyumculuk ve süs eşyası, elektronik ve bilgisayar endüstrisi, kimya ve ilaç endüstrisinde tüketilmektedir. Sanayide altın, altın- gümüş ve altın-paladyum alaşımları elektrik anahtar kontaklarında, elektronik devrelerde, telefon santrallerinde ve uzay araçlarında kullanılır.
Altın - bakır ve altın - gümüş - bakır - çinko - kadmiyum alaşımlarından lehim işlerinde faydalanılır. Dişçilikte kullanılan altın - bakır - gümüş alaşımlarından yavaş yavaş vazgeçilmekte ve onun yerine daha ekonomik olduğu için altın oranı % 15 in altında olan, altın - gümüş - bakır - platin - paladyum - iridyum alaşımları kullanılmaktadır.
Altın, elektrik ve ısı iletkenliği, sıcakta yükseltgenmemesi, kimyasal aşınmalara karşı dayanımı gibi özellikleri nedeni ile aranan bir metaldir. Saf altından düşük sertliği, dövülebilirliği gibi mekanik özellikleri nedeni ile laboratuar araç ve gereçleri yapımında da kullanılır.
Daha iyi mekanik özelliklerin gerekli olduğu durumlarda altın, diğer metaller ile alaşım yapılarak kullanılır. Altının alaşım yaptığı metaller şunlardır: gümüş, bakır, nikel, çinko, platin, paladyum ve indyum. Bu alaşımlara ısıl işlemler ile istenilen özellikler kazandırılabilir.
c. Önemli cevher mineralleri
Altın doğada saf halde nabit altın, gümüşle yaptığı bir alaşım olan elektrum halinde veya tellüridler halinde bulunmaktadır. Altın kuvars damarlarında bazen piritle beraber bulunur. Bunun dışında,kalkopirit, arsenopirit ve pirotin içinde önemli miktarlarda yer alabilmektedir. Minerallerde bulunan altın nadiren gözle görülür onun dışında tamamen o mineral ile bileşim halindedir. Böyle durumlarda içinde altın bulunan bu minerallerin ekonomik değerleri kıymetlenmiş olur. Ayrıca Cu - Pb - Zn yataklarındaki minerallerden de yan ürün olarak elde edilmektedir.
Bilinen önemli altın mineralleri şunlardır:
1. Nabit altın Au (± diğer metaller)
2. Elektrum Au - Ag alaşımı,
3. Kustelit Ag (± Au),
4. Auroküprit Au2 Cu3
5. Aurostibit Au Sb2
6. Rodit Au ( Pt, Rh, Fr, Pd)
7. Kalaverit Au (Ag) Te2
8. Silvanit (Au Ag) Te4
9. Tetsit (Au, Ag)Te
10. Nagyazit Pbn Aun (±Te, Sb, S)
11. Kennerit (Au, Ag) Te2
12. Petzit Ag3 Au Te2
d. Türkiye'de bulunduğu yerler
Türkiye'de pek çok altın oluşumu bulunmakla beraber doğrudan altın cevherine dayalı bir madencilik işletmesi henüz yoktur. Ülkemiz altın yatakları eskiden beri bilinmekte ve çoğu da işletilmiş durumdadır. Türkiye'de altın, elektrolitik bakır üretimi yanında, yan ürün olarak elde edilen kıymetli metal çamurunun izabe ettirilmesi sonucu elde edilmektedir.
Blister bakır içindeki altın miktarı 15 - 20 gr Au/ton arasında değişmektedir. Altın yataklarının ekonomik tenörleri; fosil plaser ve konglomeratik yataklar için 7 gr Au /ton, plaser yataklarda ekonomik limit 0,2 - 0,5 gr Au /m3 tür. Damar tip yataklarda ise 10 - 15 gr Au/ton dur. Diğer kıymetli minerallerin bulunması durumunda bu rakamlar daha aşağılara düşebilir. Dünyada şu anda üretim yapılan madenlerde altın içeriği 1 gr/ton ile 15 - 20 gr/ton arasında değişmektedir.
Türkiye altın potansiyeli bakımından önemli sayılabilecek bir yere sahiptir. Son yıllarda yabancı yatırımcılar tarafından bu konuda yatırım yapılabilecek bir alan olduğunun anlaşılması üzerine Türkiye altın madenlerinin varlığı tartışılamayacak şekilde bir açıklık kazanmıştır. Henüz işletilen bir altın yatağı olmamasına karşılık, şu anda 4 sahada işletmeye yönelik ciddi etüt çalışmaları devam etmektedir. Ancak altının elde edilmesinde uygulanan yöntemlerin büyük bir çoğunluğunun (yaklaşık % 85) siyanür liçi olması ve bu yöntem sonucu açığa çıkan artık maddelerin çevreye verdiği zararlar nedeni ile çevre bilincinin geliştiği günümüzde altın elde edilmesinde bu yönteme büyük oranlarda karşı çıkılmalar yaşanmaktadır.
Yabancı sermayenin işletmek için çalışmalar yaptığı sahalar şunlardır (1995):
1. İzmir - Bergama - Ovacık (Eurogold)
2. Eskişehir -Sivrihisar - Kaymaz (Tüprag)
3. Balıkesir - Edremit - Küçükdere (Tüprag)
4. Artvin -Cerattepe (Cominco)

Bu sahaların dışında altın oluşumu bulunan sahalar şunlardır:
a. Kuvars altın damarları
1. İzmir - Karşıyaka - Arapdağı
2. Çanakkale - Kirazlı - Kartaldağ
3. Elazığ - Baskil - Nazaruşağı
4. İzmir - Ödemiş - Küre
5. Hatay - Kisecikköy
b. Plaser yataklar
1. Manisa - Salihli - Sart
2. Kars - Kağızman - Darphane
3. Kırklareli - İğneada - Mert gölü
4. Hatay - Akıllı çay
c. Bakır - Pirit yatakları
1. Artvin - Borçka - Akarşen
2. Artvin - Murgul - Anayatak
3. Kastamonu - Küre - Aşıköy
4. Elazığ - Maden - Anayatak
d. Kurşun - Çinko yatakları
1. Niğde - Ulukışla - Bolkardağ
2. Balıkesir - Edremit - Altınoluk

e. Önemli ALTIN mineralleri ve özellikleri
1. NABİT ALTIN
Formülü: Au
Sertliği: 2,5 - 3
Yoğunluğu: 15 - 19 gr/cm3
Kristal sistemi: Kübik sistemde kristallenir.
Bulunuş şekli: Bazen tel halinde, lifsel plaka ve pul pul olarak bulunur. Kuvars damarları içinde benekler halinde, nadiren oktaedr kristaller halinde bulunur.
Rengi ve çizgi rengi: Parlak sarı ve sarı metalik, veya yeşilimtrak sarı. Çizgi rengi aynıdır.
Tanıma özellikleri: Üfleçte erir, kral suyunda soğukta çözünür. Dövülebilir,levha ve tel haline getirilebilir. Metalik parıltılıdır. İçinde Ag ve bazen de Cu bulundurabilir.
Bulunduğu yer: Primer olarak kuvars filonlarında (damar) pirit ve arsenopiritle beraber bulunur. Sekonder olarak da alüvyonlarda ve lateritlerde bulunur.
Kullanım yeri: Para değeri olarak, ziynet ve süs eşyası olarak, tıp ve elektronik sanayisinde ve kimya sanayisinde kullanılır.
2. PETZİT
Formülü: (AuAg)2 Te
Sertliği:
Yoğunluğu: gr/cm3
Kristal sistemi:
Bulunuş şekli ve görünüm:
Rengi ve çizgi rengi:
Tanıma özellikleri:
Bulunduğu yer:
3. ARSENOPİRİT (Mispikel)
Formülü: Fe AsS
Sertliği: 5,5
Yoğunluğu: 6 gr/cm3
Kristal sistemi: Monoklinik sistemde kristallenir.

Bulunuş şekli ve görünüm: Kısa prizmalı kompakt kütleler halinde veya taneli olarak bulunur.
Rengi ve çizgi rengi: Gri beyaz renklidir. Çizgi rengi; koyu gridir.
Tanıma özellikleri: Metalik parıltılı olup içinde bir miktar Co, Ag ve Au bulunabilir. Kömür üzerinde magnetik düğme oluşturur. HNO3 de çözünür. Çekiçle vurulunca sarımsak kokusu çıkarır.
Bulunduğu yer: Genellikle kuvars ganglı pirit vr kalkopirit damarlarında bulunur. Metalik cevher damarlarının en olağan arsenik mineralidir. As, Au ve Ag mineralleri için işletilir.
Yeryüzünde bir ton toprakta ortalama olarak 0.0035 gr altın bulunmaktadır.Yani yeryüzünün herhangi bir noktasından bir ton toprağı gerekli aşamalardan geçirdiğinizde içindeki 0.0035 gr altına ulaşabilirsiniz. Ancak bu altının parasal değerinin çok üzerinde bir harcama yapmanız gerekir. Bir yere altın madeni denebilmesi için toprakta ton başına ortalama 1 gr altın cevheri bulunması gerekmektedir. İşletmeye açılabilecek yeterlilikteki altın madenlerinde ise çok daha yüksek tenörde altın bulunmalıdır. Aksi halde madenin karlılığı sözkonusu olmamaktadır.
Dünyada her 15 kilometrekarelik alanda teorik olarak altın rezervi araması yapilabileceği ileri sürülmektedir. Ülkemizin yüzölçümünü hepimiz biliriz 780 bin kilometrekaredir. Bu durumda karşımıza arama yapılabilecek 52 bin potansiyel alan çıkmaktadır. Bu alanlardan sadece %2’ sinin coğrafi olarak arama yapılabilecek ve potansiyel bir altın varlığı içereceği varsayımı ile alan sayısı 1040 olmaktadır. Bunlardan ekonomik olarak işletilebilir olanların sayısının potansiyelin %10’u civarında olacağı varsayımı ile en az 104 ayrı noktada rezerv alanı olması gerektiği sonucuna varıyoruz. Bu çok mekanik gibi görülen hesaplama tarzı Türkiye gibi coğrafi yapısı itibariyle dağlık alanlara sahip bir ülkede pek de göz ardı edilemez.
Altın sadece toprakta bulunmamaktadır. Dünyanın üçte ikisini oluşturan deniz ve okyanuslarda da erimiş tuzlar halinde çok önemli miktarda altın vardır. Laboratuar araştırmalarında varlığı saptanan altının deniz suyundan elde edilmesine yönelik ekonomik bir yöntem henüz geliştirilememiştir. Böyle bir tekniğin geliştirilmesi ve okyanuslardan altın elde edilmesi halinde , dünya altın piyasalarındaki tüm dengeler altüst olacaktır.Yeni teknoloji geliştirilmemesinde bu kaygılar da önemli rol oynayabilir.
Altın madenciliği iki temel kaynak üzerinden yapılmaktadır.Bunlardan biri yerin binlerce metre derinliklerinde yeralan kuvars kayaların kırılması ile yapılan altın madenciliğidir. Diğer maden türü ise kuvars damarlarının yıllarca aşınması sonucunda , aşınan parçacıkların yeraltı suları ve ırmaklar vasıtası ile sürüklenmesi sonucu oluşan alüvyon madenleridir. Filmlere de konu olan madenler bu tip madenlerdir. Hani o altına hücum sahnelerinde, elinde basit bir elekle dere kenarında kum eleyen yaşlı amcanın yaptığı en ilkel haliyle bir alüvyal altın madenini işletmektir. Ancak gerçek hayatta işler filmlerdeki gibi değildir. Madencilerin çok önemli kısmı altını yerin binlerce metre altındaki kuvars yataklardan çıkarmaktadır.
gaffer kişi bunu beğendi.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Okunmamış 17-05-2011
azad7272 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: May 2011
Mesajlar: 3
Red face ustam eline sağlik güzel anlatmışsın

ustam eline sağlik güzel anlatmışsın bide derelerdeki altın taneciklerini ayrıştırma yöntemini geniş bişekilde anlatırsan bence dahada güzel paylaşm ulur örneğin bikere belgeselde izledim asya ülkelerinde nehirdeki altını bakır bir kaba bişeyiler sürüp altını elde ediyorlardi cok ilgimi cekti hata bu işi yapmayi bile cok zevkli geldi bana ama tam bilgiiiiiiiiii bulamadıkkkkkkkkkkk
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Okunmamış 19-08-2014
yanasip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 5
Standart derin mesele

dostum sen yer bul ben tekniğini biliyom birlikte yapalım ama araştırdım türkiyede tenerü yüksek yerler paylaşılmış bir zamanlar ben de altın maden ruhsatı aldım fakat imkansızlıktan işletme kuramadım tenerü düşüktü ama yinede işletme kursaydım yeterliydi ama kuramadım koza madencilik beni oyaladı 6 yılımı heba etti ve ruhsatım iptal edildi şimdi maden alanı içlerinden geçen akarsu bul bu işi halledelim aklı olan definecilikle uğraşmaz au ve ag
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Okunmamış 10-02-2015
gaffer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2015
Mesajlar: 16
Standart

kesinlikle katılıyorum fikirlerine yanasib kardeşim havaların açmasını bekliyorum çıkacağım yollara
ilk durak İğneada )
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Okunmamış 10-02-2015
gaffer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2015
Mesajlar: 16
Standart

azad kardeşim you toube gold pan yaz fikir verecek birçok video var
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Okunmamış 10-02-2015
gaffer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2015
Mesajlar: 16
Standart

Sayın Akcakaya göz atmanızda fayda var.

İki Türk Bilim Adamı: "Peptitler"e "Altın" Ürettiriyor


Washington Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nden iki Türk profesör, laboratuvarda biyolojik ortamda altın parçacığı üretmeyi başardı.

Yapay evrim denen bir yöntemle virüs ve bakteriproteinleri kullanılarak gerçekleştirilen çalışma, Amerikan bilim çevrelerinde büyük yankı uyandırdı.
Washington Üniversitesi Genetik Mühendisliği Malzeme Bilimleri ve Mühendislik Merkezi'nin (GEM-SEC) kurucusu ve yöneticisi Prof. Mehmet Sarıkaya ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı, İTÜ Moleküler Biyoloji Genetik ve Biyoteknoloji Araştırmaları Merkezi'nin yöneticisi Prof. Candan Tamerler'in birlikte yürüttüğü çalışma, malzeme mühendislikleri için bir devrim niteliğinde. Çünkü bu çalışma yalnız altın üretebilmenin değil, savunma, tıp, ilaç sanayi ve endüstrinin her alanı için her türlü malzemeyi üretebilmenin yolunu açıyor. Sözünü ettiğimiz malzemeler sentetik malzemeler değil üstelik gerçek, doğadaki gibi malzemeler!
Prof. Sarıkaya, 1984'te ABD Kaliforniya Üniversitesi'nde doktora çalışması için çeliğin yapısını incelerken, bir bilim dergisinde deniz kabuğunun elektron mikroskobu altındaki görüntüsü ilişir gözüne.Deniz kabuğunun içyapısı çeliğinkiyle aynıdır, tuğlayla örülmüş bir duvara benzemektedir. Yani insanoğlu moleküler boyutta ne yaptığının farkında olmadan, doğada bilinen en dayanıklı malzeme olan deniz kabuğunu taklit eden bir madde üretmiştir demire karbon katarak: Çelik!
BİYOMETRİK: YENİ BİR BİLİM DALI
O gün Sarıkaya, bir malzeme bilimci olarak doğayı taklit ederek mükemmel malzemeler geliştirebileceğinin farkına varır. Biyomimetik (biyobenzetim) denen bilim dalına ilk adımını böylece atar. Biyomimetik, canlılardaki protein yapılarını nano ölçekte (atomik veya moleküler boyutta) inceleyerek, mühendislik yoluyla bu yapılara benzer sentetik malzemeler üretmeye çalışan bir bilim dalı. Sarıkaya da 90'ların sonuna kadar geyik boynuzları, sünger iskeletleri ve bakteriler üzerinde çalışmalarını sürdürür. 90'ların başında nanoteknoloji ve nanobiyoteknolojinin yükselişi biyomimetikçalışmalarına da ilgiyi arttırır.
Ancak tabiatı taklit etmenin zorlukları ve günümüz teknolojisinin yetersizlikleri bir yana, bu alanda tek bir veriye ulaşmak bile onlarca yıl alıyor. Örneğin 30 yıllık çalışmaların sonucunda diş minesinin oluşumunda etkin olan 40 protein içinden bugüne dek yalnızca bir tanesinin belirli bir bölgesinin ne işe yaradığı keşfedilmiş durumda. Prof. Sarıkaya 2000 yılında şöyle der kendi kendine:
"Niye tabiatı taklit etmek yerine malzemeleri onun yaptığı gibi yapmayalım?"
Kendisine bu soruyu yönelttiğinde dünyada "moleküler biyomimetiğin" kurucusu olacağını bilemezdi herhalde. Bu çılgın fikrini hayata geçirmek için iyi bir moleküler biyolog arayışına girer. Prof. Candan Tamerler ile işte bu arayış sırasında, İstanbul'a 2001'de bir kongre için geldiğinde tanışır. Tamerler, o zaman için son derece çılgınca görünen bu fikre derhal sıcak bakar ve:
"Canlıların yapı taşı olan proteinler milyarlarca yıldır neyi nasıl yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Biz de proteinleri kullanabiliriz" der.
Başta ABD'de olmak üzere "Nature" gibi birçok saygın bilim dergisinde makaleleri yayımlanan Sarıkaya ve Tamerler, artık bugün; gümüş, platin, mika, titanyum, safir, silika, insan dişi dokuları ve altınüretebiliyorlar.
ALTINI PEPTİTLER ÜRETİYOR
Öncelikle bir bardak suyun içine (deney tüpünün yani) küçük altın parçacıkları yerleştiriliyor. Sonra milyarlarcabakterinin ve virüsün bulunduğu "bakteri ve virüs kütüphanesi" dedikleri bölüme geçiliyor. Buradakivirüs ve bakterilerin kendilerine has yapılarını oluşturan proteinleri toplanıyor. Bu proteinlerin de peptit denen küçük bir kısmı, alınıp altın parçacıklı su dolu bardağa atılıyor. Sonra da milyarlarca peptitiçinden bazılarının altını suya tercih ederek altına yapışması bekleniyor. Beklenen oluyor. Birkaç yüz tanesi altın parçacıklarına gidip yerleşiyor. Neden diye soruyorum:
"Bir peptitin, altını, suya tercih etmesi, altın molekülünün peptitin üç boyutlu yapısına uyduğu anlamına geliyor. Peptit, altın molekülünün üzerinde kendini dengede ve rahat hissediyor. Evrimsel olarak bakarsak, altın parçacığının üzerine yapıştığında ortaya bir enerji çıkıyor ve peptit enerjik olarak dengesini sağlıyor ve bu nedenle o maddeye bağımlı hâle geliyor" diye cevaplıyor Tamerler.
Zaten sudan başka bir seçeneği de yok peptitin. İkisinden birini seçmek zorunda, o da kendisine en uygun olan, en rahat ettiği yeri seçiyor. İşte buna molekül boyutunda "tanıma" deniyor. Bir anlamda hayata tutunmaya çalışıyor. Peki peptit canlı mı ki buna karar verebiliyor? Bu soruyu da Sarıkaya yanıtlıyor:
"Biz akıllı molekül diyoruz. Molekül başka bir molekülü tanıyor ve onunla birleşince bir fonksiyon, bir çıkar elde ediyorsa bu akıldır işte. Peptitler de sanki canlı gibi".
Peki, bir peptit kendini altının üzerinde dengede hissedip hissetmediğine nasıl karar veriyor? Sarıkaya hemen sandalyesinden kalkıp göstererek anlatmaya başlıyor:
"Diyelim ben peptitim, bu sandalye de altın. Ben geliyorum sandalyenin orasına burasına oturuyorum ama bir türlü rahat edemiyorum. Benim üç boyutlu yapıma yani vücut şeklime uygun değil diyelim ki bu sandalye. Diyelim çok şişmanım ve sığamıyorum bu dar sandalyeye. İşte peptitler de üç boyutlu yapılarına uygun yani ergonomik olan yapıyı seçiyorlar oturmak için. Ya da onu bırak, bir kız bir oğlanın elini tutar da ötekininkini tutmaz niye? Onun gibi işte..."
Bu hareketli anlatımla konuyu iyice kavrıyorum. Vücudumuzdaki moleküllerin birbirini aynen bu şekilde tanımasalar bir araya gelemeyeceklerini de öğreniyorum. Biyolojinin temeli bu tanıma kavramına dayanıyormuş.
PEPTİTLER ALTINDAN EV YAPIYOR
Daha sonra suda kalmayı tercih eden peptitler ayıklanarak, altını tercih edenler toplanıyor. Ve virüslerin, bakterilerin genetikleriyle oynanarak altını tercih eden türdeki peptitler üretmeleri sağlanıyor. Şimdi gelelim altın yapmaya. Denizde, okyanuslarda, göllerde ve ırmaklarda altın iyonları(atomik boyutta) bulunduğunu biliyoruz. Bu iyonlar altın değil ama bir araya getirilirlerse altın olacaklar. İşte ikinci aşama burada başlıyor. Bir kova deniz suyu alınıyor (yani iyonlar sulu ortamda deney tüpünde bir araya getiriliyor) ve içine az evvel söz ettiğimiz "altın sever peptitler" bırakılıyor. Sonra bir bardak kahve almaya gidiyorsunuz ve dönüyorsunuz ki ne göresiniz, kovanın içinde altın parçacıkları var! Hem de dakikalar içinde! Ama nasıl? Yaşam alanı olarak altını tercih eden peptitleraltın iyonlarını görünce tanıyor. 3-5 dakika içinde iyonları bir araya getirerek altın molekülleri yani kendine yaşayacak bir ev yapıyor. Tıpkı tuğlaları bir araya getirerek ev yapmak gibi. Sarıkaya:
"Bu, yapay evrimle ortaya yeni bir akıllı biyolojik molekül çıkması demek. Altın iyonuyla diğer iyonlar arasındaki farkı bilen bir yapı. Göllerde, denizlerde, altın madenlerindeki su birikintilerinde altın iyonları bulunur. Altın seven peptitler, bunların hepsini altına çevirebilirler" diyor.
Tamerler tüm bu işlemlerin oda sıcaklığında ve kimyasal kullanmadan yapılmasını "İşte buna yeşil bilim denir" sözüyle açıklıyor.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
altın

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ordu'da 2 küp altın Farmet Teknoloji Define & Dedektör Haberleri 2 06-03-2015 06:41
Akdenizde 2 Bin Altın coskun Bulunmuş-Çıkarılmış Obje ve Hazine Resimleri 2 23-02-2015 12:18
altın kral :D yldrmbnc Genel Cihaz Bilgileri 2 27-01-2015 05:58
Çil Çil altın Akcakaya Farklı Konular 4 24-05-2014 01:20
ATV haber 400 kg altın Akcakaya Farklı Konular 7 08-01-2011 04:48

Farmet Teknoloji Sistem Bilgisi Site Bilgileri (Alexa)
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 RC 2
www.farmet.net - Tüm Hakları Saklıdır.
kiralık dedektor | Farmet

İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan Farmet Forumları 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Farmet hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler [email protected] adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Farmet yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve Avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
!-- Yandex.Metrika counter -->